Puan vermedi·361 syf.··
2026 12. kitabı
## *Od* — Genel Bilgi Yazar: İskender Pala Yayınevi: Kapı Yayınları Tür: Tarihî / Tasavvufî roman Sayfa Sayısı: ~360–361 sayfa ([Mardin Life][1]) *Od*, ünlü edebiyatçı İskender Pala’nın kaleminden çıkan ve 13. yüzyıl Anadolu’sunun en sevilen şairlerinden biri olan Yunus Emre’yi derinlemesine ele alan bir romandır. Kitap, sadece tarihî bir biyografi değil, aynı zamanda *içsel yolculuk, aşk ve sabır* gibi temaların işlendiği bir eser olarak dikkat çeker. ([Mardin Life][1]) --- ## Konu Özeti *Od*, Yunus Emre’nin hayatı etrafında kurgulanır. Romanın anlatımı, onun yaşamının önemli kesitlerini — aşkı, kayıpları, çilesi ve gönül yolculuğunu — okura derin ve etkileyici bir biçimde sunar. ([Mardin Life][1]) Eserde Yunus Emre: * Ailesini ve sevdiklerini kaybeder, * *Gönül yolunda olgunlaşma* sürecine girer, * Dervişlik ve tasavvufî arayışla kendi iç dünyasını keşfeder, * Ve sonunda şiirleri, sözleriyle halkın gönlünde yer eder. ([Mardin Life][1]) Roman, Yunus Emre’nin hayatını yazmak isteyen Molla Kasım adlı karakterin gözünden de ilerler. Bu anlatım, okuyucuya kahramanın hayatına daha “tanıklık eden bir bakış” sağlar. ([Edebi Evren][2]) --- ## “Od”un Teması ve Anlamı Kitabın adı olan “Od”, kelime olarak “ateş” anlamına gelir. Roman boyunca bu “od”, sadece fiziksel ateş değil; yüreklerde yanan aşkın, ilahi aşkın ve gönül sevginin sembolü olarak okunur. ([1000Kitap][3])
1000Kitap
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,9bin okunma
Puan vermedi
Merhaba Sevgili Okur, İspanyol yazar Unamuno'ya ait olan Yaman Adam on ufak hikâyeden oluşmaktadır. Hikâyelerden beğendiğim bir iki tanesi hakkında yazmak isterim: Kitabın ilk, aynı zamanda en uzun hikâyesi olan Yaman Adam'ı bitirdikten sonra zihnimde yankılanan tek cümle vardı, pek kıymetli Oğuz Atay'ın "Gizlenen, gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevginin zerre değeri, kıymeti yok gözümde. Bu duvar da beni çok seviyor olabilir, bilemem." cümlesi... Hepimiz biraz başkarakter Alejandro'yuz aslında: Var olan duvarlarımızı yıkmaktan, çizdiğimiz sınırların ihlalinden korkan; sevgimizin tamamını göstermekten çekinen Alejandro... Alejandro pişmandı fakat çok geçti, bizler gecikmeyelim :) Kitabın altıncı hikâyesi olan Vakit Nasıl Geçiyor ise beğendiğim bir diğer hikâye. Bu hikâyede evliliğin zamanla durağanlaşması, çiftlerin birbirlerine karşı heyecanlarını yetirmesi ve bunun var olan birlikteliğe verdiği zarar güzel bir incelikle işlenmiş. Yaşamda heyecanın, aşkın, dinamikliğin önemiyle bir kez daha bu hikâyede karşılaşıyoruz. Eser konusunda genel bir bakış açısı sunacak olursam: Kadın-erkek ilişkisinin dinamiğini ve bu ilişkide her iki taraftan birinin kimi zaman egosunu tatmin etmek uğruna partnerinin duygularını hiçe saymasını büyük bir ustalıkla işlemiş. Eleştiride bulunacağım nokta ise, *Ne yazık ki merak içerisinde, heyecan ile okuduğum sürükleyici bir eser diyemeyeceğim. *Hikâyeler ani bir şekilde neticeye bağlanıyor ve çoğu zaman akmıyor. Keyifli okumalar
