Bu dünyayı nasıl olurdu da bir Tanrı yaratmış olabilir, diye sordu kendine. Zihniyle her zaman şunu kavrıyordu ki, dünyada mantık, düzen, adalet değil; ıstırap, ölüm ve yoksulluk vardı. Bu dünyanın kalkışamayacağı hiçbir kötülük yoktu, bunu biliyordu.
Yine de tüm çocuklarına sonuna kadar direnmeleri gerektiğini söylerdi. Bu yüzden, önlerinde ne olduğunu bildiğinden -sevgi, hırs ve korkunç yerlerde tek başına kalmanın çaresizliği- sık sık şunu derdi: "Neden büyüyüp de bütün bunları kaybetmeleri gerekiyor?" Sonra yaşama karşı kılıcını çekip, kendine "Saçmalık," derdi.
Kadınların aksine, erkekler, toplum tarafından onlara atfedilen her türlü oyuna çocuklar gibi kapılıp gitmeye toplumsal olarak daha hazırlıklı ve donanımlıdırlar, savaş ise bu oyunların en mükemmel biçimidir.
Çocukluk ve ergenliğin en ateşli isyanları belki de babadan daha çok, babaya sorgusuz sualsiz gösterilen itaate, ona biat etme ve onun akıl yürütmesini kabullenme doğrultusundaki ilk harekete yöneliktir.