Puan vermedi·288 syf.··
2026 31. kitabı
ÖLÜM DALGALARI AGATHA CHRISTIE Umutla yolculuk etmek, bazen gidilecek yere varmaktan çok daha güzeldir. Orta yaşlı milyoner Gordon Cloade, genç ve güzel Rosaleen ile evlendikten kısa bir süre sonra bir bombardımanda hayatını kaybeder. İkinci kez dul kalan Rosaleen, beklenmedik bir şekilde Cloade ailesinin servetinin de sahibi olmuştur. Artık çok zengin olan Rosaleen, hiç de memnun değildir bu durumdan. Zira ölen eşinin tüm akrabaları bu servette hak sahibi olduklarını düşünmektedir. Hatta bu akrabalar ilk eşinin ölmediğini ve mirası kendilerine bırakması gerektiğini ima ederler her fırsatta genç kadına. Rosaleen ve abisi, bu asalak akrabalar ile mücadele ederken kasabaya gelen bir yabancı işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Enoch Arden isimli bu adam, Rosaleen'in ilk eşinin yaşadığını hatta arkadaşı olduğunu iddia eder ve şantaj yapmaya başlar. Bu iddia gerçekse Rosaleen mirastan pay alamayacak, her şey Cloade ailesine geri dönecektir. Fakat bu gizemli yabancının kaldığı pansiyon odasında ölü bulunması, durumu daha da karmaşıklaştırır ve devreye meşhur dedektifimiz Hercule Pioret girer. I. Dünya Savaşı döneminde geçen bir hikâyeyi keyifle okuduk ve bu sefer katili bulmakta hiç zorlanmadım. Oldukça akıcı bir hikâyeydi; aşk, intikam, gerilim ve yer yer gülümseten satırlar içeren bir Agatha eseri daha geride kaldı. Kitapta bahsi geçen "Atatürk Çiçeği" ayrıntısı çok hoşuma gitti özellikle. Her ne kadar uzun süre yaşatamasam da ara ara evimde olan bir çiçektir. Herkese keyifli okumalar diliyorum arkadaşlar. Karakter asla aynı kalmaz. Ya kuvvetlenir ya da zayıflar. Bir insanın ne olduğunu ancak sınanırsa anlaşılır; bu, ayaklarınızın üstünde durmayı başardığınız ya da düştüğünüz andır. Bu dünyada yaşamak giderek zorlaşıyor. Yalnızca güçlülerin dünyası
Ölüm DalgalarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 2018926 okunma
9/10
·400 syf.··
2026 96. kitabı
ALI BRADY~KİTABEVİ SAVAŞLARI~ Selam.Bugün sizlere @noxyayinlari ‘dan çıkan @alibradybooks kaleme aldığı #kitabevisavaşları kitabı ile geldim.Keyif alarak okuduğum,tam bu aylar için şahane bir seçim olacak,okurken romantik bir film izliyormuş havası veren güzel bir kurguydu.Rekabetten aşka dönüşen,yavaş ve emin adımlarla ilerleyen bir ilişki olmasını da ayrı bir sevdim.Yazarın kalemini de çok sevdim.İki karakterin de dışarıdan güçlü gözükürken aslında kendilerine ait korkularını hiç fark etmeden birlikte çözmeleri çok güzeldi.Özellikle Ryan karakterini çok sevdim,çünkü çok sağlam ve güzel sevdi.Ama Josie’nin de zeki,kararlı ve güçlü olmasını sevdim.Evet onun için ayrıca üzüldüm çünkü sorumsuz bir anne yüzünden bazı şeylerle mücadele etmeye erken yaşda başlamış ve kız kardeşine bir anne figürü olup kendi hayatını ne yazık ki gerektiği gibi yaşamamış.Neyse ki Ryan’la bazı şeyleri telafi etme şansını buldu.Rekabetten aşka,zıt kutuplar ve çekişmeli kitap okumayı seviyorsanız bu kitaba bir şans vermelisiniz.uyarımı da yapmak isterim. Boston’da aynı sokakta aralarında yalnızca bir kafeterya olan iki kitapçı.Josie Klein ve Ryan Lawson.Biri ağır edebi kitaplar seven ve onlarla dolu bir kitapçı,diğeri ise aşk romanlarına tutkulu ve onlarla dolu bir kitapçı.Josie için edebi romanlar hayatın gerçeğidir ve yaşam tarzıda tam olarak buna uygundur.İş yeri derli toplu,hayatı tam bir düzen içerisindedir.Ryan ise tam tersidir.Onun gerçekleri aşk romanlarıdır ve bunun içinde bir çok eleştiri almıştır ama umrunda değildir.Düzensiz ve içinden geldiği gibi yaşamayı seven biridir. İkili aynı sokakta çalışsada birbirlerinden pek haberleri yoktur.Daha doğrusu Josie haberi yokmuş havasındadır.Ama Ryan,Josie’nin ne tür kitap okuduğunu,ne giydiğini ne içtiğini bilecek kadar onun
