Özge

Din ve dünya, bir varlıkta hayat bulurlar: İnsan. İnsan yoksa ikisi de yoktur. Dünya, insan için kurulmakta ve burada rotasını doğru tespit etmesine yardımcı olmak üzere de kendisine "din" verilmekte­dir. Dünya da din de insan için en iyi yaşam şartlarını sağlamak için var kılınan iki gerçekliktir.
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Reklam
Nihai kaygılar, nihayetsiz bir Varlık'la irtibatın getirdi­ği iman/güven/bağlılık hissiyle yerini, yavaş yavaş zihinsel ke­sinlik ve duygusal tatmine bırakır. Bu süreçte aktif olan ve ta­lepte bulunan, bütünüyle insandır. Ortaya çıkan tatmin hissi, önce duyulan ihtiyacın derinliğinden, sonra ise bu arayışın kıy­metinden kaynaklıdır.
Sayfa 72·Kitabı okuyor
İmanın bil­giye yaslanması ve özgür seçime dayalı bir bağlılık olması, insa­nı kendi ayarındaki başka varlıklara bağımlılıktan kurtaran öz­gürleştirici bir eyleme dönüştürür. Bilginin inkarı ve özgürce seçimin insanı götürdüğü rotadan çıkmak anlamında inkarda bir tür sapma vardır. Bu sapmanın başlangıcı, Allah-insan arasındaki bağın koparılmasıdır. İnsan, bu bağı koparırsa kendi öz varlığının da tam idraki içinde ola­maz. Kur'an bu hâli, bir "kopuş/unutuluş" olarak tanımlar: "Allah'ı unutup Allah'ın da kendilerini kendilerine unuttur­duğu kimseler gibi olmayın! Onlar kaybolmuş kimselerdir."
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Tarihin verdiği ilk ders: İyiliğin takdir edilmediği yerde iyi ol­manın bedeli, yok olmaktır. Erdeme ilk suikast, erdemin/fazi­letin ortak değer olarak tanınmadığı çevrede gerçekleşti. "Öl­dürmek üzere harekete geçsen de sana elimi kaldırmam." di­yen erdem abidesi insan (Habil), doğaüstünün/ilahî olanın in­san türüne ilk tanıtılışı idi ve reddedildi. Erdem, herkes tarafın­dan takdir edilmediğinde her zaman suikaste kurban gitmeye mahkum görünmektedir. Şiddeti doğal gören insana (Kabil'e), şiddete karşı şiddetsizlik öneren yüce bir erdem önerildi: "Beni öldürmek üzere elini kaldırdığında, seni öldürmek üzere ben elimi kaldırmayacağım. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." Kötülüğe kötülükle karşılık vermeme erdeminin ilk aşamada işe yaramadığı ve ölümü önlemediği açıktır. Bir erdemin tak­dir edilmediği bu ilk aşamanın, insanın arzularının ve bu ar­zuları tatmin etmenin en yüce amaç olarak belirdiği bir döne­mi (bir insan varoluşunu) temsil ettiği açıktır. Bu aşama, henüz akıl yargılarının iş görmeye başlamadığı bir aşamadır. Yaşatma­nın, yaşamanın ilk şartı olduğunun henüz kavranamadığı, baş­kalarının (birlikte yaşamın) birey için tehdit unsuru olarak gö­rüldüğü bir aşama. Yok etmenin bir amaca yönelmediği, sade­ce yok etmek olarak kaldığı ilkel ve hayvani bir aşama... Amaç­sız ıstırabın ilk örneği.
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Kur'an'ın ana omurgasını oluşturan mesaj, bütün açıklığıyla ölümden sonra bir hayatın var olduğu ve içinde bulunduğumuz hayattan daha kalıcı oldu­ğu yönündedir. Bunun en temel kanıtı ise insan yaşamının biz­zat kendisidir. Yok iken var olan insanın, yok olduktan sonra tekrar var olma imkanına şaşırmamak gerekir.
Sayfa 65·Kitabı okuyor
Reklam