9/10
·364 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:26
Kitap çok güzeldi, yalnızca benim kişisel deneyimim kitaptan almam gereken keyifi baltaladı. Hamilelik ve bebek tropeları benim için artık çalışmıyor. Çünkü 4 aylık bir bebeğim var ve şuan bir kitaptan günde 20 sayfa okuyabilmek bile lüks. Benim için bu kadar yorucu bir deneyimi kuş kadar hafif bir şekilde kurguya yedirince yazarlar sanırım biraz kopuyorum kurgudan. Kitaba gelecek olursak konuyu geçiyorum ve karakterlere geliyorum. İki ana karakteri de sevdim. Gerçekçi olmuşlar mı soru işareti ama pozitif bir hikaye okumak istiyorsak gerçekçilikten biraz ödün verebiliriz bence. Pozitiflik demişken kitabın mesajını, akıl sağlığı ile ilgili söyledikleri vs. çok sevdim. Yorgun ve iyi bir ruh halinde olmadığım bu dönemde bana gerçekten iyi geldi diyebilirim. Tek eleştirim bebekle ilgili yazılan kısımların gerçeklikten bence aşırı uzak oluşuydu. En azindan benim deneyimimle karşılaştırınca. Bebeğin sadece biberon verdim, altını değiştirdim gibi geçiştirilmesi beni sürekli kitaptan gerçek dünyaya atıp atıp durdu. Bebek bakmak asla bu kadar kolay değil ve eskiden asla takılmayacağım bu ayrıntı şimdi beni kitabın kurgusunda akıp gitmekten alıkoydu bazen. Elbette bu benim kişisel durumum. Çoğu romantizm kitabı sever için gayet mükemmel bir kitap olur bence. Yazarın okuduğum kitaplarını şimdiye kadar sevdim, kesinlikle devam edeceğim. İyi okumalar..
Hayat Çok KısaAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 202628 okunma
4/10
·592 syf.··
2026 11. kitabı
Benim için tamamen çerezlik bir kitaptı. Boş bir zamanda kafa dağıtmak, biraz eğlenmek ve vakit geçirmek isteyenler için uygun olabilir. Kitap sürüklüyor mu? Evet, sürüklüyor. Bu yüzden okuması zor bir kitap değildi. Ancak bunun dışında bana çok fazla şey sunamadı. Öncelikle 595 sayfalık bir roman olacak kadar güçlü bir konuya sahip olduğunu düşünmüyorum. Hikâye rahatlıkla daha kısa tutulabilirmiş. Özellikle bazı olayların ve karakterlerin yaşadığı ayrılık sürecinin gereğinden fazla uzatıldığını hissettim. Hatta bazı bölümler bana tamamen kitabın sayfa sayısını artırmak için eklenmiş gibi geldi. Bu kadar uzun olmasına rağmen olay örgüsünde derinleşen veya kitaba farklı bir boyut kazandıran bir şey göremedim. Erkek karaktere ise daha ilk sayfalardan itibaren nefret ettim. Sürekli kadınların fiziksel özellikleri hakkında konuşması, kalça ve göğüs gibi detayları ön plana çıkarması beni oldukça rahatsız etti. Kadınları bir birey olarak görmek yerine dış görünüşleri üzerinden değerlendiren tavrı hiç hoşuma gitmedi. Cinsel anlamda. Bu yüzden gözümde klasik "playboy erkek" kalıbından öteye geçemedi. Zaten karakterin genel yapısı da "ben kötü çocuğum, kimseye bağlanmam, istediğimi yaparım" tarzında yazılmıştı. İnsanları kullanıp atan, ilişkileri ciddiye almayan bir karakterken ilerleyen sayfalarda bir kadına âşık olup değişmeye başlıyor. Ancak bu dönüşüm bana hiç özgün gelmedi çünkü romantik kitaplarda artık defalarca gördüğümüz klişelerden biri. Kadın karakter ise kilosu ve görünüşü konusunda özgüven problemleri yaşayan bir karakterdi. Onun kendini kabul etme sürecini okumak yer yer hoşuma gitti. Kitapta en sevdiğim noktalardan biri de buydu. Fakat hikâyenin genelinde yaşanan ayrılık ve barışma süreçleri bana oldukça yapay geldi. Özellikle ayrılığın bu kadar uzatılması
Yüksek UçuşLiz Tomforde · Ren Kitap · 2024776 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·370 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:00
Cem Mumcu, psikiyatrist kimliğinin getirdiği o keskin gözlem yeteneğini, bu kitapta okurun savunma mekanizmalarını yıkmak için kullanıyor. Başkalarına danışmanlık yaparken, eğitimler verip kitlelere yol gösterirken dışarıyı ve "ötekini" analiz etmek her zaman çok daha kolaydır; asıl zor ve ürkütücü olan, kişinin bizzat kendi zihnindeki karanlık odalara ve kör noktalara bakabilme cesaretini göstermesidir. İşte bu kitap, o cesareti talep eden, okuru kendi yalanlarıyla yüzleştiren sarsıcı bir psikolojik rehberdir. Yaşadığınız o "büyük" hayal kırıklıklarının ve tekrarlayan sorunların mimarı aslında sadece sizsiniz. Kitabın sonunda, kendinize acımayı ve başkalarını suçlamayı bıraktığınız an, o büyük bir omuz çöküntüsü yaşarsınız. Ancak yazar, bu acımasız yüzleşmenin (otopsinin) ardından gelen o tuhaf özgürlük hissini size hediye eder. Maskeler düştüğünde ve kendi karanlığınızla barıştığınızda, artık kimseye bir şey kanıtlamak zorunda kalmadığınızı fark edersiniz..
