Nice nice efsaneler vardır ki, kaynaklarının Ana­dolu'da bulunduğunu kimse bilmez. Bu masallara sahne olan yerler efsane kitaplarında bütün renk ve çizgi özellikleri ile anlatılmıştır, masalı okurken onları gözümüzle görür gibi oluruz. Ama hayal gö­züyle gördüğümüz bu manzaraları gerçek dünya­mızda aramaya pek koyulmayız. Oysa, masal, için­de doğduğu dekora ne kadar bağlı ise, dekor da kaynak olduğu masalın anılması, anlatılması ile canlanır ve asıl kişiliğini ondan alır. Salmakis efsanesi için de bu böyledir. İlkçağdan bu yana birçok sanatçının şiirine, resmine, heykeli­ne konu olan bu masalı bugünkü çerçevesine yer­leştirdiniz mi, masal gerçeğin verdiği anlamla de­rinlik kazanır, masala sahne olan yer de zamanın akışı içinde sanki duralar, ölümsüzleşir. Bodrum'un hemen yanında, deniz kıyısında, bir zamanlar «Salmakis» denilen, bugün «Bardakçı» diye anılan bir tatlı su kaynağı vardır. İçecekleri suyun az kireçli olmasına önem veren Bodrumlular sula­rını ya denizden kayıkla, ya karadan eşekle bu Bardakçı kaynağından getirirler. Su, kıyının iki adım ötesindeki bir kayadan denize akar. Bardakçı iki üçyüz metre genişliğinde bir kumsaldır, karadan yana kayalı, uçurumlu bir dağ amfitiyatrosuyla çev­rilidir. Bardakçı'da gökten düşme bir cennet parçası gibi küçücük, berrak bir göl varmış. Mersin ve yaba­ni sakız ağaçları bu göle yeşil bir çelenk olurlarmış. Bu güzel gölde Salmakis adlı bir su perisi yaşarmış. Salmakis, tanrıça Artemis'in buyruğunda bir dağ ve­ ya orman perisi olmadığından, avcılık etmez, yani zavallı hayvancıkları öldürmezdi; onun için de elin­de ok ve yay taşımazdı. İşi gücü gölün yemyeşil su­larında çırpınıp yıkanmak, çırılçıplak cümbüş et­mekti. Uzun saçlarını göl kıyısında biten mersin ağacından yaptığı taraklarla tarardı. Saçlarını tarar­ken küçücük
Sayfa 115·Kitabı okuyor
"Hayatımı Muhammed Peygamber'in yolunda yaşadım," dedi. "Verdiğim tüm kararlarda dürüst ve adil olmaya çalışırım. Ama, her insan gibi, ben de kusurluyum. Günah işliyorum. Ve benim ruhumun biraz kirlenmesiyle huzura kavuşacaksan, öyle olsun. Ancak Allah'ın beni affetmesini dileyebilirim."
Sayfa 329 - İthaki Yayınları - 9. Baskı, Mart 2026·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok az insan babalarının onları ne kadar sevdiğinin ölçümünü yapabilir. Ama ben yaptım. Bu iş kırk beş dakika sürmeliydi ama babam bunun üzerinde üç buçuk saat çalıştı. Benim babam beni her şeyden yüzde 336 daha çok seviyordu.
Sayfa 252 - İthaki Yayınları - 9. Baskı, Mart 2026·Kitabı okudu
Alıntı
Ayvadana çiçeğinin dediği
Adımı ayın ve kadınların koruyucusu, doğanın efendisi olan tanrıça Artemis'ten alırım. Bir zamanlar, belki de şahit olmak isteyeceğim en son yerde, beni seven ve benimle beslenen mavi kelebekler sayesinde bir zulmün açığa çıkmasına vesile olmuştum. Srebrenitsa'da toplu mezarlar böyle bulunmuştu. Ben oradaydım, görün bizi diyenlerin sesine ulak olmak için. Bitki olalı böyle bir zulme tanık olmamıştım. Derdi ki atam çiçek: "İnsan hırsına bütün dünyalar verilse yetmez; insanın insana yaptığını yedi düvel yapamaz." Keşke hiç olmasaydım da görmeseydim.
Alıntı
"Müslümanlar insanlara karşı eğilmezler," dedi Rudy. "Muhammed Peygamber bile kimsenin ona karşı eğilmesine izin vermemiş. Sadece ve sadece Allah'a karşı boyunlarını eğerler. Başka kimseye değil."
Sayfa 159 - İthaki Yayınları - 9. Baskı, Mart 2026·Kitabı okudu
Alıntı
Kimi şeyler insanları fena öfkelendiriyor. Öyle ki grup halinde gelip sen hiçbir kanunu çiğnememiş olsan da seni cezalandırıyorlar.
Sayfa 129 - İthaki Yayınları - 9. Baskı, Mart 2026·Kitabı okudu
Alıntı