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202622 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçek müzeler, Zaman'ın Alana dönüştüğü yerlerdir
Puan vermedi
Orhan Pamuk’un kaleme aldığı, Türk edebiyatının hafıza kütüphanesinde anıtsal bir yer edinen Masumiyet Müzesi, yalnızca bir aşk romanı değil; bir şehrin, bir dönemin ve topyekûn bir kültürel mirasın estetik ve sosyolojik envanteridir. Bir eseri incelerken, onun arkasındaki muazzam emeğe, kurgunun satır aralarındaki dil işçiliğine ve sayfalara dökülen entelektüel birikime hürmet etmek benim için her zaman bir adalet ve hak borcudur. Pamuk’un bu yapıtında ortaya koyduğu olağanüstü titizlik, sadece edebiyat dünyasına değil, insan hafızasına ve nesnelerin hakkını teslim etmeye yönelik sarsılmaz bir liyakat göstergesidir. Kitabın ana konusu, 1970'lerin İstanbul'unda varlıklı bir burjuva ailesinin oğlu olan Kemal ile uzak akrabası yoksul Füsun arasındaki tutkulu ve saplantılı aşk gibi görünse de, eserin asıl amacı zamanı mekâna tahvil ederek toplumsal bir belleği koruma altına almaktır. Eseri okurken beni en derinden sarsan ve bir yazar olarak hakikat arayışımla örtüşen o meşhur açılış cümlesi, insan ömrünün ve adaletin mutlak dengesini hatırlatır niteliktedir: "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum." Bu alıntı, benim dünyamda geçmişe, zamana ve yaşanmışlığa karşı yapılması gereken en büyük adaleti simgeler; zira insan, elindekinin kıymetini ve hakkını ancak onu kaybettiğinde ya da bir müze sessizliğinde seyre daldığında idrak edebilir. Hakiki bir adalet anlayışı, insanın kendi kalbine ve geçmişine karşı da dürüst olmasını gerektirir ki Kemal’in tüm aristokratik imtiyazlarını elinin tersiyle iterek bu aşka ve onun nesnelerine teslim olması, statü otoritesine karşı verilmiş sarsılmaz bir ruhsal mücadeledir. Sosyolojiyi, dili, şehir tarihini ve eşyaların sessiz çığlığını bir bütün olarak ele alan bu romanda Pamuk, 1970'li yılların İstanbul burjuvazisinin Batılılaşma
1000Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Gittikçe güzelleşiyor.
9/10
·176 syf.··
2026 191. kitabı
Mindf*ck serisinin üçüncü kitabı olan Kızıl Melek, benim için serinin yakaladığı kaliteyi koruyan ve hatta bazı yönlerden daha da güçlenen bir devam kitabı oldu. Öncelikle baskı kalitesi yine oldukça başarılı. İlk iki kitapta olduğu gibi kalın sayfalar, özenli baskı ve kaliteli bir fiziksel kitap hissi korunmuş. Hikâye tarafında ise yapboz parçaları yavaş yavaş yerine oturmaya başlıyor. Serinin başından beri verilen ipuçları ve sırlar anlam kazandıkça okuma keyfi daha da artıyor. Özellikle olayların gelişiminde hiçbir şeyin rastgele hissettirmemesi hoşuma gitti. Her yeni bilgi, daha büyük resmin bir parçası gibi yerine oturuyor. Yazım dili önceki kitaplardaki akıcılığını koruyor. Anlatım sade, anlaşılır ve son derece sürükleyici. Karakter gelişimleri de aynı şekilde tutarlı ilerliyor. Karakterler yalnızca olayların içinde hareket etmiyor; yaşadıkları deneyimlerin onları nasıl şekillendirdiğini de görmeye devam ediyoruz. Bu kitapta üçüncü bir karakterin bakış açısının eklenmesi de hikâyeye önemli bir katkı sağlamış. Olaylara farklı bir pencereden bakabilmek hem gerilimi hem de anlatının derinliğini artırmış. Mindf*ck serisinde en sevdiğim şeylerden biri, karakterlerin seçimlerini yargılamak yerine onların neden o seçimleri yaptığını göstermesi. Doğruyu ya da yanlışı güzelleştirmeden, sonuçlarıyla birlikte önümüze koyuyor. Kızıl Melek de bu yaklaşımı başarıyla sürdürüyor. Açıkçası bu kitapta eleştirebileceğim belirgin bir nokta bulamadım. Gizem, karakter gelişimi, tempo ve anlatım dili benim için oldukça iyiydi. Kitabı büyük bir keyifle okudum ve serinin devamı için merakımı daha da artırdı. Kısacası Kızıl Melek, yapbozun parçalarının yerlerine oturmaya başladığı, karakterlerin gelişimini güçlü şekilde sürdürdüğü ve serinin kalitesini koruyan çok başarılı bir devam
