Aşi

Aşi

, bir kitap okudu
8/10
·248 syf.·
2021 2. kitabı
E. Lockhart
7.6/10 · 2.257 okunma
Reklam
Her yaz kitabı gibi:samimi ve buruk
10/10
·237 syf.··
2021 1. kitabı
Sahaftan alıp da uzun süre okumayı beklettiğim bir kitaptı. Nihayet bu yaz okuyup bitirmek nasip oldu. Kitabı sevdiğimi ve hayatım boyu etkilerini hissedeceğimi söyleyebilirim. Kitap her yaz kitabı gibi;sımsıcak ve hüzün dolu. Ve tabii buruk bir son. Kitabın otobiyografi niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz. Yazar Herman Raucher, kendi hayatından bir yaz mevsimini anlatmış kitabında. Kitabın aynı zamanda ‘Summer of ‘42’ adında 1971 tarihli bir filmi de var. Aslında bu kitap film senaryosundan uyarlanan kitaplardan. Aynı zamanda senarist olan yazar, ‘Summer of ‘42’ filminin senaryosunu yazmış önce sonra da bu senaryoyu kitaba uyarlamış. Kitap Hermie adlı karakterimizin 15 yaşının yazını geçirdiği adaya kısa bir ziyaret için geri dönmesiyle başlıyor. O yazın hayatında derin izler bıraktığı belli ki artık bir yetişkin olduğu halde geri dönmek istemiş o yaza. Yetişkin Hermie’nin adaya dönmesiyle biz de o 1942 yazını okumaya başlıyoruz. 1942 yazını Hermie kim olduğu ve kim olacağının merakıyla geçiriyor. Cinselliği de yeni yeni keşfetmeye başlıyor. Kendisi ve yandaşları Oscy ve Benjie’in en çok kafa yorduğu konu bu. 21 yaşındaki genç kadın Dorothy’nin adaya taşınmasıyla Hermie ilk aşkı tatmaya başlıyor. Onun alışverişten dönmesini bekliyor, tavan arasına eşyalarını taşımasına yardım ediyor, kahveden nefret etmesine rağmen onunla kahve içiyor. En saf duygularıyla seviyor onu. Dorothy’i hem hiç gerçek olmayacak olsa bile biricik sevgilisi olarak görüyor hem de arkadaşı. Romanda özellikle Hermie, Oscy ve Benjie’in birbirleriyle olan diyaloglarını okumak çok eğlenceliydi. Arkadaşlıklarını hissettim, üçü de gerçeklermiş gibi hissettim. Herkesin çocukluğundan ve ilk ergenlik yıllarından parçalar bulacağı bir kitap. Olur da bu kitaba bir sahafta rastgelirseniz kesinlikle almanızı
En Tatlı YazHerman Raucher · Bilgi Yayınevi · 19722 okunma
Mecbur olmadıkça Dennis’in odasına hiç girmiyordum. Kapının arkasından, yatağın altından, dolabın içinden Dennis karşıma çıkıverecek gibime geliyordu. En çok da dolap korkuturdu beni. Annem beni o odadan Denny’nin albümünü, ayakkabı kutusunda sakladığı resimlerini almaya yollarsa, odaya adım attığım anda dolap kapısının ağır ağır açılacağını hayal etmeye başlardım. Yerimden kıpırdayamazdım tabii o anda. Ağabeyim solgun ve kanlar içinde dolaptan bana uzanırken ellerini pençe gibi kıvrılmış görürdüm. Çatlak ve boğuk çıkan sesiyle bana, “Sen olmalıydın, Gordon,” derdi. “Sen olmalıydın.”
Sayfa 35·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam