• Dayanamam birden gelirsen,

    Güneş doğar gibi yavaş yavaş gel

    Gelişin yıkım gibi olmamalı, gelişin önceden belli olmalı

    Yağmurlara söyle geleceğin günü

    Geldiğinde akasyalar karlar gibi vuracak camlara , güller çıldıracak sevinçten,

    Seni görebilmek için pencereden sarkacak sardunyalar

    Ayva çiçekleri selam duracak sapsarı bakışına

    Gelişin önceden belli olmalı

    Yola çıkarken haber sal sularla

    Ne yap yap üç gün önceden bildir

    Ağaçlarla göklerle kuşlarla...
  • Dayanamam birden gelirsen Güneş doğar gibi yavaş yavaş gel,

    Gelişin yıkım gibi olmamalı

    Gelişin önceden belli olmalı

    Yağmurlara söyle geleceğin günü

    Geldiğinde akasyalar karlar gibi vuracak camlara güller çıldıracak sevinçten Seni görebilmek için ,

    Pencereden sarkacak sardunyalar, ayva çiçekleri selam duracak sapsarı bakışına

    Gelişin önceden belli olmalı

    Yola çıkarken haber sal sularla

    Ne yap yap üç gün önceden bildir Ağaçlarla göklerle kuşlarla..
  • AŞK

    Ancak aşkın kadehinden hiç şarap yudumlamamış o kişi,
    nasıl bir insandır?
    Kaldırımları erkek ve kadın kalpleri,
    tavanları ise düşlerin gizli gölgeliği olan
    mabedin ışıklandırılmış altarı önünde
    saygılı bir şekilde hiç durmamış bir ruh,
    nasıl bir ruhtur?
    Şafağın yaprakları üzerine bir damla bile çiğ düşürmediği bir çiçek,
    nasıl bir çiçektir?
    Denize akarken rotasını şaşırmış bir dere,
    nasıl bir deredir?

    · Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim,
    ama hiçbir sözcük bulamadım.

    · Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü,
    yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.

    · Ey Aşkı bulmaya çalışanlar!
    Aşk bir hakikattir, hem de rica eden bir hakikat,
    Ve onun hal ve hareketlerini belirleyecektir,
    Sizin aşkı bulup benimseyen ve koruyan hakikatiniz.

    · Aşk sizi çağırınca, onu takip edin,
    yolları sarp ve dik olsa da.

    Ve kanatları açıldığında, bırakın kendinizi,
    telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da.

    Ve sizinle konuştuğunda, ona inanın,
    kuzey rüzgarının bir bahçeyi harap edişi gibi,
    sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de.

    Çünkü aşk sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer.
    Sizi büyüttüğü ölçü de, budayabilir de.

    En yükseklere uzanıp,
    Güneşle titreşen en hassas dallarınızı okşasa da,
    köklerinize de inecek,
    ve onları sarsacaktır, toprağa tutunmaya çalıştıklarında.

    Mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker;
    çıplak bırakana kadar döver, harmanlar;
    kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler.
    bembeyaz olana kadar öğütür sizi;
    esnekleşene kadar yoğurur;
    Ve Tanrının İlahi sofrasına ekmek olasınız diye,
    sizi kendi kutsal ateşine savurur.

    Aşk bütün bunları, kalbinizin sırlarını bulasınız diye yapar.
    Ve bu bilgi sayesinde Hayatın kalbinin bir parçası olursunuz.

    Fakat eğer korkuyorsanız ve aşkın sadece huzuru
    ve hazzını arıyorsanız,
    O zaman sizin için en iyisi çıplaklığınızı örtmeniz
    ve aşkın harman yerinin dışına çıkmanızdır,
    mevsimsiz bir aleme doğru;
    Orada güleceksiniz, fakat bütün kahkalarınızla değil;
    Ve orada ağlayacaksınız, fakat bütün gözyaşlarınızla değil.

    Aşk hiçbir şey vermez, kendinden başka
    ve hiçbir şey almaz, kendinden başka.

    Aşk sahip olmaz, ne de sahip olunabilir,
    çünkü Aşk yeterlidir Aşka.

    Aşık olduğunuz zaman, “Tanrı benim kalbimde,” yerine, şöyle deyin,
    “Ben kalbindeyim Tanrı’nın”.

