ALEMLERİN RABBİNE
Bütün mutluluk ve huzurun kaynağı ve sahibi sensin Yüce Allahım Neyleyim dünyadaki malı mülkü ve sultanları sensin benim asıl Şahım. Dünya için Senin aşkınla sabreder yanarken arşa çıkar feryadı ahım Başkasından bir şey istemem benim tek el açacak makam sensin Allahım **** KK
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mutluluk - Fransız ressam Jean-Eugène Buland 1903 tarihli
Resmin asıl Fransızca adı “Bonheur des parents”, yani “Ebeveynlerin Mutluluğu/ Anne-Baba Mutluluğu” olarak çevrilebilir. Ressam burada büyük bir olayı değil,küçük ve sessiz bir aile anını resmediyor, yeni doğmuş bebeğini emziren genç anne ve ona sevgiyle, neredeyse hayranlıkla yaklaşan baba. Resmin gücü de tam burada mutluluk abartılı bir sevinç olarak değil, yorgunluk, yoksulluk, mahremiyet ve şefkat içinden doğan sakin bir duygu olarak gösterilmiş. Erkek figürün ise bedensel olarak öne eğilmiş olması ve ellerini birleştirmiş, bakışını bebeğe ve anneye yöneltişi resimde babayı otoriter bir figür olmaktan çıkarıp duygusal olarak dahil olan,hayranlık duyan, bir figür haline getirir. Bu da resmin duygu yoğunluğunu arttırır. Yeni doğan çocuklarıyla genç bir çiftin dokunaklı bir tasviri resimdeki hassasiyet ve sakinlik çok iyi tasvir edilmiş
Sanat
Kalbinizi iyi şeyler yapmaya adayın. Bunu defalarca tekrar edin, mutlulukla dolacaksınız. Yani mutluluk, dışarıdan gelen bir ödül değil; insanın tekrar tekrar yaptığı iyi niyetli seçimlerin sonucudur.Bir kez iyi olmak değil; iyiliği alışkanlık hâline getirmek... Affetmek, yardım etmek, güzel düşünmek, şükretmek, kırıcıolmamaya çalışmak gibi davranışları sürekli tekrar ettikçe kalbin de buna göre şekillenir. ●Mutluluğun yolu yoktur; mutluluk bir yoldur. Yani "Şunu elde edersem mutlu olacağım" diye geleceği beklemek yerine, mutluluk için bugünkü hayatın içinde, davranışlarınla, bakış açınla ve seçimlerinle çabalamaktır. İnsan her zaman mutlu olmak zorunda değildir. Acı, hüzün ve yorgunluk da insan olmanın parçasıdır. Belki asıl mesaj, zor zamanlarda bile kalbin yönünü iyiliğe çevirmeye devam etmek olabilir. Çünkü insanın iç huzuru, çoğu zaman dış şartlardan çok, kalbinin hangi yöne baktığıyla ilgilidir. ....burada anlatılan mutluluk, her gün neşeli olmak değil; her gün kalbini iyiliğe yönlendiren küçük seçimler yapmaktır. Çünkü insanın karakteri bir anda değil, tekrar ettiği davranışlarla şekillenir. Bugün yaptığın küçük bir iyilik, yarın kalbinin alışkanlığı hâline gelir.
"Kalbimi kırdın ama asıl öldürdüğün şey sana olan inancımdı."
İşte bir insan evine döndüğünde, kendi odasına girdiğinde nasıl büyük bir huzur ve mutluluk hissederse; Yüce Allah'ın adı senin kalbinde anılınca, kalbin de kendi asıl sahibini, ev sahibini ağırladığı için öyle büyük bir neşeyle, ferahlıkla doluyor.