Manipüle edildim.
9/10
·352 syf.··
2026 264. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 05:27
Mektup Arkadaşım beklediğimden çok farklı çıkan kitaplardan biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren akıcı dili sayesinde hikâyenin içine kolayca girdim. Gizem unsuru da en baştan itibaren kendini hissettiriyordu ve sayfaları çevirmeye devam etmek için yeterli merakı yaratıyordu. Ancak kitabın ilk yarısında büyük bir yanılgıya düştüm. Yoğun yetişkin içerik nedeniyle hikâyeyi hafife almaya başladım. Bir noktada, etrafına biraz gizem serpiştirilmiş bir aşk romanı okuduğumu düşündüm. Fakat sonradan anladım ki yazar tam da bunu yapmamı istiyormuş. Kitabın beni etkileyen tarafı ters köşesi değil, o ters köşeye düşürülme şekli oldu. Hansel ve Gretel’in ekmek kırıntılarını takip etmek yerine cadının evindeki tatlılara kapılması gibi, ben de gözümün önünde duran ipuçlarını görmek yerine hikâyenin sunduğu başka şeylere odaklandım. Gerçeği fark ettiğimde ise iş işten geçmişti. Normalde örüntüleri oldukça hızlı yakalayan bir okurum. Hatta çoğu zaman yazarların saklamaya çalıştığı şeyleri erkenden tahmin ettiğim için ters köşelerin keyfini tam anlamıyla yaşayamam. Fakat bu kitapta kurulan yapı beni tamamen içine çekti ve yönlendirdi. Üstelik sonradan dönüp baktığımda ipuçlarının aslında hep orada olduğunu görmek, şaşkınlığımı daha da artırdı. Yazarın son sözünde bazı ilham kaynaklarından bahsetmesi de benim okuma deneyimimi doğruladı. Çünkü bu tema işlendiğinde benzer şekilde yanıltıldığımı daha önce de fark etmiştim. Burada da aynı tuzağa düştüm ama bu kez bunun ne kadar ustaca kurulduğunu görmek ayrıca hoşuma gitti. Elbette kitap kusursuz değil. Bazı mantıksal boşluklar gözüme çarptı ve birkaç noktada daha sağlam temellendirmeler görmek isterdim. Ancak bunlar genel deneyimimi bozacak seviyede değildi. Sonuç olarak Mektup Arkadaşım, beni şaşırtmayı başaran, okurken büyük keyif
Mektup ArkadaşımJ.T. Geissinger · Juno Kitap · 2025390 okunma
1/10
·365 syf.··
2026 25. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 02:33
Eylül, okumakta zorlandığım bir kaç defa yarım bırakıp sırf Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olduğu için tekrar tekrar şans verdiğim bir eser. Karakterlerin iç dünyası, vicdan çatışmaları ve bastırılmış duyguları başarılı bir şekilde yansıtılmış. Ancak romanı okurken en çok dikkatimi çeken iki unsur oldu. İlki, oldukça yoğun betimlemeleriydi. Doğa, mekan ve ruh hallerini anlatan uzun tasvirler, dönemin edebiyat anlayışını yansıtsa da günümüz okuru için zaman zaman anlatının akışını yavaşlatıyor. Bu nedenle romana adapte olmam kolay olmadı. İkincisi ise merkezindeki yasak aşktı. Romanda fiziksel bir aldatma yaşanmasa da evli bir kadın ile eşinin yakın arkadaşı arasında gelişen duygusal bağ, bana göre sadakatin ihlalidir. Çünkü sadakat yalnızca bedensel değil, duygusal bağlılığı da kapsar. Üstelik erkek karakterin kadının sadakatine hayran olurken aynı zamanda onu eşinden bile kıskanması, insanın arzuları karşısındaki çelişkisini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Sonuç olarak Eylül, psikolojik çözümlemeleriyle edebiyat tarihindeki yerini hak eden bir eser. Ancak yoğun betimlemeleri ve yasak aşkı merkeze alan konusu nedeniyle her okurda aynı etkiyi bırakmayabilir. Bir klasiği okumak her zaman onu sevmek anlamına gelmiyor; bazen değerini kabul ederken anlatmak istediği dünyaya mesafeli de kalabiliyoruz.
