Yunus (a.s)"Karanlıklar içinde Rabbine yalvardı" -Enbiya 21/87
*Balığın karnı, denizin ve gecenin karanlığı!*
Battığın karanlık Yunus'unkinden (as) daha büyük olamaz.
Allah Teala onu:
"Seni tenzih ederim=Subhaneke" demesi üzerine çıkardı.
*İçine düştüğün kıskaçtan seni mi çıkaramayacak?*
Benim durduğum yerden, her şey yanlış görünebilir.
'Öyle ki Musa (aleyhisselâm)'ın Hızır ile geçirdiği yolculukta gördükleri akla ve zahire sığmıyordu. Yol boyunca Hızır (a.s.) sebebiyle bir tekne zarar gördü, misafirperverlik göstermeyen bir belde için duvar onarıldı; meğer o duvar, iki yetim çocuğun hazinesini koruyordu. Musa (as) gördükleri karşısında hikmetini anlamaya yöneldi. Çünkü o anda görünen, işin sadece zahiriydi; tıpkı bizim çoğu zaman baktığımız gibi, anın dar çerçevesi... Yolculuğun sonunda ise Musa (as)'ın tüm sorularının hakikati açığa çıktı. Ayette şöyle buyruldu: "İşte senin sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur." (Kehf, 82). Teknede kırık, çocukta kayıp, duvarda karşılıksız emek vardı; fakat hepsinin ardında, ancak sabırla görülebilen ilahî bir hikmet saklıydı. Bu ayeti tefekkür ettiğimde anladım ki mesele, Musa (as)'ın yaşanan olayların gerçek yüzünü görememesi değildi; mesele, insanın bulunduğu yerden ancak dar bir çerçeve görebilmesiydi.
Öyle ki biz sadece önümüzde duran sahneyi görürüz; Allah ise bizim için perdenin arkasını, sonunu ve yıllar sonra doğacak neticeleri görüyor. Bu yüzden bazen hayatımızda kırılan şeylere baktığımızda onların gerçekten kayıp olup olmadığını bilmiyoruz. Geciken cevapların gerçekten gecikme mi yoksa korunma mı olduğunu da... Bizim gördüğümüz yalnızca bugün; Allah'ın gördüğü ise yarınların iç içe geçmiş hikmetidir.
Belki de bazı kapıların kapanması reddedilmek değil, yönlendirilmektedir. Belki bazı gecikmeler mahrumiyet değil, kalbi koruyan bir rahmettir. Ve belki de benim yanlış sandığım şeyler, Allah katında yerli yerinde bir hikmettir. Bu yüzden artık her şeyi hemen anlamasam da şunu hatırlıyorum: Ben anı görüyorum, Allah ise her şeyi biliyor. Ve kulun görevi her şeyin iç yüzünü görmek değil; bazen sadece
Musa Eroğlu şarkı sözleri
Kurumuş Toprak Gibiyim
Zamansız Yağmur Beklerim
Dağlar Girdi Aramıza
Taş Çürüsün Yol Utansın
Diken Sardı Ellerimi
Naz Etmesin Gül Utansın
Ben Ayrılık İstemedim
Sebep Olanlar Utansın
Ülker Vurdu Yaprağıma
Mevsim Dursun Güz Utansın
Çürümüş Yaprak Gibiyim
Şu kevn ü mekanı tutmuş ışığın
Nöbetin bekleyin alır keşiğin
Beklemeli bir sultanın eşiğin
Günde yüz bin kere yüzler sürmeli
Açtırdım kapıyı girdim içeri
Aklımı başımdan aldı o peri
Dedim sende buldum halis gevheri
Dedi yok yok bir mihenge sürmeli
Seher vakti çaldım yarin kapısını
Baktım yarin kapıları sürmeli
Hoş bulmadım otağının yapısını
Çıkageldi bir gözleri sürmeli
Lâ ilahe illallah de kazan gazayı
Çöller uçsuz bucaksız, yine de geçtim.
Eşkiyaya savaş verdim, korkular saçtım.
Ummanlara dönüşüp menzilden taştım.
Kelime de hece de seni aradım.
Ahmet Ahmet
·5 No'lu Şiir
Çöller uçsuzdu bucaksızdı
Peygamberimiz SAV dua ile andı Hakkı
Önce eşkıyalarla savaşarak
Dediki Cihat ve kıyam ile düşmez sancak
Ummanlar geçti efendimiz
Onadır salam selat ve duamız
Baktı bedire dediki ey Ali ey Hamza
La ilahe illalah diyerek cenk edin
Bilinki Allahtan başka ilah yoktur
Çöller uçsuzdur bucaksızdır
Ve Bedir Savaşındaydı Hz Muhammed
Dediki ey Rahim olan sonsuz merhamet
En doğru iş için hidayetini isterim
Ancak senin yardımın ile cihat ederim
Ve Kıyama kalkıyordu islam ordusu
Ey Allahım bir avuç müslümanız
Eğer yok olursa bu müslüman ulular
Dünyada sana ibadet edecek kim kalır
Bize hidayetini göster doğru kapıyı aç
Sen bizleri doğru ve hidayete ulaştıransın
"Aç bir insana bayrak sallamak, ona ekmek vermek yerine serap göstermektir. Midesi boş olanın zihninde vatan, sadece adalet ve aş bulabildiği kadardır."