Hüznün İsyan Olur - A. TELLİ (Merhaba hüzün, merhaba yalnızlık!)
8/10
·78 syf.··
2022 125. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2022 14:08
Geceleri bazen tatlı ister insanın canı bazen çiğ köfte sanki aşermek gibi... Benimse geçtiğimiz gece şiir okumak istedi canım. Evde olmadığım için kütüphanemden yararlananadım ve uygulamada bu isteğimi sizinle paylaştım. Birçok PDF kitabı geldi ve gelir gelmez Ahmet Telli'nin eserine başladım. Kısa, bir çırpıda bitecek, adı gibi hüzünlendirecek bir eserdi. Bitmesin diye azar azar okudum bir çocuğun çikolatasını bitmesin diye küçük ısırıklarla yemesi gibi... Belki Yine Gelirim ve Kalbim Unut Bu Şiiri ile tanıyordum şairin kalemini. Bu kitapla tanışıklığımız daha bir arttı. Eser üç bölümden meydana geliyor: Şen Olasın Halep Şehri Sevdalar Duman olur Dörtlükler Son bölüm olan Dörtlükler'de Pir Sultan, Karacaoğlan, Dadaloğlu ve Nazım Hikmet'e dair dizeler okuyorsunuz. Sanki eserden kopuk bir parça gibi bir bölüm. Ve her sabah "merhaba hüzün" "merhaba yalnızlık" diyerek başlarsın hayata. (s. 24) Öyle değil mi sahiden? Öyle başlamıyor muyuz hayata? Her günümüzde bir parça yalnızlık, çokça hüzün yok mu? Bu çokça hüznü bol bol yüzümüze çarpan bir eser. "Öyle yorgun düşmüşüm ki Acının mavzerini taşımaktan." (s. 11) Yorgunuz hepimiz. Öyle ya da böyle yorgunuz. İnsanlar yoruyor, hayat yoruyor, acılar yoruyor. Ne der Maksim Gorki: "Ancak ölünce dinlenirsin." Onu da bilemeyiz ya, umudu yetiyor insana. Hepimizin şöyle bir tatile ihtiyacı var, üç beş aylık, üç beş yıllık... O da yeter mi emin değilim... "Ah yalnız kuş! Belli ki sen bilemeyeceksin uçmayı." (s. 40) Neden bilmiyorum ama bu dizeleri çok sevdim. İstemsiz üstüme alınmış da olabilirim. Yürümeyi öğrenemedik ki hayat yollarında, uçabilelim. Belli, bize göre değil bazı şeyler, belli ki öğreneneyeceğiz uçmayı dalımız budağımız kırıkken... Daha nice dize var sizinle tanıştırmak istediğim. Ama okuyup görmeniz daha güzel olacaktır. Keyifle okunsun...
Şiir
Hüznün İsyan OlurAhmet Telli · Türkiye Yazıları Yayınevi · 19792,353 okunma
Yorumm
10/10
·544 syf.··
2022 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2022 23:12
Kuma 2 Yazarı: Şehnaz&Gülşen Sayfa Sayısı: 544 Yayınevi: Dokuz Yayınları Merhaba ️ Serinin tanıtımına devam diyelim mi 2.kitapta neler var? Şerwan Ağa eşitliği sağlamakta bir adım attı mı? Ezo ve Beritan her güne ayrı bir hüzün ve yürek yangınıyla uyanırken beklenen bebek nihayet Eroğlu konağına huzuru getirecek mi? Kitaptan Alıntılar Bir kadın, isteyen adama açıldığı deniz, sığındığı liman olabilirdi. Bir kadın, isteyen adama geçici mutluluk, acıdan sakındığı sığınağı da olabilirdi. Bir kadın, isteyen adama ısıttığı güneş, yaralarını örttüğü gece de olabilirdi. Bir kadın, isteyen adama merhem de olabilir, bir kadın İstediği adama yara da olabilirdi. Bir kadın adama her şey olabilirdi. Bir adam iki kadının her şeyi olamazken! Anne olmak kutsal kılınmıştı dünya üzerinde. Aslında her kadın anneliği hak ediyordu. Hoş, herkes annelik gibi kutsal kavramın