Puan vermedi·72 syf.··
2019 338. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2019 00:00
Dört risaleden oluşan kısa bir şiir kitabı ama kısalığına aldanmamak lazım. Düşünerek okunması gerekiyor. Tabiat Risalesi Aşk Risalesi Savaş Risalesi Ölüm Risalesi
Edebiyat
RisalelerErdem Bayazıt · Akabe Yayınları · 1987115 okunma
Güzel bir eser
10/10
·112 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 05:46
Farklı bir üslubu olduğu için bu kitabını da almak istedim ve iyiki de almışım daha fazla kitabının olmaması üzücü çok kaliteli bir eser ayrıca etkili. Ben herkesin kütüphanesinde olması gerektiğini düşünüyorum.
Alıntı
Ebu Zeyd el-Belhî’nin Ruh Sağlığının Korunması RisalesiMalik Babikir Bedri · Mahya Yayınları · 20257 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
10/10
·348 syf.··
2026 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 17:50
Alevi-Bektaşi düşüncesinin önemli kaynaklarından biri olan Virani Baba’ya atfedilen metinleri derleyip açıklayan kapsamlı bir çalışmadır. Bu eser, hem klasik bir divan ve tasavvufi metin derlemesi hem de inançsal öğretinin yorumlandığı bir “buyruk” niteliği taşır. Kitap, Virani Baba’nın şiirleri ve öğretileri üzerinden Alevi-Bektaşi geleneğinin temel kavramlarını ortaya koyar. Özellikle vahdet-i vücut anlayışı, insan-ı kamil düşüncesi, aşk, hakikat ve yol kavramları metnin merkezinde yer alır. Bu yönüyle eser yalnızca edebi bir divan değil, aynı zamanda bir inanç ve öğretim rehberi olarak değerlendirilir. Metinlerde kullanılan dil yer yer ağır ve semboliktir; tasavvufi terminolojiye aşina olmayan okuyucular için anlamayı zorlaştırabilir. Ancak bu durum, eserin özgünlüğünü ve tarihsel derinliğini de yansıtır. Atalay’ın katkısı, metni sadeleştirmekten ziyade açıklayıcı yorumlar ve dipnotlarla okuyucuya rehberlik etmesidir. Bu sayede eser, hem akademik bir kaynak hem de inançsal araştırma yapmak isteyenler için erişilebilir hale gelir. Atalay’ın yaklaşımı, metinlere müdahale etmekten çok onları bağlamına oturtmaya yöneliktir. Bu da çalışmayı güvenilir bir derleme haline getirir. Eserde dikkat çeken bir diğer unsur, Alevi-Bektaşi öğretisinin sözlü kültürden yazılı kültüre aktarımındaki hassasiyettir. Buyruk geleneğinin yazıya geçirilmesi her zaman tartışmalı bir konu olmuştur; bu kitap ise bu geleneği koruyarak ve saygılı bir dil kullanarak sunmaya özen gösterir. Aynı zamanda, metinlerin tarihsel ve kültürel arka planına dair verilen bilgiler, okuyucunun dönemi daha iyi anlamasını sağlar. Hem tasavvuf edebiyatı hem de Alevi-Bektaşi inanç sistemi üzerine çalışanlar için önemli bir başvuru eseridir. Derin sembolizmi, öğretisel yoğunluğu ve yorumlayıcı yaklaşımıyla,
Virani Divanı ve Risalesi (Buyruğu)Adil Ali Atalay · Can Yayınları · 20004 okunma
9/10
·397 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 07:34
