Juliet’den
Ah Romeo, sakın beni çağırma yanına
Görme beni sarmaşıklar sarkan balkonumda
Yeşillerin içine gizlendim çıkarma
Sakın değdirme dudaklarını dudaklarıma
Romeo! Tek bir kelime dahi etme,
Dokunma, senin için geceye susamış ellerime
“senin ışığın yoksa, binlerce kez beter olsun gece”
Sus Romeo, yalnızca kadeh kaldıralım bizsizliğe
-elpis
Alacaklı
Gecenin etrafını hamamböcekleri sarmış
Nereye kaçayım şimdi bayım?
Korkularım geceye karışmış
Kimlere sığınayım?
Sabah çağırıyor derinlerden,
Ellerinde uğurböcekleri varmış
İlk gelişinde kuş cıvıltıları getirirmiş,
Güneşi verirmiş bana
Renkler saçarmış kalbimin her zerresine,
Çocuk sesleri, el ele çiftler ve sevgi dolu aileler doldururmuş gözbebeklerime
Bayım, sizi de verebilir mi sabah bana?
Gece bana sizi vereceğini söylüyor.
Dinlediğim şarkılar bana sizi getirecekmiş
Parıl parıl parlayan ay ışıkları aydınlatırmış size giden yolları
Kulaklarımda sizin sesinizi çınlatabilmek için doğayı ve insanları susturacağını söyledi daha demin
Yalnızca size odaklanayım diye güneşi yollayacakmış.
Öyleyse bayım, ben geceye köleyim
Varsın hamamböcekleri tırmansın kollarıma,
Gözlerim sizi görecek ve kulaklarım sizi duyacaksa yalnız,
Eşsiz bir dost olurum böceklere
Sabaha veda ve geceye merhaba,
Size merhaba bayım, merhaba!
-elpis
Baskılanan dürtü taşar ve taşan sel, duygu selidir, ihtiras selidir ve bu sel deliliğe dahi dönüşür; akıntının gücüne, setin yüksekliğine ve karşı koyma gücüne bağlıdır.