Ah Osman… Hikaye o kadar tanıdıktı ki bir arkadaşımla paylaştığım düşüncelerim sanki kitap haline dönüşüp tekrar karşıma çıkmış gibiydi. Verilen örneklerin hikaye içerisine yedirilişi, o cümlelerin ezelden beri öyle kurulmasını gerektiriyormuş gibiydi. Hayatımızın içinden bizden bir hikaye. Hani hepimizin hayatında vardır ya vedalaştığı bir Osman. Hani diyor ya Balboa:“Bu kayboluş meselesi üzerine çok düşünüyorum. Sen mi kayboldun yoksa ben mi, bir türlü karar veremiyorum.” diye. Asıl mesele eninde sonunda kendini bulabilmekte. Sonsuza kadar kendin olabilmekte. Acısıyla tatlısıyla yaşamayı bilmekte. Kalbini sevgiye açık tutabilmekte. Elinden geleni yaptıysan ve her zaman yine elinden geleni yapmaya hazırsan tamam. Artık ardına bakmadığın yeni yollar, yeni yaşlar ve yeni hikayeler yazılmak için seni bekliyor demektir. Çok büyük konuşmadan sözlerimize de bir son vermek icap eder elbette. “Neticede olan olduysa, olan olmuştur.” Değil mi Osman?