Çünkü aşk, hayatın asıl özü, esas gayesidir. Mevlâna’nın bizlere hatırlattığı üzere, gün gelir, herkesi, ondan köşe bucak kaçanları bile, hatta “romantik” kelimesini bir suçlama gibi kullananları dahi kıskıvrak yakalar aşk.
Ne garip, biraz kendini deşmeye kalksa, insan, sonunda olduğunu sandığı kişinin tam tersi çıkıyor. Sokakta görse yüzünü buruşturup asla böyle biri olmak istemezdim dediği kimse, işte o çıkıyor insan.
Duygularımın aksi gibi davranmaya çalıştığımı anladım. Ruhumdaki yarılma da, kendime söylediğim bu küçük yalandan, hissettiğimi yaşamaktan kaçma telaşımdan kaynaklanıyordu belki.
Bazen yalnızlık her şeyi öyle seyreltir ki, duru bir bakışla görüp seçiverir insan kendine benzeyeni. Sonra ona sarılır ve bir daha asla bırakmak istemez.