Es muss sein

Es muss sein
@arslnnrcn
Dünyaya bir daha gelişinde Çocuk ve korkusuz yaşamak ister sürekli. Büyümek yalnız tutunanlara gerekli.
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
Bugüne kadar Halil Cibran'ı nasıl ıskaladım bilmiyorum. Yolum onunla şimdilerde kesişti. Ve iyi ki kesişti. Uzun zamandır okuduğum en etkileyici kitap ve kelimelerin, imgelerin banyosunda beni, düşüncelerimi ve kalbimi yıkayan, durulayan yazar Halil Cibran oldu. Özellikle bu kitabı beni derinden etkiledi. Bir başucu kitabı olma niteliğinde. Cibran'ın öyküleri, şiirleri ve aforizmalarının bir arada olduğu bir ustalık eseri. Yazar içeriğinde aşk, adalet, cesaret, hakikat, din, iyilik, sevgi, erdemler gibi konuları nakış işler gibi işlemiş. Adeta size gökyüzünde rüzgarın uğultusunu dinletir gibi, satır aralarında dans ettirir gibi, şarkı söyletir gibi bir havası var kitabın. Öylesine derin, öylesine şairane, öylesine nahif.
ÖzHalil Cibran · Butik Yayınları · 201065 okunma
Reklam
Puan vermedi·324 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
Seçimde boş oy kullanan koca bir şehir düşünün. Bu boş oy ile tepkisini gösteren, birlik olan ve hükümete olan güvensizliğini bu şekilde dile getiren bir şehir. Bu şehir ki bir zamanlar körlüğün ortasında kalakalmış, bembeyaz bir görüntüye -boşluğa- bürünmüş bir şehir. Kitabın Körlük'ün devamı niteliğinde olduğunu bilmem, bu kitabı heyecanla, soluksuz okumama yetti. Körlük'ün apayrı bir felsefesi vardır çünkü. Körlük gibi Görmek de bana hiç yabancı gelmeyen bir kitap. Bizzat içinde bulunduğumuz toplumun karanlık yüzünü gösteren, adeta bu yozlaşmış düzenin tüm kirli çamaşırlarını derin bir kavrayış ile ortaya seriyor. Özellikle kitabın sonu bana Türkiye'deki faili meçhul cinayetleri, 80'li, 90'lı ve 2000'li yılları, bugünün ise korku dispotyasını hatırlatırken bir yandan da bu sinmişliğin insanlığı ne hale getirdiğini, getireceğini gözümüze sokan bir kitap. Bunca hamasetin, kokuşmuşluğun, yozluğun orta yerinde temiz kalmaya çalışan insanların mücadelesi, bir şeylerin hala bitmediğini de anlatıyor.
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
10/10
·542 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 14:54
"Yabanıl kadını, bir zamanlar doğal psişik durumda - yani, doğru vahşi akla sahip- olan, daha sonra, bir dizi olay sonucu ele geçirilen, böylece aşırı evcilleşerek olması gereken içgüdüleri ölgünleşen kadın olarak tanımlıyorum." diyor yazar vahşi kadınla ilgili olarak. Kadınların sezgilerinden, yavrularını korumadaki vahşiliklerinden, koku ve tat alma gibi duyuların gelişmişliğinden, içgüdülerinin başedilmez gücünden, düştüğü yılgınlıktan kendini kurtarabilme gücünden dolayı kadınları kurtlara benzeterek kadınların vahşi doğasının kurtların doğası ile yakından ilgili olduğunu söyler. Yaklaşık olarak 20 yılın çalışması sonucu ortaya çıkmış olan bu kitapta, yazar aynı zamanda bir psikanalistçi olduğu için kadınların vahşi doğasını psikolojik açıdan inceleyerek gözler önüne seriyor. Mitolojik ve kuşaktan kuşağa aktarılan öyküleri derleyerek edebi bir halde sunarken aynı zamanda bu öykülerdeki kişileri, simgeleri ve olayları kadının psişesinde arketipsel olarak temsil ettiği durumlarla açıklıyor. Bana göre Kurtlarla Koşan Kadınlar bir kitap değil, kadınlar için kendi vahşi doğasına geri dönme, orada kendini