Aşk suça dönüşüyor zamanla ve acıya Sen de benzemiyordun aslında bir yalancıya
Yüreği taştan bir kaderin esiriydim ve yakabilirdim tüm kenti...
ölüm, bir odanın içinde dans ediyor. yatağımın çevresinde, elinde bir gitar; neşeli bir parça gibi çalıyor. ölümün yanına gitmek ve ona sarılmak istiyorum. sonra karşımda bir adam, Diego. fısıldıyorum ona, "benim ölümüm sen ol istiyorum. kırık kaburgalarımla, sana sarılmak için burdayım. aç koynunu sevgilim, sana güzel ölümler getirdim." uzun bir sessizliğe büründü her şey zaman o an duruyor ve karşımda tepkisiz kalan Diego. dünyanın ağırlığını bitkin bedenimde hissediyorum. gözden kayboluyor, elimi uzatıyorum dokunamıyorum. bir hayaldi belki de, gerçek gibi bir hayal... yitiriyorum kendimi, tanrı meleğini baş ucumda bekletiyor. karanlık ve sessiz bir odanın içine gömülüyorum. yitiriyorum zamanı, ruhumu teslim ediyorum.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ben onu, tıpkı memleketim gibi, dar ve tehlikeli zamanlarda seviyorum en çok. Kimse aklından çıkarmasın abiler aşksız ne devrim olur ne isyan ne başkaldırı.. Evet ortalık çok karışık ve ben inadına aşk diyorum. Ali Lidar
I“Bir kereye mahsus yaşanan her an kendi hatasını bir daha düzeltilemiyecek biçimde içinde barındırır”Bana kanatlarımı bıraktırdılar, Bana ihaneti öğrettiler.Başka haber yok.IIİkiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım Bir yanım öbür yanıma düşman Sağımda kızgın kumlar gezdirdim Solum üşüyor eski bir anıdan.IIIMum: alıngan. Kendi ateşiyle kendini yok eden yumuşakça. Erimek üzere varsın, kaderine inanırsın. Ölürken fark edilmez, ışığın solduğu zamansın.Hiçbir aşk titremez sonsuza değin Bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum ve insan acıdan ölür bir gün.IVYüzümde taşıdığım kuyu soğuk iklim, ağır yaprak tenimde durup dönüp dokunduğum yük.Yağmurun aramıza çektiği perdeyi yırtıyorum geçiriyorum göğsümdeki uykunun sarmaşığından birazdan dünya beni unutacak, ben onu anlamıyorum.Soğuk iklim durup dokunduğum dönüp seni ben de unutacağım.Vİnsan ölüyorsa acıdan ölür bir gün kendine bir daha uğrayamadığından, koyduğu yerde durmayışındandır hayatın hatanın dönüşsüz oluşundandır.Hiçbir aşk titremez sonsuza değin bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum ve insan kanatlarından ayrılır bir gün.
Kütüphanelerin Kilitlenmesi: Bir gecede kütüphaneler dolusu yazma eser, arşiv belgesi, mezar taşı ve asırlık edebi/felsefi miras, yeni nesiller için okunamaz "arka arkaya dizilmiş şifreler" haline gelmiştir. Nesiller Arası Mesafe: Büyükbaba ile torun arasındaki yazı dili bağı kopmuş, bir millet kendi dedesinin yazdığı mektubu veya günlüğü okuyamaz duruma düşmüştür. Estetik ve Ruh Kaybı: İslam harflerinin getirdiği o muazzam hat sanatı, kelimelerin görsel musikisi ve aruzun o harflerle sağladığı ahenk, yeni yazı sisteminde aynı estetik karşılığı bulmakta zorlanmıştır. Bu yönüyle devrim, köklü bir tarih ve kimlik hafızasının zayıflaması olarak yorumlanır
1000Kitap
Devinim..
birgün sessizce geçerse eğer bir tren gözlerinin önünden düşün ki, bir çığlıktır o. kırmızı bir öfkedir bir cumartesinin kalbinde büyüyen bir aşk kadar kırmızı. ve bir duruştur bu nihayetinde hatırla devrimi; sana iki kere iki kaç eder gibi değil çiçeği açan uçurum bahardan ne ister gibi sorular soruyorum. dönüp bakıyorsun aynada ikimize ellerini kalbime koydukça ışıldıyor gözlerin kuşlar yine eski zamanlardaki gibi cıvıldamaya başlıyor yine taş plaklar gramofonlara takılıyor bozacı geceleri bağırmaya başlıyor kadınlar pencerelerde utangaç mendilleri düşmek için sabırsız. bunları gördükçe iştahlanmıyor değil insan, içimde şahlanmıyor değil bir at işte böyle zamanlarda sus istiyorum çünkü en iyi bu şekilde konuşuyoruz seninle en iyi bu şekilde sevişiyoruz sabah ezanına dek olduğumdan farklı davranmayı ihanet gördüğüm tek yer bu sessizlik hangi bağdaş kurmuşuzda yanyana gün batımını izliyoruz elimizde sigara