Özge

bizim rüyalar
Ah, Türk Birliği kurulsa da ortak mangır birimine yatay ve dikey geçiş yapsak. Türk parasının kompozisyonları Fuat'ın zihninde hazırdı: En yüksek rakamlı banknotun ön yüzünde Atatürk ve Gaspıralı elele; arka yüzde Timur ve Yıldırım omuz omuza. Bir başka banknotta, Fâtih Sultan'ın uzattığı güle karşılık Uzun Hasan da Nizâmî'nin beş mesnevisini sunmaktadır. Bir diğer banknotta ise Deli Dumrul Türkistan'dan Türkiye'ye uzanan bir köprü kurmuştur. İkinci Abdülhamid'in kaşları çatık ve gözleri parlaktır: "Beni anlamadınız: Kaşgar'lara kadar subay ve aydın ve şeyh yolladım: İslâmcılığa oynayıp Türklüğü kurmak istedim: biz herhangi bir devlet sıfatıyla yaşayamayız: temsil edilen değil temsil eden olmalıyız: ne yapmak istediğimi anlatamadım: İttihatçılara da İtilâfçılara da Tutunamayanlara da anlatamadım: milletimin tutunabileceği arayışların peşindeydim: Lâtin alfabesine geçmeyi bile düşündüm de kararsız kaldım." Atatürk mavi mavi bakmaktadır: "Beni de anlamıyorlar: neden millet meclisi değil de Türkiye Büyük Millet Meclisi: bunun üzerinde düşünen yok." Dostoyevski: "Büyük bir millet gerçeğin yalnız kendisinde olduğuna, dünyayı kurtarmaya ve yeniden canlandırmaya salt kendisinin yetkin bulunduğuna yönelik inancını yitirdiği anda büyüklüğü yoktur artık, budunbetimsel bir gereç olmuştur. Gerçek büyük bir toplum insanlıkta ikinci derece rol oynamayı asla kabul etmez, hatta birinci dereceye bile razı değildir, kesinlikle tek olmayı ister." President: "Vay fasist ve şoven Dosto vay! Özgürlük adına bütün ulusal devletleri yıkacağım! Size demokrasi getireceğim! Hey barmen, bütün biyolojik tuzaklar benden!" Şansölye: "Ey Türk ordusu, sana kazık fiyattan hurda silah satıyorum ama düşmanına karşı kullanırsan bozuşuruz. Bozuşuruz çünkü senin düşmanın benim dostumdur."
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Reklam
oysa allah'ım bilirsin ben en çok yeryüzünü, ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da, işte öyle allahım bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü. bizim köydeki gibi. allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri. oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Şiir
ne diyeyim allah'ım ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun. ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm, gocunmam da yükümden beni bilirsin. ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi. bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi. öyle mi?
Sayfa 25·Kitabı okudu
siz "it was very amazing" derken "and fun" onlar özür dileyenlerdi ağacın ruhundan. balkonunuz çok yüksek sizin baş döndürüyor. dünya pek alçak bir yer olacak yakında öyle görünüyor.
Sayfa 73·Kitabı okudu
bir nefeslik can kalsaydı sana üflerdim canımdan (...) yazgına kanat ol kol ol diyemeden ayrı düştüysem senden. buna yanarım çok, en çok buna yanarım inan.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Reklam