O yine bir yolunu bulup kurtulabilenlerdendir. Batmak hakkına da çıkmak hakkına da sahiptir. Böyle düşünüyordu kendisi için. İnsanları sevmemeye başladı mı insan, insan gibi yaşamayı da sevmemeye başlıyor; insan gibi çalışmayı, kazanmayı, yemeyi, içmeyi, sevişmeyi, ölmeyi.
Adam ses etmeden gitti. Bir şey başlamadan biterse. Tekrar tekrar çirkinlikleri yaşamaktır ihtiyarlık. Bir insan erken yaşlılıklarından sorumludur. Çok konuşmak hiçbir şeyi düzeltmedi. İstediğin kadar yeniden başla anlatmaya, bütün sözcükleri evir çevir; çirkin tekrarları sıvayamazsın. Bir kadının bir kez yalancıktan inlemesi bile fazladır. Bir kez yalancıktan sokulması. Çirkinlikleri tekrarlamaktansa enayi başlangıçlara koşturmalı.
"Коса dediğin adamın gönlünü hoş tutmalı." Böyle diyordu ona kocasının niçin dükkânın işlerinde yardımcı olmadığını soranlara. "Akşamları dükkânı kapatıp yorgun argın eve gittiğimde bana hayatı kim sevdirecek?" diyordu. "Eve aldığı birkaç parça eşyanın bekçiliğini yapmadın diye bana çatacak adama değil felsefeye ihtiyacım var benim ya, felsefeye. Benim kocam bana Hindistan'ı anlatır, oranın değişik inanışlarını anlatır. Hanginizin kocası Hint felsefesinden anlıyor ve güzel keman çalıyor?"