Yaman AdamMiguel de Unamuno · Can Yayınları · 2016730 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kanadı Kırık Çalıkuşu
8/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
Bu romanda aşk, “birliktelik”ten ziyade “imtihan” olmuş. Feride’nin kırılışı bir kızın kalp acısından daha fazlasıdır; haysiyetine, gururuna ve şahsiyetine dokunan bir yaradır. O yüzden Feride, aşkın peşinde koşmamış; aksine o aşktan kaçarak kendini bulmuş. Anadolu’nun köy köy dolaşılan yolları, yalnız bir öğretmen hanımın çilesi değil, memleketin ruh hâlinin de aynasıdır. Yoksulluk, cehalet, imkânsızlık… Feride, her gittiği yerde hem kendini, hem halkı terbiye etmeye çalışmış. Bu süreç bir genç kızın, dünyanın hoyratlığı karşısında dimdik durma gayretini de okura sunuyor. Dil ve üslup bakımından eser, Reşat Nuri’nin o ipek gibi akıp giden cümleleriyle donatılmış. Yer yer güldürüyor, yer yer yüreği burkuyor, ama hiçbir anında okuru yabancı bırakmıyor. Çünkü Feride’nin yaşadığı acı, aslında pek çoğumuzun içimizde bir yerlerde sakladığı o eski yaralara benzer. Kimimiz gururumuzdan kaçmışızdır, kimimiz sevdadan. Feride’nin yolculuğu biraz da insanın kendi nefsine açtığı savaşın hikâyesine ayna tutmuş. Sonuç olarak okur bilir ki Feride eski cıvıl cıvıl kız değil;imtihan büyütmüş, çile olgunlaştırmıştı.
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,6bin okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2025 62. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Ne roman ne hikâye, ikisinin ortası tür olmuş ve az hacmi dolayısıyla bir çırpıda okunacak eser. Olaydan çok durum hikayeciliği tarzında yazılmış diyebilirim. Konu tamburî Aziz Bey adında hem çalıp hem söyleyen birinin çalkantılı, hazin öyküsü. Okuyanda "oh olsun, iyi olmuş" fikri uyandırsa da bazı yerlerde geçen cümleler, bazılarımızda karşılık bulmamış mıdır? Daha kitabın başında geçen "yanılgılarla dolu ömrün çilesi" (s 9) tabirini okuyunca kim yanılmam, yanılmadım diyebilir? Hangimizin hayatı yanılgısız geçiyor da Aziz Beye bu konuda yüklenebiliriz? Ya da sayfa 31'de geçen yanılgılarını içinden atamadığı için "çoğu zaman öfkeli, kimi zaman öksüz çocuk kadar kırgın yaşadı" ifadesini okuyup da yanılsam da kırgınlık olmaz kim diyebilir? Hayatı boyunca bu kırgınlıkları, kırgınlığın izlerini taşımayan var mıdır? Aziz Bey'in Maryam'ın ardından İstanbul'dan ayrılıp "yabancı diyarda yalnız ve çaresiz" (s 33) kaldığı gibi kalan, zorluk çeken, sevdiğinin peşinden giden yok mudur? Bu duruma düşen tek Aziz Bey mi? "Hayatla inatlaşmayı, didişmeyi tercih" (s 49) eden kimse yok mudur aramızda? "Bir umuttur yaşamak" deyip inadına yaşamadık mı hayatı? "Ümit beni bir gün daha aldattı" (s 36) diyor Aziz Bey, acaba ümit denen duygu hangimizi aldatmadı? Ümit için Niçe "Kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır" demiyor muydu? O işkenceyi yaşamayan, aldanmayan, kırılmayan, umut ederek yer değiştirmen varsa; buyursun ilk taşı o atsın. Burada konu yanılmak ya da inatlaşmak değil, herkes yanılabilir herkes inatlaşabilir. Buna bakıp da "oh olsun" denemez. Müslüm filminden sonra da seyirciler film biter bitmez Müslüm'ün babasına veryansın etmişti. Babanın yaptıkları doğru değildi elbette ama şunu kimse sormuyordu/sormadı: Babası ne yaşadı da o karaktere
