Puan vermedi·216 syf.··
2026 178. kitabı
Romantik komedi serisi Kaguya Sama Aşk Savaştır'da aşk savaşı ikinci ciltte kaldığı yerden devam ediyor. Farklı konularda mücadeleye devam ediyorlar. Eğlenceli bir seri. Tavsiye ederim.
Kaguya-Sama: Aşk Savaştır - Cilt 2Aka Akasaka · Akılçelen Kitaplar · 202455 okunma
8/10
·59 syf.··
2026 13. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:51
Kitapla tanışma hikayem aslında aynı isme sahip filmiyle başlıyor. İzleyip beğendiğim filmin tesadüfen bir kitap uyarlaması olduğunu öğrenince alıp okumak istedim. Okurken, kendimi yalnızca bir aşk hikâyesinin değil, aynı zamanda aidiyet arayışının, yalnızlığın ve insanın kendi iç dünyasıyla verdiği mücadelenin de içinde buldum. Romanın merkezinde yer alan Arif, bir gün yazar olmaya karar vermiş; ancak hayatında başladığı birçok işi tamamlayamamış bir karakter. Sürekli bir eksiklik hissiyle yaşayan Arif’in iç dünyasına yapılan yolculuk, romanın en etkileyici yönlerinden biri olmuş. Roman boyunca Arif’in İstanbul sokaklarında yaptığı gezintilere eşlik ediyoruz. Bu gezintiler sırasında yaptığı gözlemler ve düşünceleri yazarın güçlü hayal gücü sayesinde yer yer ironik yer yer hüzünlü anlatımı, sıradanlıktan oldukça uzak etkili bir hale getirmiş. Arif’in kimi zaman kendi iç sesiyle, kimi zaman çevresindeki eşyalarla kurduğu hayali diyaloglar, karakterin yalnızlığını ve hayata karşı duyduğu yabancılaşmayı etkili bir biçimde yansıtıyor. Ayrıca Orhan Gencebay ve Sadri Alışık gibi isimlere yapılan göndermeler, eserin kültürel atmosferini zenginleştirirken karakterin duygu dünyasını anlamamı da kolaylaştırdı. Arif’in hayatı, Müzeyyen ile tanışmasıyla yeni bir yön kazanıyor. Müzeyyen; özgür ruhlu, bağımsız ve gizemli kişiliğiyle Arif’i derinden etkiler. Ancak Müzeyyen’in geleneksel kalıpların dışında yaşayan, bağımsızlığına düşkün bir karakter olması nedeniyle ikili arasındaki ilişki başlangıçta samimi ve tutkulu görünse de farklı hayat anlayışları nedeniyle çatışmalı bir hâl almaya başlar. Arif, Müzeyyen’i hayatının merkezine yerleştirirken Müzeyyen özgürlüğünden vazgeçmek istemez. Benim romanda en beğendiğim bölüm ise, Müzeyyen’in Arif’in yarım kalmış hikâyesini okuduğu
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Açık konuşacağım; çok sevdiğim, yakından tanıdığım bir kadının elinden böyle devasa bir iş çıktığını görmek beni kelimenin tam anlamıyla büyüledi, altüst etti ve çok fazla heyecanlandırdı! Resmen keyiften dört köşe oldum, okurken bir ara kalkıp biraz koşasım falan geldi! Biz Burcu’yla beraber güleriz, konuşuruz, fikir alışverişinde bulunuruz. O yüzden de ben kitabı elime alırken bizim Burcu’yu okuyacağımı sanıyordum; meğer karşımda yılların edebiyatçısı, demlenmiş bir usta yazar varmış da haberim yokmuş. Burcu’cum, bu nasıl bir emek, nasıl bir şahane delilik? Kitap boyunca beni bir oraya fırlattı bir buraya. Tam bir öyküde ince bir ironi yakalayıp gülerken, çat diye bir sonraki sayfada tokat yemiş gibi kalakaldım. (Hele o bir tatlı isimli öykü var ya... İsim vermiyorum spoiler olmasın ama o çok komik başlayıp insanı paramparça eden o son beni mahvetti... ) Okurken beni asıl vuran yerlerden biri de o muazzam gözlem yeteneği oldu. Halkın o en saf, en bizden halini öyle bir yakalamış ki... Karakterlerin konuşma metinleri, o diyaloglar gerçekten harikaydı. Hani o mahallemizin, ailemizin içindeki samimi sesler var ya; onları yapaylığa hiç kaçmadan, o kadar doğal ve usta işi aktarmış ki diyalogları okurken resmen muhabbet yanımda dönüyor gibi hissettim. :) Kendi de çoğunlukla öyle konuşur zaten; mesela beni arayıp ulaşamamışsa doğrudan *"Neredesin Allah'ın cezası!"* der. İşte o samimiyet aynen kitaba akmış. Sinematik betimlemelerinin başarısı zaten apayrı bir seviye ama argoyu öykülere öyle güzel, öyle dozunda yedirmiş ki... Hiç mi sırıtmaz bir kelime! Hayatın içindeki o gerçekçiliği ve sokağın ruhunu aynen hissettim, oralar tıpkı film gibiydi, çok hoştu. Kitapta en sevdiğim bir diğer konu da kadınların yaşadığı sorunlar, o görünmez mücadeleler ve toplumsal dertlerimiz
