Tosca'dan bir arya hatırlıyorum şimdi
Sus biraz
Ensemde bir akrep yürüyor
Bırak yürüsün
Sabaha asacaklar beni
Dokunma
Yedi canım vardı, ikisi gitsin
Bunca ölümler az gelir bana...
Sessizlik bazen huzur verir, bazen ağırlık. Anlatmak ise netlik kazandırır. Ne düşündüğünü duyduğunda, hissettiklerin şekil bulur. Belki canını yakar, belki de iyileştirir.
Arya'nın seçimi tam da beklendiği gibi ateş kırmızısı bir elbiseydi. Tek omuzlu, vücuda tam oturan ve yere kadar uzanan elbise, son derece çarpıcıydı. Elbisenin eteği yürümesini kolaylaştıran bir yırtmaçla hareketlendirilmişti. Saçlarını hafif dalgalı şekilde bırakmış ve bir tarafını tokayla tutturmuştu. Kıyafetini tamamlayan kırmızı bir ruj ve altın rengi topuklu ayakkabıları, görünümüne tam anlamıyla cesur ve cekici bir hava katıyordu.
Masumiyet diye düşünüyordu Arya. Masumiyet hiç uğramadı ki insana. İnsan değil miydiki, Tanrılara baş kaldırmak adına yaratılan. Prometheus'un intikam planının küçük piyonları. Çekilen acılar boşunaydı. Yaratılan düzen dünyaları ve şu duygu kontrolü zırvalıkları... Mademki kaos çağından korunmak adına her bir insanoğlu kontrol ediliyordu, yıllardır süre gelen bu düzendeki düzensizlik neydi?