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
Sarmaşık
Puan vermedi·144 syf.··
2025 16. kitabı
Şimdi senden uzakta aşk şudur diyebilsem eğer,son defa kendimi ve ilk defa okuyucumu kandırmış olacağım.Bildim dediğim bir aldanıştır çünkü o,duydum dediğim bir yanıştır.Şimdi ayın,şın ve kaf’ları çıkardılar elifbelerden de sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi elif’lerle he’lerden. Sensizlikte hasretin hüzzamlarını öğrendik kucak kucak ve aşkın nihavent saltanatını arar olduk köşe bucak.Bildiğimizi sandıkça yandık da yolunda,yolunda yandığımızı sandıkça bildik sonunda.Aşkın gerçeği değildi bildiğimiz,ama aşkın ateşiydi yandığımız.Artık şüphedeyiz;canları yâre ulaştıran bir sel miydi aşk,şekeri güzele sunup ağuyu kalbe bulaştıran bir el miydi! Sana varacak yolların çilesi miydi;Tutkular ötesi tutkunun zirvesi,hasretle yanışların sesi miydi!…
1000Kitap
Kitâb-ı Aşkİskender Pala · Alfa Yayıncılık · 20126,7bin okunma
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 17:18
Roman bir cenaze töreni ile bir bitiş, dünya üzerinden yok oluş ve dünya hayatına elvada diyerek başlıyor. Cenaze merasimi için toplanan eş dost ve akrabadan ziyade sanat camiası , ayrışmış toplulukları ve tezatlıkları ile Türkiye'nin kozmopolit yapısına bir örnek teşkil etmiştir. Geçen diyaloglar orada birilerinin olduğunu ,amma velâkin bunların ideolojli olduğunu vurgulamaktadır. Türk milleti, milli birliği ve kültürel beraberliği söz konusu değildir. Birileri var ama orda kimse yok gibidir. Or 'da kimse Var mı? Cenazeye gelmeyen tek kişi belki de Şafak Özden dir. Romanın duygusal ve toplumsal ayağı metaforu da Şafak Özden' dir. Bu Şafak başka Şafak Şafakları attıran Şafak..... Günay Rodoplu baş karakterimiz, yazarımız ve Türkiye üstündeki kadın elimiz. Gün ve ay Günler aylar uyur Uyan uyan Büyük yalandan ,derin uykundan Gün aydı gün aydı Şafak attı artık onun günü aydı... Baş ve yan karakter isimleri de özenle seçilmiştir. Bu roman Türkiye'nin, siyasetin, politikanın, sosyalizmin ve aşkın içinden de benim içimden de 'Alev' gibi yaktı geçti. Anlatıcı çokluğuna, rağmen farklı sesler farklı aksanlar, farklı tonlama ve melodileri ile bir tek sese dönüşüyor; Günay Rodoplu sesleniyor. Rodoplu'nun veryansınları, onun çilesi, onun özlemi , onun idealleri,onun azmi,onun iç çatışmaları, onun aşkı, onun ümidi ve onun hüznü, kederi.... Sayfalara pimi çekilmiş bombayı salar gibi meseleyi patlatıyor , şarapnel parçaları savruluyor , dağılıyor. Teker teker şarapnel parçalarını toplarken örneklendirmeler, anektodlar, yaşanmışlıklarla derine inip sebep sonuç ve süreç üzerine yazıyor ve çare arıyor.. Netekim buluyor.
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm!Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024412 okunma