bulma, hayatı alt etme ve kendini asla teslim etmeme kılavuzudur. Bu kitabı okurken bazı yerlerde ağladım, bazı yerlerde daha da güçlendim, bazı yerlerde bağışladım, bazı yerlerde vazgeçtim, bazı yerlerde hırs yaptım. Ve çoğu yerde kendimi, hatalarımı, doğrularımı, yılgınlıklarımı gördüm. Fakat şunu öğrendim ki ne olursa olsun, asla vazgeçmeden, yılmadan, tükenmeye ve tuzağa düşmeye izin vermeden, vahşi doğasından ayrılmadan ve evcilleşmeden, içgülerinden vazgeçmeden, hayatın çetrefilli, bol taşlı ve engebeli yolundan gitmeye devam etmelidir tüm kadınlar. Bu kitap tam bir şaheserdir ve her kadının bir kere değil, birçok defa tekrardan okuması gereken bir başucu
Anime
Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. Estes · Ayrıntı Yayınları · 202110,7bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
Bu kitabın tüm satırlarında George Orwell'in 1984 kitabını anımsadım. Çünkü bu kitap da tıpkı 1984 gibi tam bir dispotya örneği. Latin Amerika'nın diktatörünü ve onun bitmek bilmez korku, baskı, zulüm dönemini muhteşem bir dille anlatıyor Asturias. Kitap ile ilgili şöyle deniyor aynı zamanda: "Latin Amerika'da ne zaman bir darbe ya da devrim havası esse, kitapçıların raflarından ilk bu kitap kaldırılır." Bu cümle aslında anlatıyor her şeyi. Korku ve baskının aktörü olan Sayın Başkan, Tanrı kadar kutsaldır. Kendisini çoğu kimse görmez ancak varlığı, insanların üzerinde acımasız bir şekilde hissettirilir. Onun yerine başkasının seçilmesi fikri bile suçtur, vatan hainliğidir ve cezası idamdır. Ancak usulden olsa gerek seçim yapılır ve hep kazanan Sayın Başkan olur. Aksini isteyenin sonunun ne olacağını söylemiştik zaten. Sayın Başkan ve yandaşları tarafından 'üstün demokrasi' olarak adlandırılan, ancak aslında korku hükümdarlığının baş gösterdiği bu ülkede, bir gün sarayda, başka bir gün de hapiste, hücrede, işkencede ya da mezarda olacağınızın hiçbir garantisi yoktur. Her şey piyangoya bakar. Şansınız hangisine yaverse...
Sayın BaşkanMiguel Angel Asturias · Yordam Kitap · 2020385 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
Bu güzel kitap, Okyanusya kıtasında bulunan Samoa Adası'ndaki bir yerlinin, "beyaz adamı" ve onun uygar(!) ülkesini, yaşamını görmüş, yaşamış, gözlemlemiş birisi olarak gördüklerini anlatır. Papalagi'nin giydiği kıyafetten ayakkabılarına, zaman kavramından yaptığı icatlara, yaşadığı evlerden eşyalarına, inançlarından düşünce yapısına, mesleklerinden yaşayış biçimine kadar hepsini gözlemlemiş olan bu ada yerlisi adam, beyaz adamın uygarlaşmaya çalışırken gün içinde kendilerini zaman kavramı içinde eriterek koşturup durmalarıyla aslında ne çok şeyi kaybettiklerini anlatır ada halkına.Göğü delen anlamına gelen Papalagi gerçekten de göğü delip geçmiştir ve bu sakin, ilkel ve doğayı kendisine tanrı bilmiş adaya ışık getirmeyi vaat etmiştir. Ancak kendi karanlığını getirmiştir adaya. Bu kitapla aslında, uygarlaşan(!) ve kendini bu yerlilerden daha üstün gören Papalagi'nin (beyaz adamın) kendi karanlığını, nefretini; huzurun, masumiyetin, sevginin, kardeşliğin, dayanışmanın hüküm sürdüğü bu topraklara nasıl taşımaya çalıştığını göreceksiniz. Gayet akıcı ve sade bir dille yazılmış olan bu kitabı mutlaka okuyun, aslında hepimizin içinde bir Papalagi olduğunu fark edeceksiniz.
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Reklam