9/10
·128 syf.··
2026 8. kitabı
Füsunkâr; hayatın bir anda değişebileceğini ve bazen tek bir olayın birçok insanın kaderini nasıl etkileyebileceğini anlatan, akıcı bir romandı. Roman, Umut’un Rıfat Bey ve Firuzan Hanım’ın hayatına girmesiyle başlıyor. Ailenin işitme engelli kızları Füsun’a destek olan Umut, zamanla onların en güvendiği insanlardan biri haline geliyor. Ancak yurtdışına yapılacak bir yolculuk sırasında yaşanan uçak kazası, tüm dengeleri altüst ediyor. Bu kazanın ardından karakterlerin hayatları bambaşka bir yöne savruluyor ve hikaye giderek daha da derinleşiyor. Kazadan sonra yaşananlar, verilen mücadeleler, kayıplar ve insanların hayata tutunma çabaları romanın temelini oluşturuyor. Umut’un karşılaştığı zorluklar, hakkında açılan davalar nedeniyle ülkesine dönememesi ve bu süreçte aldığı kararlar hikayeye farklı bir boyut kazandırıyor. Özellikle minnet duygusunun insan hayatındaki etkisini görmek oldukça düşündürücüydü. Romanın ilerleyen bölümlerinde Natali karakteri öne çıkıyor. Başlangıçta fedakarlık ve yardımseverlik üzerinden ilerleyen ilişkiler zamanla yerini farklı duygulara bırakıyor. Aidiyet, kıskançlık, sevgi, kırgınlık ve geçmişle hesaplaşma gibi temalar hikayenin merkezine yerleşiyor. Karakterlerin yaşadığı duygusal değişimler ve birbirleriyle olan ilişkileri romanın en güçlü yanlarından biri olmuş. Kitabın en sevdiğim taraflarından biri ise olayların sürekli hareket halinde olmasıydı. Hikaye durağanlaşmadan ilerliyor ve her bölümde karakterlerin hayatına dair yeni bir ayrıntı öğreniyorsunuz. Kısa olmasına rağmen içinde birçok olay ve duygu barındıran, merak unsurunu son sayfaya kadar koruyan bir roman olduğunu düşünüyorum. Aile bağları, fedakarlık , kader, insan ilişkileri ve geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiği üzerine kurulu bu hikayeyi keyifle okudum. Özellikle
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20264 okunma
Bazı doğrular bir tartışmada değil bir karşılaşmada kaybedilir.
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:41
Babalar ve Oğullar ilk bakışta kuşak çatışmasını anlatan bir roman gibi görünse de, bence asıl anlattığı şey insanın kendi fikirleriyle verdiği mücadele. Romanın merkezinde Bazarov var. Her şeyi sorgulayan, hiçbir otoriteyi tanımayan, gelenekleri, romantizmi ve duygusallığı küçümseyen bir genç. Ona göre yalnızca akıl ve bilim önemlidir; geri kalan her şey insanın kendi kendini kandırmasından ibarettir. Kitabın büyük bölümünde ona hak vermemek zor. Çünkü Bazarov yalnızca yıkmak için yıkmaz; insanların sorgulamadan kabul ettiği birçok şeyi cesurca masaya yatırır. Ancak romanı unutulmaz yapan şey fikirleri değil, o fikirlerin kırılışıdır. Çünkü hayatın garip bir huyu vardır. İnsan bazen mantığıyla alt edemediği şeylerle karşılaşır: bir duygu, bir insan, bir aşk… Ve bir anda yıllardır kurduğu bütün cümleler yetersiz kalabilir. Belki de bu yüzden Bazarov hala bu kadar canlı bir karakter. Çünkü onun yaşadığı çatışma yalnızca ona ait değildir. Hepimizin içinde, dünyanın mantıkla açıklanabileceğine inanan bir yanımız vardır. Hepimiz bir gün o inancı sınayan bir şeyle karşılaşırız. Ve bazı doğrularımızı bir tartışmada değil, bir karşılaşmada kaybederiz.
