Edebiyat Hakkında Bu 50 Şeyi Biliyorsanız, Kültür Sizsiniz. Nazım’ı, Tanpınar’ı, Yaşar Kemal’i tanıyor; bir de Dostoyevski’nin, Camus’nün, Márquez’in cümlelerinde kendinizi buluyorsanız… Siz sadece okur değil, kültürsünüz. 1. Nazım Hikmet’in Sevdalı Bulutu sadece masal değil, özgürlüktür. 2. “Tutunamayanlar” sabır değil, yolculuktur. 3. “Kürk Mantolu Madonna” aşk değil, yalnızlıktır. 4. Tanpınar’ın “Huzur”u, huzursuzluğumuzu anlatır. 5. Cemal Süreya’nın “y” harfi bir kaybediştir. 6. Sait Faik’in Burgazada’sı hâlâ deniz kokar. 7. Yaşar Kemal’in “İnce Memed”i dağ değil, vicdandır. 8. Halide Edib kadın değil, direniştir. 9. Can Yücel’in küfrü bile inceliktir. 10. Aziz Nesin güldürürken düşündürür. 11. Orhan Kemal’in karakterleri hâlâ aramızda yaşar. 12. Cahit Sıtkı “Otuz Beş Yaş”ta hayatın farkındalığını anlatır. 13. Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi”si ölümün en zarif tarifidir.
Edebiyat
Léon Bloy, Lettres, 1889
Çocukken, sadece fikri bile beni coşkuya boğan oyunlara ve eğlencelere katılmayı çoğu zaman büyük bir öfke ve isyanla reddettiğimi hatırlıyorum; çünkü vazgeçerek acı çekmeyi ve kendime acı çektirmeyi daha asil buluyordum. ​Şunu iyi anla dostum, bu durum her türlü hesaptan veya dini bir inançtan bağımsız gerçekleşiyordu. Sadece doğamın içindeki bir karanlık beni mutsuzluğa sürüklüyordu. İçgüdüsel olarak mutsuzluğu seviyordum, mutsuz olmak istiyordum. Sırf bu 'mutsuzluk' kelimesi bile beni şevkten kendimden geçiriyordu. Sanırım bunu, İspanyol ruhu hem çok ateşli hem de çok melankolik olan annemden almıştım; Hristiyanlığın benim üzerimdeki temel cazibesi, Mesih’in acılarının sonsuzluğu, Çilesi'nin o görkemli ve aşkın dehşetiydi. Tanrı’ya aşık olan ve bir 'ızdıraplar cenneti' dileyen, İsa Mesih uğruna sonsuza dek acı çekmek isteyen ve saadeti bu şekilde düşleyen o kadının akıl almaz hayali, o zamanlar bana insani fikirlerin en yücesi gibi gelirdi ve bugün hâlâ öyle geliyor. Tüm bunları Le Désespéré kitabının X, XII ve XIII. bölümlerinde yazdım. Fıtratı böyle yoğrulmuş zavallı bir insanın, kendi kendinin en büyük düşmanı, kendi öz celladı olması kaçınılmazdır.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yedinci asırda nazil olmuş bir metni 21. asrın problemleriyle yorumlamak “anakronizm” değil mi? Kur’an’ı çağa uydurmak için bir zorlama söz konusu mu? Fakat insanlığın evrensel ıstırapları değişmiyor. Biz klasik çağımızda Hazret-i Peygamber’e dünyanın acı gerçeklerinden kopuk aşkın bir konumda duruyormuş gibi muamele ediyorduk. Daha sonra, Fazlurrahman sağ olsun, Hazret-i Peygamber’in peygamberlik öncesi yaşamında insanlığın ıstıraplarını kendine dert ettiği için toplumdan kaçıp mağarada bu sorunlara nasıl çözüm bulunur diye fikir çilesi çeken yüce bir insan olduğunu anladık. Ve yine Fazlurrahman vesileliğiyle Kur’an vahyinin tepeden ceberutça buyuran ve bizim köle gibi itaat etmemiz gereken bir söz değil de kutsalla ve metafizik alemle temas kurmuş ve Allah’la bütünleşmiş evrensel bir vicdanın patlaması olduğunu düşünebildik. Böylesi bir vicdan hangi çağda yaşarsa yaşasın fakirliğin, kadın sömürüsünün, haksız hiyerarşinin, uluslararası çatışmanın, dini yobazlığın ve dinler arası düşmanlığın acısını yaşayabilir. Bu sebeple Hazret-i Peygamber’in ıstıraplarının ve onun mücadelesinin çağlar üstü olduğunu söyleyebiliyoruz. Esat Arslan
