"Bilinçli olmak her şeyin farkında olmak ve hiçbir şeyden emin olmamaktır."
Bu tanımı seviyorum çünkü kesinlik işin içerisine girdiğinde, olasılık geri plana itilir. Tamamen yeni bir duyumsal bakış açısı ile görmek ve hissetmek ise esnek zihnin sonucudur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan olma durumunun bir parçası olarak, tanıdık geleni aramaya; öğrenilmiş, geliştirilmiş ve doğuştan gelen alışılmış davranışlarla tepki vermeye yatkınsınız. Bunların bazıları sağlıklı ve uyumlu alışkanlıklarken, diğerleri sizi duygusal ve fiziksel olarak acı verici şemaların hapishane duvarları arasında rehin tutar. Bu nedenle, içsel yaşantınız için özellikle de kırılgan yanlarınız için samimi bir duyarlılık ile birlikte net bir zihinsel resme sahip olmak şarttır. Kendiniz için merhamet hissi de yaşamsaldır.
İşte bu "hissedildiğimiz" bağlarla, kendilik değerimizle ve ilişkilerimizle ilgili yeni yorum ve davranışlara kapı aralayacak zihinsel ve duygusal değişim şansını elde ederiz. Bu da böyle iletişimlerin, bize yeni alışkanlıklar edinebilme ve geçmişten gelen otomatik reflekslerimizin zincirlerinden kurtulma olanağı verebileceği anlamına geliyor.
Beyin, değişim kapasitesine sahiptir ve bu sayede kişiliğimiz esnektir, hatta değişime açıktır. Beyinle ilgili çalışan kişilerin yanı sıra ruh sağlığı uzmanları da değişmenin yolunun, dinleme becerilerinin geliştirilmesinden ve kendini şimdi ve burada bilinciyle, açıkça ifade etmekten geçtiğini belirtiyorlar. Dan Siegel, bu yaklaşımı tanımlamak için "olasılıklı iletişim" terimini kullanıyor: " Bu iletişimde mesajı alan kişi, tamamen açık bir zihinle ve duyuları açık bir şekilde dinler. Vereceği tepki de, önceden tahmin ettiklerine veya beklentisiyle ilgili katı bir zihinsel modele değil, o anda kendisine iletilene bağlıdır. "