Edebiyat
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,9bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·128 syf.··
2026 93. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 10:40
#KübranınKitabı 🩷 Merhaba kitap dostlarım, size bugün Bahadır Karasulu’nun kaleminden çıkan Füsunkâr ile geldim. Yazarın tüm kitaplarını okumuş ve kalemini çok seven biri olarak bu kitabını da büyük bir merakla okudum. Elime gece yarısı aldığım kitap, akıcı anlatımı sayesinde beni öyle içine çekti ki bitirdiğimde saatin üç olduğunu fark ettim. Başlarda Füsun’a kızsam da yaşadıklarından sonra ona çok üzüldüm. Özellikle sonu beni gerçekten etkiledi. Füsun o ölümü hiç hak etmemişti. En büyük şaşkınlığım ise Natali oldu. İlk başlarda bize çok iyi biri gibi görünürken zamanla gerçek yüzünü görmek beni gerçekten şaşırttı. Kitapta en çok kızdığım karakter kesinlikle Natali’ydi. En çok üzüldüğüm karakter ise Umut oldu. Hayatı boyunca oradan oraya savruldu, en büyük hayali olan doktorluğu bir türlü yapamadı. Natali’nin babasının ölümünden sonra Gagavuzya’ya gittiklerinde uzun süre kalmalarına üzülmüştüm. Fakat kitabın sonunda Umut’un ömrünün geri kalanını da orada geçirmek zorunda kaldığını öğrenince ona daha da üzüldüm. Natali’ye de en çok bu yüzden kızdım; Umut’u istemediği bir hayata mecbur bırakmış gibi hissettim. Ama kitapta en hoşuma giden şeylerden biri Füsun’un anne ve babasının Umut’u öz evlatları gibi kabul etmesiydi. Umut’un yaşadığı onca şeyden sonra böyle bir sevgi ve aidiyet görmesi içimi ısıttı. Keşke hayatının geri kalanında da hak ettiği mutluluğu yaşayabilseydi. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun sürecek, karakterleriyle düşündüren ve duygusal yönü güçlü bir romandı. Bahadır Karasulu’nun kalemini sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20264 okunma
9/10
·384 syf.··
2026 17. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:43
Herkese merhaba Serinin üçüncü kitabıyla geldim. Anné'i büyürken okumak, sanki yıllardır tanıdığım bir arkadaşın hayatına uzaktan eşlik etmek gibi geliyor. Onun hayal gücü hiç eksilmese de yaşadıkları zamanla olgunlaşıyor; sevinçleri kadar kayıpları da derinleşiyor. Belki de bu yüzden Anné'i sadece çocuk edebiyatının bir karakteri olarak görmek haksızlık olur. Her kitabında bana umut etmeyi, değişmeyi ve hayatın sıradan anlarında güzellik bulmayı yeniden hatırlatıyor ve bu bana çok iyi geliyor. Serinin bu kitabında Anné artık Green Gables'tan ayrılıyor. Üniversite hayatına, yeni arkadaşlıklarına uyum sağlamaya çalışıyor. Sınavlarla, gezilerle, edindiği dostluklarla hayatı daha da renkleniyor. Aşk hayatı da tabii. Kendi yakın arkadaşı Diana'nın düğünü, etrafındaki herkesin yavaş yavaş evlenmesi onu etkilese de çizgisinden ve kendi isteklerinden vazgeçmemesi bana daha da yakın hissettiriyor. Ve elbette Gilbert Blythe Duygularını asla çözümleyemeyen Anné'nin son dakikalarda kendine gelişlerini okurken hayatın gerçekçiliği daha da anlamlı hale gelmeye başladı. Neyse ki sonunda doğru kararı verdi karakterimiz. Kitapta yetim kızımız anne ve babasının evine giderek yarım kalmadığını da derinden hissediyor. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki mutluluk sadece büyük olaylarda değil; dostluklarda, paylaşılan bir sofrada, güzel bir manzarada ya da sevdiğin insanlarla geçirilen sıradan bir günde de saklı. Anné'in dünyasında umut, iyilik ve hayal kurmak hiçbir zaman değerini kaybetmiyor. Belki de bu yüzden seriyi okumaya ara versem de tekrar döndüğümde umutla devam ediyorum. "Gülümsediğimiz sürece hayatın yaşamaya değer olduğuna inanmaya çalışıyorum sanırım." "Bence çoğumuz aslında istemediğimiz şeyler için dua ederiz çünkü yüreğimize dikkatle bakacak kadar dürüst
Yeşilin Kızı Anne 3L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20205,5bin okunma
Çok sevdim
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Mutfak / Banana Yoshimoto Nasıl güzel bir eser dostlarrr… İlk yayımlandığı 1987 yılında aldığı ödülleri mi anlatsam, uzun süre boyunca çok satanlar listesindeki yerini korumasını mı söylesem, yoksa içinde barındırdığı kavramların okura hissettirdiği duygulardan mı bahsetsem, gerçekten bilmiyorum. Yolculuğumuz, küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Mikage’nin ebeveyn yalnızlığıyla başlıyor. Mikage sonra uzun yıllar birlikte yaşadığı dedesini, sonrasında da çok sevdiği anneannesini kaybeder. Yuichi cenaze sürecinde ortaya çıkan ve sonrasında da daima Mikage’nin yanında olmaya çalışır. Ve Annesi Erikoy’la birlikte… Ya da daha doğru ifadeyle, aslında babası olan Eriko! Burada küçük bir parantez açmak istiyorum. Genellikle hep çok fedakâr annelerden söz ederiz ya, Eriko öyle bir baba ki; eşini kaybettikten sonra oğluna hem babalık hem annelik yapan, son derece fedakâr bir karakter. Spoi vermek istemiyorum, çünkü bunu okurken sizin keşfetmenizi istiyorum. (Çok başka ve büyük bir detay Eriko… Kısa bölümlerde yer almasına rağmen favori karakterlerimden biri oldu :) Karakterlerin birbirleriyle olan sohbetleri, kurdukları bağ, Mikage’nin mutfağa duyduğu sevgi, aşk ve tutku öyle naif bir şekilde işlenmiş ki… Bu zarif örüntünün neresini anlatsam diğer taraf eksik kalacakmış gibi hissediyorum. Üstelik kitapta farklı bir hikâye daha var ki o da ap ayrı her iki hikâye birbirinden farklı ama bir o kadar da etkileyici. Kesinlikle abarttığımı düşünmüyorum ve siz de düşünmeyin. Kitabın aldığı ödülleri, gördüğü ilgiyi düşünürsek hiç haksız sayılmam ve bana göre “kusursuz roman” etiketini de sonuna kadar hak eden bir eser. Yazarın keskin gözlemini ve bunu da böylesine naif bir anlatımla sunmasına hayran olmamak, sadece 128 sayfa içerisinde derin bir anlatımla dostluk, annelik,
1000Kitap
KitchenBanana Yoshimoto · Faber and Faber · 2018810 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 39. kitabı
Modern çağın kalabalığı içinde yalnızlaşan insanların duygularını samimi ve akıcı bir dille anlatan etkileyici bir eser. Sevgi, özlem ve insan ilişkilerine farklı bir pencereden bakarken, okuyucuyu kendi hayatını da sorgulamaya davet ediyor. Duygusal derinliği ve sade anlatımıyla, son sayfasına kadar ilgiyi canlı tutan, iz bırakan bir kitap. Tavsiye ettiğim kitaplardan oldu.
Çevrimdışı AşkŞebnem Burcuoğlu · Dex Plus Yayınları · 2017557 okunma