Esat Arslan ‘21. Yüzyıldan Kur’an’a Bakış’ tefsiri hakkında
ŞULE DEMİRTAŞ Ramazan ayının manevi iklimine girdiğimiz şu günlerde, İslam dünyasının içinde bulunduğu sefaletten çıkış yolunu yine Kur’an’ın aydınlığında arıyoruz. Ancak bu kez karşımızda alışık olduğumuzun dışında, 21. yüzyıl insanının zihnindeki düğümlere odaklanan bir çalışma var. Akademisyen-yazar Esat Arslan ile yeni yayımlanan ‘21. Yüzyıldan Kur’an’a Bakış’ adlı tefsir çalışmasını konuştuk. Arslan, geleneksel duvarların yıkıldığı bir çağda, Kur’an’ı “insanlığın evrensel ıstıraplarına doyurucu bir yanıt” olarak yeniden okumayı teklif ediyor.... 1. Esat merhaba. Çaılışmanda alışılagelmiş tefsirlerden farklı olarak, 21. yüzyıl aklının ve vicdanının Kur’an’a itiraz ettiği temalara odaklanıyorsun. Kur’an’a dair bu yenilikçi perspektifi neye borçlusun? Allah Kur’an’da “Gerçekten inanıyorsanız en üstün millet sizsiniz” diyor. Bugün İslam ümmeti olarak yeryüzünün en seçkin ümmeti değiliz. Belki de yeryüzünün en sefil haldeki ümmetiyiz. Allah da zaten Yunus Suresi’nde “Aklını kullanmayan kavmin üzerine pislik yağdırırız” diyor. Bugün ümmet olarak sefaletimizin sebebinin takdir-i ilahi değil de kendi suçumuzun cezası olduğuna inanıyorum. Dinimizi anlamada aklı temele almadığımız ve aklı, vicdanı ve gönlü doyuran ve yedi kıtada heyecan uyandıran bir dini düşünceye ulaşamadığımız sürece bu sefaletin süreceğine inanıyorum. Ben bu kitabımla bu sefaletin acısını yudumlayan Müslüman bireylere aklın, vicdanın, gönlün ve çağımızın gerçeklerinin hakkını verirsek yeryüzünün en seçkin dünya görüşünü, en üstün yaşam felsefesini ve en yüce ilke ve değerlerini Kur’an’da bulabileceğimizi söylemek istedim. ‘KUR’AN İNSANLIĞIN EVRENSEL ISTIRAPLARINA BİR YANIT’ 2. Tefsirinde Kur’an’ın sadece inananlar için değil, tüm insanlık için manevi bir cennet vaat ettiğini söylüyorsun. Bu iddialı
Memleket Sevdası/58
Can Sıvas'ım Derdi olmayanın çilesi olmaz Tahirliğim sana can Sivas'ım Aşkın ateşine sular vurulmaz Yusufluğum sana can Sivas'ım Irmak olup aksa gözümde yaşım Sevda çeken gönül bu dertli başım Yürekte kaynayan ekmeğim aşım Mecnunluğum sana can Sivas'ım Aşkı muhabbetle göze bakarım Gönül gerdanına sızar akarım Sevdamın uğruna beni yakarım Ferhatlığım sana can Sivas'ım Fikir birliğine eyledim nazar Āşık kime denir maşuku yazar Sevdanın közü gönülde azar Keremliğim sana can Sivas'ım
Hoca Ahmed Yesevi Çilesi
Altmış iki peygamberî yaştır. Arifler bu yaşta ölenleri kutlu âdem farz etmişler. Hatta bilirsin Ahmed Yeseviyi. Altmışüç yaşına gelince yerin altında bir oda yaptırmış da kendine, orada yaşamış. Zira o sevgililer sevgilisinden daha fazla kalamam ben bu toprak üstünde demiş. Sayfa 142 Aşk İnanmakla Başlar Fotoğraf: Kazakistan'ın Türkistan şehrindeki çilehaneden.. Kitaba Dair Notlar: #290300322
Aşk’ın Hâlleri