Tarihin verdiği ilk ders: İyiliğin takdir edilmediği yerde iyi olmanın bedeli, yok olmaktır. Erdeme ilk suikast, erdemin/faziletin ortak değer olarak tanınmadığı çevrede gerçekleşti. "Öldürmek üzere harekete geçsen de sana elimi kaldırmam." diyen erdem abidesi insan (Habil), doğaüstünün/ilahî olanın insan türüne ilk tanıtılışı idi ve reddedildi. Erdem, herkes tarafından takdir edilmediğinde her zaman suikaste kurban gitmeye mahkum görünmektedir. Şiddeti doğal gören insana (Kabil'e), şiddete karşı şiddetsizlik öneren yüce bir erdem önerildi:
"Beni öldürmek üzere elini kaldırdığında, seni öldürmek üzere ben elimi kaldırmayacağım. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."
Kötülüğe kötülükle karşılık vermeme erdeminin ilk aşamada işe yaramadığı ve ölümü önlemediği açıktır. Bir erdemin takdir edilmediği bu ilk aşamanın, insanın arzularının ve bu arzuları tatmin etmenin en yüce amaç olarak belirdiği bir dönemi (bir insan varoluşunu) temsil ettiği açıktır. Bu aşama, henüz akıl yargılarının iş görmeye başlamadığı bir aşamadır. Yaşatmanın, yaşamanın ilk şartı olduğunun henüz kavranamadığı, başkalarının (birlikte yaşamın) birey için tehdit unsuru olarak görüldüğü bir aşama. Yok etmenin bir amaca yönelmediği, sadece yok etmek olarak kaldığı ilkel ve hayvani bir aşama... Amaçsız ıstırabın ilk örneği.