Allah-u Teâlâ ise, bütün kâinatı, kentilyonlarca yıldızları, milyarlarca galaksileri, milyarlarca gezegenleri, bütün dünyayı, tüm ülkeleri, şehirleri, ilçeleri, mahalleleri, binaları, insanları, kapkara gecede, kara taş üzerindeki kapkara bir karıncayı ve o karıncanın içindekini ve bunun gibi bütün mahlûkatı aynı anda eksiksiz, noksansız ve mükemmel bir surette görür.
İnsanın görme sıfatına sınır konulmuştur. İnsan, Türkiye’yi görürken Fas’ı göremez. Gaziantep’i görürken İstanbul’u göremez. Gaziantep’in bir ilçesini görürken ötekini göremez. O ilçedeki bir mahalleyi görürken diğerini göremez. Mahalledeki bir binaya dışarıdan bakarken o binanın içini göremez. Evin içindeki bir odada iken duvarın arkasını göremez. Hem toprağı görür; ama aynı anda toprak altındakileri göremez. Belli bir mesafeye kadar eşyayı
görür, o sınırdan ötesini göremez. Hem önünü görür, arkasını göremez. Karıncayı görür, lakin o karıncanın içindekileri göremez ve bunun gibi...