    Ve sanmayın yön verebilirsiniz aşkın akışına;
    çünkü aşk, kendi yolunu kendi çizer, sizi değer bulduğunda.

    Aşkın hiçbir arzusu yoktur, kendini gerçekleştirmekten başka.

    Fakat aşık olursanız ve kaçınılmaz olarak arzulara sahip olmanız gerekiyorsa,
    bırakın arzularınız şunlar olsun:

    Erimek ve akmak, geceye şarkılar sunan bir dere gibi.

    İnceliğin fazlasının verdiği acıyı bilmek.
    Kendi aşk anlayışınızla yaralanmak,
    ve kanamak yine de istekle ve coşkuyla...

    Şafak vakti kanatlanmış bir gönülle uyanmak,
    Ve bir aşk gününe daha şükran duymak...

    Öğleyin dinlenmek ve aşkın vecdini düşünmek.
    Akşam eve dönmek minnettarlıkla...

    Ve daha sonra uyumak, kalbinizde sevgiliye
    bir dua ve dudaklarınızda bir şükür ilahisiyle.

    · Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk’ı soran sizler!
    Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri,
    ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.

    · İçinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
    Aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan,
    gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
    Ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir;
    yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
    Baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim, açıklanamayan,
    hissettiğim hissedilemeyen şey nedir?

    · Aşk diye seslendiğimiz şey nedir? Söyleyin bana,
    bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
    Başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
    Yaşamdan ve Ölümden, Yaşamdan daha acayip,
    Ölümden daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
    Söyleyin bana dostlar, içinizde
    Yaşamın parmakları ruhuna dokunduğunda
    Yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
    Yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden
    vazgeçmeyecek kimse var mı?

    · Hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel,
    sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
    Neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten,
    hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?

    · İçinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için
    uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
    Hangi gencin yüreği tatlı nefesli,
    güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle
    ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
    Hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen
    bir Tanrı’nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?

    · Aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
    yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür
    ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.

    · Aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan
    ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
    Yaşamı bir uyanışla diğeri arasındaki
    güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.

    · Aşk insanın Tanrı’yı mümkün olduğunca
    fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.

    · Aşk Şafağın kızları tarafından sunulan
    ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.

    · Aşk, aşık ile maşuk arasında bir maskedir.

    · Aşk cehennem mağaralarında sürünen
    kara engereklerin ölümcül zehiridir.
    Zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu;
    ama bir kere içince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.

    · Aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi,
    Sonsuzluğun derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.

    · Tutkulu aşk, giderilmesi mümkün olmayan bir susuzluktur.

    · Yaşam iki yarıya ayrılmıştır:
    biri donar, biri yanar; yanan yarı Aşktır.

    · Çağlara benzer aşk, bugünü inşa eder ve yarını yıkar.
    Bir Tanrı gibidir, felaketler yaratır.
    Menekşenin iç çekişinden daha naziktir aşk,
    Ve daha serttir şiddetli bir fırtınadan.

    · Her gün her gece kendini yenilemeyen aşk,
    bir saplantıya döner
    ve bu saplantı çok geçmeden bir kölelik halini alır.

    · Bana mutluluktan söz etme, anısı beni mutsuz ediyor.
    Bana huzurdan söz etme, gölgesi beni korkutuyor;

    Ama bak bana, sana, cennetin kalbimin
    külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim;

    Seni bir annenin tek çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun.
    Aşk seni kendimden bile korumayı öğretti bana.

    Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey,
    ateşle temizlenmiş o Aşktır.

    Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için,
    içimdeki arzuyu öldürüyor.

    Sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek,
    sınırsız aşk ise sadece kendini ister.

    Gençliğin saflığı ve uyanışı arasına düşen aşk
    kendini sahiplenme ile tatmin eder ve sarılmalarla büyür.

    Ama gökkubbenin kucağında doğan ve gecenin sırlarıyla inen aşk,
    sonsuzluk ve ölümsüzlükten başka hiçbir şeyle huzurlu olamaz;
    İlahi varlık dışında hiçbir şeyin önünde saygıyla eğilemez.

    · Dünya kuruldu kurulalı bilinir: Aşk derinliğinin farkına,
    ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.

    · Gençliğim süresince Aşk, benim öğretmenim olacak;
    orta yaşta yardımcım ve yaşlılıkta da sevincim olacak.

    · Aşk, titreyen bir mutluluktur.