Kendine Bakma KitabıCem Mumcu · Okuyan Us Yayınları · 2020317 okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2026 13. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:21
Kitabı bitirdiğimde benim için düşündüren noktalar şunlar oldu: Eğitimsiz, hayata dair deneyim sahibi olmayan, çok görmemiş ve kaba denilebilecek yapıdaki bir insanın sahip olduğu bir beceri ile etrafta nasıl tanındığı konusu.. var olan becerisinin onu ancak bir yere kdar taşıdığı kabuğunun içinin küçük bir sohbet anında bile ele verdiği boşluğunu görüyoruz. Ve ün denilen şeyin insanı ancak bir yere kdar taşıyabileceğini .Dr b. İle son oyunu tamamlasalardı belkide artık kendini bitirmiş olacaktı.elindeki tek gücü olan şampiyon ünvanını orada bırakacaktı. Gelelim Dr B. Bize aslında sınırlar içinde de sonsuz seçenekler olduğunu gösteriyor.eline fırsat geçtikten sonra zamanı bu denli dolu geçirmesi, seçenekleri katlanarak arttırması beynin akıl almaz boyutlarını bize gösteriyor. Ama yinede şunu görüyoruz ki akıl almaz boyutlar dediğimiz artık doğru ile hayalî karıştıracak boyuta ulaşınca işlerin renginin değişmesi bizi korkutuyor.psikolojinin ne denli etkili olduğunu ve belli sınırlar dahilinde kalarak gerçek hayattan kopmayacak şekilde düşüncelerimizi düzenlemekten öteye geçmemenin önemini fark ediyoruz.Ve kitabın en sonunda asıl galibiyetin önce kendini seçmek olduğunu yaşayarak bize gösteriyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,4bin okunma
Geçmiş hayatlarda , kaybolan aşklar ve yüce yürekli kadınlar.
8/10
·176 syf.·
2026 107. kitabı
Gerçekten neydi aşk? Heloise, aşk acısını Abelard'ı kalbinde taşıyarak yaşadı. Şövalyeler, leydilerine duyduk­ları aşk uğruna öldüler. Peki, ya kadınlar? Ahhh kadınlar . . . Hiçbir zaman hissettikleri ve duyguları önemsenmedi. İşte Orta Çağ'da da kadınlara aşkın yanında yaşatılan bu duygusal yoksunluk sonucun­ da onlar ya harcandılar ya satıldılar, ya birilerine köle oldular ya da acı çekerek mücadele ederek belki de kadın olduklarını anlamadan, duygularını yaşayamadan öldüler ya da öldürüldüler. Ve sonradan kahraman ilan edildiler. Peki, aşk, sadece kadınlar açısından acının ta kendisi miydi acaba? Aslında maalesef diyorum ki cevabı "evet" ve aşk, kadınlar için acıydı. Çünkü zamanı ve mekanı fark etmez kadınların aşkı yaşarken bile korkuları vardı. Baskılandılar. Ka­dın gibi hissetmeleri hatta varlıkları bile suçtu. Bu karmaşada kendi kimliklerini arıyorlardı. Yazar Pınar Ülgen Ortaçağ'da yaşananları anlatırken olaylara biraz daha feminen bakmış, bu bana keyif verdi açıkcası... Kilise, krallar, asiller kendilerince herşeyi avantajlı hale getirerek sömürmüş. En çok hoşuma giden Dut ağacının hikayesi oldu. Artık bahçemdeki dut ağacım bana, Pyramise ve Thusbeyi hatırlatacak. Aşk uğruna acı çeken çiftlerle ilgili başka örneklerde vardı. Kitabın sonundaki şiirler güzeldi. Aşkın kuralları bile anlatılmıştı, derinlemesine incelenmişti.Benim için farklı bir deneyim oldu. Bazen tarih sahnelerindeki olaylar hayata bakış açınızı değiştirebilir. Aşk ince bir çizgidir. O ince çizginin dışına çıkanlar hep kaybetmiştir. Keyifli okumalar
Orta Çağ Avrupa’sında Aşk Tutku Entrika Ve RomantizmPınar Ülgen · Yeditepe Yayınevi · 202326 okunma
Puan vermedi
#OkudumBitirdim Güzel Çirkin/Alice Feeney Ters köşeleriyle dikkat çeken, daha öncede üç kitabını okuduğum AliceFeeney, her kitabında Akıcı anlatımı, abartısız betimlemeleri ile yer eden yazar. Sanki bu kitabında sonunu aceleye getirmiş gibi çok iyi bağlayamamış oldu bittiye getirmiş son sayfalara kadar merakla okuduğum kitap bittiğinde bumuymuş duygusu yaşattı açıkçası bende Yazar Grady Green, eşi Abby’nin arabasını uçurumun kenarında bulduğunda aracın sürücü kapısı açıktı ama ondan hiçbir iz yoktu. Yazar Grady, eşi Abby’e ne olduğunu bilmemesi ve yasını tutması sebebiyle artık kitap yazamaz duruma gelmesini, tekrardan kitap yazabilmek için temsilcisi Kitty tarafından İskoçya’da ulaşımın kısıtlı olduğu, sadece 25 kişinin yaşadığı adaya gitmesini sağlıyor. Adada gizemli olayların yaşanması kafamada bir çok soru işareti oluşturan sorular oluşmaya başladı. Adada yaşayan herkes masum mu? Ulaşım neden yok? Telefon neden çekmiyor? Yazarın eşi Abby yaşıyor mu? Yoksa öldü mü? gibi sorulara cevap ararken bulduğum bir okuma oldu.
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,952 okunma