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202627 okunma
10/10
·320 syf.··
2026 109. kitabı
Payelll Mor Salkımlı Sokak #mahallekurgusu okumayı sever misiniz arkadaşlar? Ben cok severim.Okuduğum tum mahalle kurgulari bana sıcak ve samimi gelmiştir. Mor Salkım Sokağı da insanın ruhuna iyi gelen,yüreğini dinlendiren,kah güldüren,kah düşündüren en çokta birbirine can bağıyla sımsıkı sarılan dostların olduğu güllü lokum tadında kıymetli bir eserdi. Taksi şoförlüğü yapmakta olan Poyraz,kızkardeşi Meltem,İstanbul’da Tıp Fakültesini kazanınca asker arkadaşı Kerim in apartmanında boş daireyi tutup annesi ve kızkardeşiyle birlikte Mor Salkımlı Sokağa taşınır. Mahallenin güzeller güzeli Ahu sunun hayatına,yağmurdan kurtaran bir kahraman olarak bodoslama girer. Saygılı ve centilmen tavrıyla Ahu nun gönlünü çelen Poyraz da Ahu ya karşı boş değildir. İki guzel insanın düştüğü aşk havuzunda yaşadıklarını keyifle okurken Naciye Teyze ye kendini damat olarak nasıl kabul ettirecek derken Poyraz kıvrak bir zekaya sahip olduğu icin daha nisan olmadan kaleyi içten feth etti bile arkadaşlar Poyraz ın yılların müzmin aşığı Halil i sevdiğine kavuşturma çabalarını takdir ederken,Halil in o bitmez tükenmez sevgisi cok kıymetliydi çok. Poyraz in Ahu nun odasına taşa sarıp attığı notlar, Ahu nun hem taşları,hem notları itinayla saklaması ay cok güzeldi yaa…Bu detaylar gönlümde taht kurdu arkadaşlar Aşkı güzel yazan yazarımızın yazdığı her eseri bayılarak okuyan bir okuru olarak İnsallah daha nice nice eserlerini okumak nasip. Uzun uzun size #morsalkımlısokak ı anlatmayacağım kesinlikle okuyun benim gibi aşkla coşun derim Tek söyleyeceğim söz,eser anlatılmaz yaşanır arkadaşlar Kalın sağlıcakla @payelll_ @payelllkitaplari PAROLA YAYINLARI #okuyanteraziokuyor #okuyanterazi
Mor Salkımlı SokakPayelll · Parola Yayınları · 2024379 okunma
Puan vermedi·626 syf.··
2026 121. kitabı
Bugün sizlere çok sevdiğim bir kitapla geldim. Charlotte Brontë’nin ölümsüz eseri “Jane Eyre”, sadece Viktorya döneminin katı kurallarına meydan okuyan bir dönem romanı değil; insan ruhunun, gururun ve her ne pahasına olursa olsun teslim edilmeyen bir kişisel özgürlüğün zamansız anlatısıdır. Kitabın bu denli sevilmesinin en büyük sebebi, şüphesiz ki Jane’in hikayesini doğrudan onun kendi içten sesiyle dinliyor oluşumuzdur. Brontë’nin birinci tekil şahıs anlatımıyla kurduğu bu samimi bağ, sayfalar ilerledikçe Jane’i bir kurgu karakter olmaktan çıkarıp acılarını ve büyümesini paylaştığımız yaşayan bir dosta dönüştürür. Küçük yaşta maruz kaldığı sevgisizlik ve haksızlıklar bile Jane’in içindeki o boyun eğmez çekirdeği zedeleyemez. O, dönemin toplumunun bir kadına biçtiği “itaatkâr ve görünmez” rolünü elinin tersiyle iter; yoksul ve yalnız bir yetim olabilir ama her şeyden önce derin bir ruha, keskin bir zekaya ve sarsılmaz ahlaki değerlere sahiptir. Thornfield Malikanesi’nde Bay Rochester’ın o gizemli dünyasıyla karşılaştığında roman, sıradan bir aşk hikayesinin çok ötesine geçer. Rochester ile aralarındaki bağ iki denk ruhun birbirini bulmasıdır; fakat Jane’i edebiyat tarihinin en güçlü figürlerinden biri yapan asıl kırılma noktası, aşkı uğruna kendi kimliğinden ve özgürlüğünden ödün vermeyi reddettiği an yaşanır. Rochester’a duyduğu devasa sevgiye rağmen, kendi prensiplerini çiğnetmemek adına arkasına bakmadan kaçmayı seçmesi, onun duygularının kölesi değil, kendi kaderinin efendisi olduğunu kanıtlar. Son derece akıcı olan bu kitabı bitirip kapağını kapattığımızda geriye sadece ruhunun esaretini kabul etmeyen, her şeye rağmen kendi küllerinden doğmayı başaran o dik duruşlu genç kadının ilham veren gölgesi kalıyor. Benim gibi dönem aşıklarının seveceğini düşünüyorum.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma