Anlayamıyordu Musa Barlas,lakin arada birkaç hıçkırık sesi düşüyordu kulaklarına;"Allah'ım!"diyordu biri,biri "Uzaklar..."diyordu, sonra başka bir ses "Onlar,insanlar,bilmiyorlar..."diyordu ve hıçkırıklar, hıçkırıklar...Kendileri için mi bir şey istiyordu bu dervişler?yoksa başkalarının dertlerine mi ağlıyorlardı?Kendi derdine ağlamak kolay işti,ya başkalarının derdine insan nasıl ağlardı?
Adım adım yürüyerek ruhlarının hürriyetlerini, zulüm ve esaretlerini barındığı sefil dünyamızda arayanların birçoğu önce sonsuzluk penceresinden baktılar; hayran oldular. sonsuza havasında uçtular; mestoldular. nihayet sonsuzluk alemine kondular; teslim oldular.önce sanatkâr,sonra ahlakçı,nihayet dindar olmasını bildiler.
Aşk alınmaz,verilmez,feda edilmez,tahsili yoktur.Herkes ondan bahseder, ama onu yaşayandan başkası bilmez.Esir ettiği insanı tam hürriyeti ve bütün kuvvetiyle kendine bağlar.