Gözümü sensiz açtığım her gün dünya üstüme yıkılıyor.
Sanki bir mezarın içindeyim sevgili. Üzerime attıkları toprak genzime doluyor , nefes alamıyorum. Çürüyorum gün be gün... Yok oluyorum senin nefesini hissetmeden...
O kadar derine gömdümki kendimi , sesler uzakta , renkler uzakta , hayat çok uzakta..
Sessizlik... Uyuyor. Gözyaşlarıyla ıslanmış yastığının üzerinde, dağınık saçlarının içinde görünen küçük yüzü ve bir parça açılmış dudaklarının arasından tebessüm ediyor zannedilecek şekilde seçilen beyaz dişleri, eğer hayatta ise, annesinin hayali, sessizlik mezarına cekilmemişse ruhu tarafından, koruyucu bir meleğin gökten inerek çocukların ıstırabına teselli veren bir anne okşayışıyla dudaklarından öpmesini bekliyor gibi görünüyordu. Heyhat ! Esaretin ezdiği, insanlığın terk ettiği, ümidin ara sıra okşadığı bu zayıf yaratık, gecenin kucağında unutulmuş uyuyor.