“Mustafa Kemal, kafanın yalnız dışını değil içini de tanzime kalkıştı. Batı şapkaydı. Şapka ve itaat. Kalabalığın yerine “Şef” düşünecekti. Kur’an rafa kalktı. “Nutuk” çıktı ortaya. Bir nutuk ve bir fırka. Bir lokma ve bir hırka. Önder önüne gelenin kellesini vurdurdu. Fırka hiçbir zaman ağzını açmaya cesaret edemeyen kalabalıkların ağzına vurulan kilide bir yenisini daha ekledi. Sonra yenildi içildi. Ve hazret sirozdan kıvrandığı yataktan bir tanrı olarak kaldırıldı. Bir tanrı veya bir şeytan. “Atatürkçüyüz”. “Atatürkçülük” asil Cumhuriyetin “resmi dini”dir. Mitosu olmayan sığ, dalsız budaksız bir din. Tam robot dini. Bu gidişle bütün dünyanın Atatürkçü olması gerekecek. “Yaşasın Atatürk!”, “Ulan biz Atatürkçüyüz!”. İbadet ve iman bu üç beş hecede başlayıp bitiyor.”