sorduğum herkes seni uzaktan tanıyor
gittiğim her yerden az önce çıkmışsın
kime baksam
kim bana baksa
içimde incinmiş bir atın o son cümlesi
ölmek değil
asılmak istiyordum
dünyaya tayımı saldığım günden beri
başkasın sen
başkadır ağzın
başka bir ağaca benziyorsun
yüzünde başka bir orman var diye diye
seni ben
hem ormanına girip
hem hiçbir dalına değmeyerek
dokunmayarak hiçbir ağacına
içimi taşlara
sırtımı duvarlara süre süre
seni ben
gövdemde tir tir titreyen bir kuş
ters dönmüş bir kaplumbağa
seni ben
durup dururken değil
içinde sıkıldığım bir yeryüzü
içimde sıkılan bir yeryüzü var
diye diye icat ettim sevgilim
ben
hevesim kursağımda burada
buralarda
sen
mucidini öldüren her icat gibi ne işe yaradığını bilmeyen bir alet gibi
orada
oralarda
Sende yıllar önce kendimde gördüğüm şeyi gördüm: Yaptığı şeylere inanmayan insanların, inançsızlıklarını saklamak için bütün dikkatlerini eylemlerine veren çaresizliği.