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Butimarın bizi tarumar ettiği anlar
9/10
·390 syf.·
2026 106. kitabı
Yazarın daha önce okuduğum Dünyasızlar kitabında final havada kalmış ve bir boşluk hissi yaratmıştı. Bu kitapla ilgili de beklentim çok yüksekti. Hatta ilk elli sayfada bir pskiyatrın iç dünyası bize öyle güzel anlatıldı ki, o anlarda sanki kahramanın iç dünyası bana ayna gibi yansıtıldı gibi hissettim. Bir psikiyatristin, kafa yapısını gözlemlemek için bir kara çarşaf giyip İstanbul'da bile gezmeyi deneyimlemiş ve taksicilik yapmış. Bu gözlemler sayesinde bu bölümleri bize çok güzel aktarmış. Butimar karakterinin kusursuzluğunu da ismini aldığı deniz kuşunun masumiyetiyle bağdaştırmıştır. Psikiyatristin hayatından sonra Yusuf'un hayatına dalıyoruz. Butimar'a olan aşkıyla nasıl yollara girdiğini okuyoruz. Yusuf'un hayatında öyle güzel dostları var ki, o dostların hikayeye etkisi oldukça fazla, yazar burada Yusuf'un simya tutkusunu da işlemiş. Bu tutku onu nasıl yönlendirmiş adım adım anlatmış. Karakterin inatçı tutumu kitapta en belirgin faktör oldu ve yaşamını etkiledi. Kitaptaki dostluk ilişkileri bazı yerlerde bencillik ile sınandı. Aşk, sürekli anlatılarak gerçeklikten koptu. Hatta kitapta aşkın yürekte saklanıp dillendirilmemesiyle ilgili bir öykü var.Bir Japon masalı ve Azerbaycan halk efsanesi var, bazen mistik bir atmosfer yaratılmış, okuyucu biraz farklı bir yolculukla kendini masalsı bir paradoksun içine itelenmiş. Fakat bu yolculuğun boğucu bir labirent gibi kafa karışıklığı yaratacak olması onu da çok etkilememiş. Bunu yazarın küçüklüğünden beri zamanda yolculuk hayali olmasına ve bunu romanlarında kullanmak istemesine bağladım. Herkes bu kitaptan istediğini alsın,herkes kafasında bir son yazsın istemiş. Bazı yerlerde okuyucunun yorulacağını, bazı kelimelerin çıkmaz bir sokağa gireceğini bilse de gizem yaratmak istemiş. Bunu da yazarın farklı ve özgün
ButimarKaan Murat Yanık · Kapı Yayınları · 20156bin okunma
9/10
·456 syf.··
2026 53. kitabı
Üzerimden nasıl bir hayat hikayesi geçti benim böyle... Eskiden zamanda yolculuk yapabilsem geçmişe giderdim, başka bir zamanda yaşama şansım olsa geçmişte yaşamak isterdim falan derdim hep ama son zamanlarda okuduğum kitaplar ve üstüne "Minik" beni bu düşünceden tamamıyla soğuttu. Hiç içinde yaşamadığım bir geçmişe karşı ne kadar altı boş bir romantizm beslediğimi anladım artık ve gerçekliği nihayet kabul etmek beni hiç mutlu etmedi ne yazık ki. Madam Tussaud olmayı hiç sevmedim ben onu bir söyleyeyim. Bu kadın bu hayata nasıl katlanmış anlayamadım açıkçası. Yerinde ben olsam daha her şeyin en başında delirmiş olurdum büyük ihtimalle. Hayat hikayesi o kadar soğuktu ki benim bile kalbimi soğuttuğu bazı yerler oldu. Ama böyle söyledim diye yanlış da anlaşılmasın kitabı okuyup onun hikayesini öğrendiğime gerçekten çok memnunum. Harika bir kitaptı. Kitabın yazarına da ayrıca değinmek gerek çünkü bu kitabı yazması 15 yılını almış ve çok iyi bir çıkarmış bence. Sadece Marie'nin (Madam Tussaud) hayatını öğrenmekle kalmıyoruz aynı zamanda zamanın Paris'ini de bir filmi izler gibi okuyoruz resmen. Başta yazarı Edward Carey olmak üzere kitaba emeği geçen herkesin eline sağlık. Gotik edebiyat türünü okumayı sevenler; Size bu kitabı kesinlikle öneriyorum. Kurmaca da değil bak gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor.
MinikEdward Carey · İthaki Yayınları · 202169 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:38
Eyyüp Altun’un okuduğum ilk romanıydı.Yazarın kalemi oldukça güçlü.Kısa süre içerisinde okuyucuya birbirinden farklı duygular yaşatabilen nadir eserlerden biri olduğunu söyleyebilirim.Yer yer üslubunu Peyami Safa’nın kalemine benzettim. Dikkat: Bu kısımdan sonrası spoiler içermektedir. Kitap, 1930 yılında yaşanan Zilan Katliamı’nı, olaylara bizzat tanıklık etmiş bir kişinin ağzından anlatıyor.Kısaca bahsetmek gerekirse eser, aynı zamanda Van’ın Erciş ilçesine gelen veteriner hekim ve gazeteci Bahadır’ın hikâyesini de konu ediniyor. Bahadır, görevi gereği Zilan Deresi’nden geçerken kendisine eşlik eden arkadaşı sayesinde burada bir katliam yaşandığını öğrenir.Duydukları karşısında büyük bir şaşkınlık yaşayan ve ilk başta anlatılanlara inanmakta zorlanan Bahadır, olayın aslını araştırmaya karar verir. Arkadaşı, amcasının bu hadiseleri bizzat yaşadığını söyleyince Bahadır, onunla tanışmak ister.Böylece kendisini bambaşka bir hayatın içinde bulur. Hikâyenin merkezinde Farız Dede vardır. Yaşadıklarını pek dile getirmeyen, ancak hatıralarını günlük şeklinde defterine kaydetmeyi ihmal etmeyen bu yaşlı adam için yıllar sonra Bahadır’a yeniden konuşmak da pek kolay olmayacaktır. Kitabın ayrıntılarına fazla girmek istemiyorum. Küçük bir not düşerek, eseri saygıdeğer okurlarla baş başa bırakmak istiyorum. Roman boyunca aşk, ihanet, dostluk ve ölüm gibi temalar sıkça karşımıza çıkıyor.Bu nedenle okuyucu, sayfalar arasında ilerlerken kısa süre içinde birçok farklı duyguyu bir arada yaşayabiliyor. Beni kitaba en çok bağlayan nokta ise yazarın, Türk-Kürt ayrımı yapmadan olayları olduğu gibi aktarması oldu.Böylesine güçlü bir kalemle geç tanışmış olmanın hüznünü yaşarken, herkese keyifli okumalar diliyorum.
KilimEyyüp Altun · Boyalıkuş · 201916 okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2026 31. kitabı
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Muhabbet Tılsımı'nda sadece bir aşk hikâyesi anlatmıyor; insanların umutları, zaafları ve inanmak istedikleri şeyler üzerinden toplumun aynasını tutuyor. Roman boyunca gülümseten sahnelerle karşılaşırken aslında ne kadar kolay kandırılabildiğimizi de fark ediyoruz. Yüz yılı aşkın zaman önce yazılmış olmasına rağmen büyüye, muskaya ve sahte kurtarıcılara duyulan ilginin bugün bile değişmemiş olması kitabı şaşırtıcı derecede güncel kılıyor. Mizahın altına saklanmış toplumsal eleştirileriyle hem eğlendiren hem düşündüren bir eserdi. Son sayfayı kapattığımda aklımda kalan şey aşk değil, insanın kendini kandırmaya ne kadar yatkın olduğu oldu.
Muhabbet TılsımıHüseyin Rahmi Gürpınar · İthaki Yayınları · 2023229 okunma