https://seymareyhangozen.com/blog?202606180624
Sabahın serinliğinde yapılabilecek en güzel şeylerden biridir okumak. Bakın pek sevgili Mina ne diyor. "Güneşli ılık bir kış günüydü. Bodrum'da çok hoşlandığım o kış günlerinden biri. Bahçede kurulan sofraya hep birlikte oturduk. Sevdiklerimle beraber yemek, tek başına yemekten kat kat daha güzel gelir bana." Mutluluğun tarifini yapan Mina haklı değil mi? Mutluluk sarıp sarmalayan ilişkilere sahip olmak biraz da. Ben, şeklen mutlu görünen, detayında sürekli laf sokan, kendi değersizlik duygusunu ötekine boca eden, her ortamda sorun yaratan insanlara maruz kaldım bir kaç sene. Bu insanlar ailedendi, iyiliğini istiyor gibi görünen , kötü hissettiren dilleri vardı. Hayatımın en kötü değil, en öğretici zamanları idi. O zaman anladım kendisi ile derdi olan insanla sağlıklı ilişki kurmak, iletişime devam etmek zorlayıcı ve yorucudur. Ancak bu yorucu insanlardan uzaklaşmak, bizi tamamen kabuğumuza çekmeye de itmemeli. Tek başına yemek yemenin, günde üç paket sigara içmek kadar zararlı olduğunu söyler Acar Baltaş. İnsan ilişkileri konu olduğunda, seçmek ve yönetebilmek gerekli. Çok sevdiğim bir sözle bitirmiş olayım. "Neye tahammül ettiğine dikkat et; insanlara sana nasıl davranabileceklerini öğretiyorsun." Sevmek benim için kıyamamakla çok ilişkili. Sevgilerimle... #MinaUrgan #Hayat #İlişkiler #İnsanlar
Heidegger’in "dünyaya fırlatılmışlık" dediği durum gibi; İnsan, ne olduğunu tam çözemediği bir boşlukla, bir anlam açlığıyla dünyaya gelir. Çoğu insan bu boşluğu maddi nesnelerle, makamla veya geçici hazlarla doldurmaya çalışır. O noksanlık hissi, aslında bir eksiklik değil, Allah'ın içimize sığabilmesi için açılmış özel bir yerdir. Yani o boşluk, aslında O'nun varlığını hissetmemiz için ayrılmış bir alandır. Bu noktada devreye giren her şey ; alkol, anlık hazlar, bitmek bilmeyen kalabalıklar veya sürekli bir gürültü arayısı... aslında ruhun kendi gerçek sesini duymasını engellemek için kurulan savunma mekanizmalarından ibaret. İnsan, kendi içindeki sessizlikten korkar. çünkü sessizlik, insanın kendi noksanlığıyla baş başa kaldıgı yerdir.Ruhu sürekli eğlenceyle veya geçici tatminlerle meşgul etmek, aslında bir nevi uyuşturma yöntemidir. Bir insan neden sürekli gürültü ister? Neden hep bir kalabalığın içinde, hep bir hareket halindedir? Çünkü durduğunda, o boşluğun içinden yükselen "Ben neden buradayım ve bu noksanlık neden bitmiyor?" sorusunu duymaktan çekinir.kalabalıklar içinde yalnızlaşır, hazlar içinde daha da yoksullaşır ve asıl özlemini çektiği "evine" dönememenin verdiği o derin, tarifi imkânsız yorgunluğu taşımaya devam eder. İşte bu yüzden bu tarz yaşamları tercih etmek bundan hoşnut olmak çok ucuzca geliyor. Ruhundaki o boşluğu geçici hazlarla uyuşturmayı reddeden, gürültüye değil kendi hakikatine kulak veren o duruşlu insanları seviyorum.Tıpkı İsmet Özel gibi, "dışlanır mıyım" endişesiyle inandığı değerlerden ve hakikat çizgisinden bir an olsun taviz vermeyen, inancını bir konfor alanı değil, bir duruş ve cesaret nişanesi olarak taşıyan insanları seviyorum.Bu benim yaşam tarzıma ve inancıma uygun değil."diyebilen yürekli insanları seviyorum. Bir çizgisi, bir
1000Kitap

E

@buelka
·
İnsanoğlu yeryüzündeki uyanışına yaratılmış olduğunu farkederek varır. Ama iş burada bitmez, burada başlar. Çünkü yaratılmış olmayı kavramak aynı zamanda kişinin noksanını bilmesi demektir. Bu da bir arayışı gerektirir. Nedir noksan? Nasıl, neyle giderilir?
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Gün gelir de beni unutursun demiştin Kalbindeki bu derdi uyutursun demiştin Ne ben seni unutabildim Ne bu derdimi uyutabildim Ne bu gönlümü avutabildim Unutamam seni unutamam seni Unutamam seni unutamam"
Müzik
Biz atlatırdık beraber her derdi nasıl ne farkeder Tatiller de gördük seninle düğünler de cenazeler Omzunda bir tohumdu aşk ıslattıkça büyüttüm Ve zamanla hep soyuldu ağaç kıskançlıklar çürüttü Gülüşmemiz özgürlüktü sevişmemiz ibadet Değiştiririz sandık fakat değişmedi inan pek Kavgalarımız boştu yine de inatla et idare Desem de olmaz 'bi daha be' bu daha çok eder biçare Kendime diyorum yoluna bak, dolu kafam
Edebiyat
"Sevdiğimi söylemez isem sevmek derdi beni boğar." Yunus Emre
Züleyha için her şey Yusuf olmuştu. Güneş doğdu demezdi, Yusuf uyandı derdi. Gece çöktü demezdi, Yusuf uyudu derdi."
Alıntı