kıymetine varamıyor, evladına anne olamıyordu. Ancak isteyip olamayanların sanrısı daha fazlaydı. Doğum korkusu, sancısı, hormonlar, aşermek, sürekli duygusal bir halde gezmek ve dokuz ay karnında bir canlı büyütmek... Bu her kadına nasip olamıyordu ne yazık ki! Hayatına giren bir tohumun büyüdükçe çiçeklerini vermesi, seni baktığın her seferde huzura kavuşturacak kadar muhteşemdi. Kendi çocuğun için sarf ettiğin hiçbir çabadan pişmanlık duymayışın da anneliğin fıtratından akan bir güzellikti. Yere düşüp dizini yaralasa, öpüp geçti, diyerek bütün acısını kendi şefkatiyle alabiliyordu anneler. Annelik, kıymetini bilene güzeldi vesselam. Telaş saatleri kovaladı, ancak zaman telaşa inat yavaş aktı. Dakikalar ömür gibi geçti. Ya saatler asri bulsa. Hangi biri bu kadar beklentiyle sakin kalırdı? Mesele ağa, aşiret değildi. "Ağalar da geldi, ağa oğulları da geldi. Ne olduğun önemli değil. Cebine bakmıyorum ya da mevkiine
1000k
Kuma IIŞehnaz Haşimoğlu · Dokuz Yayınları · 2017767 okunma
Reklam
Puan vermedi·232 syf.··
2021 96. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2021 19:39
"Bu dünyadaki tüm kötülüklerin sebebi insandır. Bizler kendi kendimizin virüsüyüz." "Bizi kontrol ettiklerinin farkında değil misin? Birbirimizi yememizle nüfus fazlalığını, fakirliği, suç oranını denetim altına alıyorlar, daha sayayım mı, bunu görmüyor musun?" "Ete aşermek tehlikeli bir şey." #lezizkadavralar #agustinabazterrica İsminden de anlaşılacağı üzere ürkütücü bir kitap. #okudumbitti Okuru dehşete düşüren, ama aynı zamanda 'Bu gidişle bu da olur mu ki? ' diye şüphede bırakan, sorgulatan, yani bence türünün hakkını kesinlikle veren bir distopya. Bir virüsten dolayı dünyadaki tüm hayvanlar yok edilmiştir. İnsanların besinlerinden biri olan 'et' artık yoktur. İnsanlar bu ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bu konuda acilen bir çözüm bulunmalıdır. Ve beklenen çözüm bulunur: 'insan besiciliği' Buraya kadar yorumu terketmediyseniz devam ediyorum:) Öyle bir sistem düşünün ki son teknoloji üretim tesisleri açılıyor, kalite kontrol şirketleri kuruluyor, iç-dış ticaret kanalları devreye giriyor... Bir şekilde yamyamlık meşru oluyor Ama bunun adı onlara göre kesinlikle 'yamyamlık' değil. Çünkü onlar sadece talebi karşılıyorlar, yani 'et' üretiyorlar... Sisteme karşı gelenler tabii ki susturuluyor. Üretim tesislerinden birinde çalışan, ailesi ile ilgili imtihanlardan geçen Marcos Tejo üzerinden mevcut sistemi tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Ve onun bazı konularda verdiği birtakım kararların sonuçlarına şahit oluyoruz. Daha fazla detay vermek istemiyorum. Tek söyleyebileceğim, distopik kurguları seviyorsanız ve anlatılanları kaldırabileceğinizi düşünüyorsanız okuyun. İnsanlığın 'insanlığını' nasıl kaybettiğini, ne kadar ileri gidebileceğini , ne derece duyarsızlaşabileceğini çok güzel örneklendirmiş. Kitabı okurken sene başında okuduğum bir başka distopya geldi
Bilim Kurgu Distopya
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,414 okunma