Toprakları kederden başka mahsul vermeyen, harap bir ülke uzanıyordu göz alabildiğine. Her bir yeşil yaprak, her bir ot ve tahıl tanesi, en az ülkenin sefil insanları kadar aciz ve kurumuştu. Her şey boynunu bükmüştü; mahzun, örselenmiş ve kırık döküktü. Haneler, çitler, evcil hayvanlar, erkekler, kadınlar, çocuklar ve onlara can veren toprak; hepsi tükenmişti.
Sayfa 295 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Günü geldiğinde, başlarının üzerindeki o çok övündüğü çatı bambaşka bir işleve kavuşacaktı; çatıdaki kurşundan elde edilen yüzlerce, binlerce mermi, gözleri alev alev yanan insanların namlularından üzerlerine yağacaktı.
Sayfa 159 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hemde hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete…
Sayfa 1 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu