Bir İstanbul aşığı olan ve Beykoz doğumlu şairimiz Orhan Veli'nin, bende yeri çok ayrıdır. Bu sebeple kitabına ve Orhan Veli'ye ithafen yazdığım; onun şiirlerinden, şiirlerinde geçen satırlardan oluşturduğum aşağıdaki mısraları bırakmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz.
Bazen gün doğar, bazen doğmak istemez.
Bazı bir deniz özlemi, bazen İstanbul'a hasret.
Bazen bir türkü, bazen bir şarkı ya da bir şiir sevgiliye, güzelliğin mısralarda kaldığı.
Bazen öteki dünyada, bazı bu dünyada.
Bazı ölüm, bazı yaşayış yada bir ayrılış.
Bazen fakirlik diz boyu, bir esvab bile alamamak, açlık, sefalet eline üç beş kuruş geçer de karnı doyar belki.
Bazen içkiye benzer bir sarhoşluk, bazen deli sanılacak olsa da kendi kendine gülümsemek.
Bazen merak ettiğimiz hayatını anlatışı, Oktay Rıfat'ı, Melih Cevdet'i en yakın dostları.
Bazen bir yaramazlık! Anneme söylemeyin dediği kartal anlaşması.
Ah şöförün karısı! Kıyma garibime, el edip pencerelerden.
Bazen bir dedikodu, Süheyla'ya vurulup, Melahat'ı alıp; Mualla'yı sandala attığı, geç bunları geç! Garibim bilir yaptığını.
Her bahar aşık, her Nisan bir yaş daha genç.
Bazen bir sevdaya tutulmak, bazı bir sevdadan kurtulmak.
Bazen güzel havaların mahvettiği, bazen beklediği sevdiğine, öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın dediği.