Dünya döndükçe güncelliğini asla kaybetmeyecek, her neslin dönüp dönüp kendinden bir şeyler bulacağı muazzam bir Rus klasiği bitirdim. Turgenyev’in Babalar ve Oğullar’ı, sadece eski ve yeni kuşağın çatışmasını değil; bir toplumun, değerlerin ve inançların kökten değişimini o kadar duru bir dille anlatıyor ki hayran kalmamak elde değil.
Kitabın kalbinde, edebiyat tarihinin en ikonik karakterlerinden biri olan Bazarov var. Kendini her türlü otoriteyi, geleneği ve duyguyu reddeden bir "nihilist" olarak tanımlayan bu genç tıp öğrencisi, arkadaşı Arkadiy ile birlikte onun gelenekçi ailesinin yanına gidiyor. İşte o andan itibaren; geçmişe tutunmaya çalışan fedakar babalar ile dünyayı baştan yaratmak isteyen, her şeye meydan okuyan o öfkeli oğulların çarpışmasını izliyoruz.
Turgenyev’in en sevdiğim yanı, bu çatışmada asla tek bir tarafı haklı çıkarmaya çalışmaması. Ne babaları tamamen haklı bulabiliyorsunuz ne de oğulların o katı mantığına tamamen sırt çevirebiliyorsunuz. İki tarafın da yalnızlığını, sevgisini ve birbirini anlama çabasındaki o çaresizliği okurken insanın içi burkuluyor. Hele o Bazarov’un her şeyi rasyonalize eden buz gibi mantığının, aşk ve ölüm karşısında nasıl eğilip büküldüğünü izlemek muazzam bir karakter analiziydi.
Klasik Rus romanlarının o göz korkutan ağır havasından çok uzak, su gibi akan, çok katmanlı ve sarsıcı bir kitap. Dönemler, fikirler ve modalar değişse de evdeki o "baba-oğul" masasının kavgalarının hiç değişmediğini görmek acayip bir deneyimdi. Mutlaka okunmalı.
yazarla bu kitap sayesinde tanıştım ve çok sevdim. soluksuz okudum beni bu kadar bağlayacağını tahmin etmemiştim. bazı kısımları beni güldürse de sonu yüreğimi paramparça etti.
doğan hoca öyle bir nimet ki okuduğum her kitabında sanki karşımda bile bir dedemle konuşuyor gibi hissediyorum. ölümünün üzerinden yıllar geçse de hala kitaplarıyla bize bıraktığı güzel videolarla sohbetleriyle yaşayan bir değer olmaya devam ediyor. mekanı cennet olsun.
evlilik öncesi dönemde bir bilgenin rehberliğine ihtiyaç duyduğumuzu fark ettim ve bu kitap ihtiyacımızı karşılar nitelikte oldu. her detay üzerine düşünülmüş her ihtiyaç her soru işareti önceden görülüp giderilmeye çalışılmış.
yer alan mektuplar çok çok değerli, kitabı çok zenginleştirmiş. dili akıcı, kitap yormuyor. verilen bilgileri anlamak görebilmek için psikoloji temeli olması gerekmiyor -ki bu bence çok önemli bir nokta. kitap herkese hitap edebiliyor.
ilişkiniz varsa, evlenmeye karar verdiyseniz henüz evlenmeden partnerinizle birlikte okuyup üzerine tartışmanızı psikolog olarak da tavsiye ederim.
Evlenmeden ÖnceDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20217,4bin okunma
Bir aşk hikâyesinden fazlası…
Kamelyalı Kadın‘ı okurken beni en çok etkileyen detaylardan biri, hikâyenin Alexandre Dumas’in kendi yaşamından izler taşıması oldu. Romanın ilham kaynağı olan Marie Duplessis, yazarın genç yaşta kaybettiği sevgilisi ve Marguerite Gautier karakterinin gerçek hayattaki karşılığı.
Bu bilgiyi öğrendikten sonra Marguerite’nin yalnızlığı, aşkı uğruna yaptığı fedakârlıklar ve Armand’ın tutkulu sevgisi bana çok daha gerçek geldi. Dumas, sadece unutamadığı bir aşkı anlatmıyor; aynı zamanda dönemin kadınlara bakışını, toplumsal yargıları ve aşkın bazen ne kadar ağır bedelleri olabileceğini de gözler önüne seriyor.
Marguerite Gautier ise benim için edebiyatın en unutulmaz karakterlerinden biri oldu. Güçlü, kırılgan, cesur ve trajik….
Klasiklerden uzak duranların bile şans vermesi gerektiğini düşündüğüm, duygusal yoğunluğu yüksek bir eserdi
Yaşar Kemal yine bildiğimiz gibi.
Bir Aşk destanı olan bu eser Paşa'nın kızına aşık olan Ahmet ve sevdiği kız Gülbahar' ın hikayesini konu alır.
Yiğit Ahmet aşk uğruna ne varsa sonuna kadar yapmıştır. Tabi bu cesareti gösteren sadece Ahmet değil sevdiği kız Gülbahar da aynı şekilde her şeyi karşısına almıştır. Babasının onu ölüme götüreceğini bile bile bu yola baş koymuştur.
Yalın bir dille yazılan bu eser sadece bir aşk destanı değil aynı zamanda Ağrı halkının birlik ve beraberliğini, geleneklerine bağlılığını, insan ve toplum psikolojisini net bir şekilde ortaya koymuştur.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Bir seriye başlayınca meraktan bütün karakterleri okumak isterim. Bu seride de öyle oldu, çoğunu okudum. Yazarın sayfa sayısını az tutması ve akıcı yazımını çok beğeniyorum. Saatler içinde hemen bitiveriyor insanı sıkmadan. Sergei ve Angelina. Adam her kitapta olduğu gibi sorunlu ve kadında onu iyileştirici güçte. Kitaptaki kısa olmaları dışında sevdiğim diğer kısımda erkeklerin kadınları hayatlarının merkezi haline getirecek kadar değer vermesi.