Bir şair ne kadar hünerli olursa olsun, terk edilmiş bir aşığın nicedir hasretini çektiği cananıyla buluşmaya gitmesini ne kadar zarifçe sözler ve anlamlarla örtmeye çalışırsa çalışsın, yine bu meseleyi kendinin olmayan bir şeye saldırı olmaktan kurtarabilir mi? övünülemeyecek bir aşkta ne tat olabilir?
…gönlü kırıla kırıla toz haline gelmiş, kırılacak tarafı kalmamıştı. Hayatın âh u zâr ile doldurduğu bir kalp, yine hayatın kırdığı birisinin, çok yakın birisinin istihzalarından yüksünecek değildi ya.
Sevginin niçini olmaz ki efendim...
Düşünsem belki mâkul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakiki sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.