İlk Sözden Önceki Söz Saffet Görmüş İLK SÖZDEN ÖNCEKİ SÖZ sen kimsin? Selam kitap dostlarımm İlk Sözden Önceki Söz: Sen Kimsin?, okuru yalnızca okumaya değil, hatırlamaya davet eden bir eser. Bu kitapta kelimeler, salt anlam taşıyıcıları olmaktan çıkar; niyetle, ruhla ve doğrulukla yoğrulmuş bir çağrıya dönüşür. Yazar, insanın varoluşunu tesadüfe bırakan bakış açılarını reddeder; her şeyin ilahi bir ölçü, bir plan ve bir hikmet dahilinde vücut bulduğunu vurgular. Eserde kader, anlık bir yazgı değil; insanın içsel yolculuğu, muhakemesi ve iradesiyle kurduğu derin bir bağ olarak ele alınır. Akıl, yalnızca düşünmek için değil; hak ile batılı ayırt etmek, görünenin ardındaki manayı sezmek ve eşyaya anlam yüklemek için verilmiş bir emanet olarak konumlandırılır. Bu bağlamda kitap, “Allah her şeyi bir ölçüyle yaratmıştır” ayeti etrafında şekillenen güçlü bir tefekkür zemini sunar. Her bölümün sonunda yer alan “Mantığın ve Vicdanın Yorumu”, okurun zihinsel ve kalbi sorgulamasını derinleştirirken; bölüm aralarına serpiştirilen Hikmetli Sözler, metnin ruhunu pekiştiren duraklar niteliğindedir. Tekrar kavramı ise eserin ana omurgalarından biridir: Başlangıç ve son arasındaki döngü, varlığın emre itaat eden yapısıyla birlikte ele alınır. Kitapta; Miraç’a davet, İlahi sevgi, Varlık âleminin manası, Kader ve onun müsebbibi, Ezel, ilahi irade, İhlas ve tevhid anlayışı, Yokluk Risalesi ve üç merhaleli tevhid gibi pek çok derin başlık, ayetler ve hikmet merkezli yorumlarla işlenir. Eserin sonunda yer alan Tefsir Risalesi ise kitabı benzerlerinden ayıran önemli bir detaydır; anlatılan hakikatleri daha sağlam bir ilmi zemine oturtur.
İlk Sözden Önceki SözSaffet Görmüş · Çıra Yayınları · 20252 okunma
9/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 17:05
Vahidî hakkında elde yeterli bilgi olmasa da “Gül ü Bülbül” ü Yavuz Sultan Selim’e sunmasından anlaşılıyor ki eser 16.yy.ın ilk çeyreğinde yazılmış. Eserde şair,güzel bir gül bahçesine bahçıvandan izin alarak girer be buradaki güzellikleri seyre dalar. Bir süre sonra bülbülün güle olan aşkını söylemesi ve gülün de ona verdiği cevapları içeren bir muhavereye şahit olur. Gül,çiçeklerin şahıdır. Peygamberimizin terinden yaratıldığından seçkin bir soyu vardır. Bu sebeple bülbülü küçümser. Bülbül ise gülden gayrıyı görmez. O da Hz.Süleyman ile yaşadıklarını anlatarak aslında kendisinin de kuşların şahı olduğunu bildirir. Öyküye göre bütün kuşlar Hz.Süleyman’ın sarayına gelip O’na hizmet ederler. Bir tek bülbül,Gülden ayrı kalamayacağından saraya gitmez. Diğer kuşlar-özellikle karga- bülbülün durumundan şikayet eder. Onu Hz. Süleyman’a kötüler. Hz.Süleyman,emrindeki kuşlardan doğanı derhal bülbülü alıp getirmesi için yollar. Doğan bülbülün yanına varınca durumu idrak etse de emir gereği bülbülü Hz.Süleyman’ın makamına getirir. Bülbül,Hz.Süleyman’ı överek durumunu arz eder. Hz.Süleyman ise bülbülün haline vakıf olunca karga ve diğer kuşlara öfkelenir. Bülbülü yine gülün yanına gönderir. Bu öykü üzerine gül,bülbülün gerçek aşık olduğuna inanır ve kavuşmayı diler. Bülbül bu haberle sarhoş gibi dolanır. Nihayet gülün yanına konarken gagası gülün dikenine takılır,bülbül oracıkta can verir. Hemen ardından bir rüzgar eser ve bütün güllerin yaprakları rüzgarla yok olup gider. Geriye ne gül ne de bülbül kalır. Alegorik bir anlatı olması dışında yazıldığı dönemde ilk “Gül ile Bülbül” öykülerinden olması bakımından önemli bir eser. Elbette bu tür eserlerin-özellikle bülbülnameler- Mantıkü’t-Tayr’dan ilhamla yazılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Edebiyat