Bu îman ve bu faziletler, bu hevesler ve bu hazlarla bağdaşamayacak olduktan sonra; bir bahar filizini andıran bu aşk, bu hırs kasırgasına dayanamayacak olduktan sonra, bu, ölümü hiçe sayan dostluk, bu nankörlükle muğber olduktan sonra, arzular kuvveti, vefa sevgiyi kemirecek olduktan sonra ne olacak sanki?
Dışarda her şey beyhude:
Mehtap, denizi öptüğü yerde kimin için bir kaç dakika daha fazla kaldı?
Güneş doğuşunu kimin için, bir kaç dakikacık olsun geciktirdi?
Hangi arzu, elde ettiği hazzın ömrünü uzatabildi?
Hangi dua, ıztıraplı saniyelerin sonsuzluğunu giderebilirdi?
Dışarda her şey beyhude:
Aşkların, dostlukların en mükemmelleri bile bir gün gelip inkâr ediliyor ve âşıklar, dostlar bu cinayetleri için sebepler sayabiliyorlar; fakat mesele bu değil, dert bu değil ki. İlk sebepten az öncesi geri gelse, zaman oradan başlayıp yeniden aksa, gene böyle mi olur, bu mümkün müdür?
Bu adam niçin bedbaht, sen niçin sadece bir veznedarsın, Todori niçin böyle bir ev, bir köy, bir şehir, bir dünya, bir kâinat harabesi gibi oturuyor?
Ah, bir şans daha, sadece bir tek başlama şansı daha verilse, bir kerecik daha başlama şansı verilse!
Lakin ne çıkar: Hangi kahraman, hangi duyguyu veya ülfeti, alışkanlığın elinde soysuzlaşmaktan kurtarabildi, her defasında, hangi kahraman, ilkinde olduğu gibi borçsuz ve alacaksız kaldı?