Ben Yokmuşum GibiBurcu Ünlü · Everest Yayınları · 2023196 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 25. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 22:25
Hep Eksik, Hasret’in hikâyesiyle başlıyor ama aslında hepimizin zaman zaman yaşadığı bir duyguyu anlatıyor. Hasret, çocukluğundan beri maddi imkânsızlıkların, görülmeme hissinin ve özgüven eksikliğinin içinde büyüyor. Özlem’e duyduğu hayranlık ve kıyaslama duygusu da zamanla onun hayatını şekillendirmeye başlıyor. Bu eksiklik hissi öyle büyüyor ki artık sadece bir duygu olmaktan çıkıp karakterinin bir parçasına dönüşüyor. Kitabı okurken Hasret’e hem üzüldüm hem de zaman zaman kızdım. Üzüldüm, çünkü çocukluğundan taşıdığı yaralar onun kendine bakışını derinden etkilemişti. Kızdım, çünkü hayatına giren güzellikleri, fırsatları ve mutlu olabileceği anları çoğu zaman göremedi. Sürekli sahip olmadıklarına odaklanırken elindekileri kaçırdı. Bence kitabın en güçlü yanı da burada. Hasret’in asıl eksiği para, başarı ya da aşk değildi. Kendini olduğu haliyle değerli görebilmekti. Kitap boyunca şunu düşündüm: Bazı eksiklikler bizi geliştirebilir, bize hedef verebilir. Ama bazen de eksiklik hissine o kadar tutunuruz ki hayatımızdaki güzel şeyleri göremez hale geliriz. Kitabı bitirdiğimde bende kalan duygu şu oldu: Herkesin bir eksiği vardır. Ama hayat, o eksikleri tamamlamayı beklerken kaçırılmayacak kadar değerlidir.
Edebiyat
Hep EksikMelike İlgün · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202618 okunma
Puan vermedi
#kübranınkitabı Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim yazarın yine harika bir kitabıyla geldim. Keşke, sadece bir aşk hikâyesi değil; özlemi, pişmanlığı, kayıpları, vazgeçişleri ve yarım kalmışlıkları anlatan çok etkileyici bir romandı. Okurken bazen hüzünlendim, bazen geçmişe özlem duydum, bazen de kendi “keşke”lerimi düşündüm. Yazarın kaleminde en sevdiğim şeylerden biri tarih ve duyguyu bir araya getirmesi. Bu kitapta da Köy Enstitülerinin kuruluşundan kapanışına kadar uzanan süreci okurken hem öğrendim hem de o dönemin atmosferini iliklerime kadar hissettim. Geçmişin zorluklarını, güzelliklerini ve eğitime verilen değeri okumak benim için çok etkileyiciydi. Fikret ve Sabia’nın hikâyesi ise kalbime ayrı dokundu. Çok sevip vazgeçmek zorunda kalmayı, yıllara rağmen dinmeyen duyguları okumak beni derinden etkiledi. Bazı satırlarda boğazım düğümlendi, bazı satırlarda ise karakterlerin mutlu olmasını dileyerek sayfaları çevirdim. En çok da kitabın düşündüren tarafını sevdim. Çünkü okurken sadece karakterlerin hayatına tanıklık etmiyorsunuz; kendi hayatınıza, seçimlerinize ve içinizde kalan “keşke”lere de dönüp bakıyorsunuz. Benim için hem duygusal hem de öğretici bir okuma oldu. Yazarımın kalemine bir kez daha sağlık. Her kitabında olduğu gibi bu kitapta da geçmişle bugünü, tarihi ve aşkı öyle güzel harmanlamış ki elimden bırakmak istemedim. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım, severek okuduğum ve gönülden tavsiye edeceğim bir kitap oldu. Siz hiç yıllar geçse de unutamadığınız bir “keşke” taşıdınız mı?
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20211,998 okunma
Güzel bir aşk hikayesi
Puan vermedi·480 syf.··
2026 3. kitabı
Çok gerçek üstü durmasına rağmen hikaye olarak güzel fakat biraz beklentimin altında kaldı. jameson’ın sürekli kararsızlığı biraz beni sıktı onun dışında olayların birbirine bağlanma şekli hoştu.
Uçaktaki YabancıT.L. Swan · Martı Yayınları · 2023985 okunma
Reklam
Reklam