...biz hep modern zamanlarda olmaktan dolayı karamsarlık duyuyoruz. Bu karamsarlık da pek çok şeyden kaytarmamıza vesile oluyor; umutsuzluk veriyor. Zaman o kadar kötü ki biz mazuruz falan gibi... "Hz. Adem'den beri bütün yaşantının özü aynıdır, sadece zuhur değişir. Habil ile Kabil'in cinayetiyle başlıyor zaten tarih..."
...çift çizgili defterler, tek çizgili defterler, çizgili kağıtlar, kâğıtlar, kâğıtlar da yakıldı. Yanan kâğıtların alevleri gökyüzüne yükseldi. Dünyayı bir aydınlık kapladı. Elektrik idaresi iflas etti. Herkesin gözü açıldı. Bu alevler, herkesin içini ısıttı, kalbindeki buzları çözdü. Bütün buzlar eriyince, ortalığı göz yaşı selleri kapladı. Herkes bir ağlamadır tutturdu. Herkes Selim'in ölümüne ağlıyordu.
Yedi sekiz yaşlarındayım, bir kağıda "Ben çok yalnız bir çocuğum, bu şişeyi bulan lütfen beni arasın!" diye bir not yazıyorum... Şişeyi denize atıp, rıhtımdan uzaklaşmasını seyrediyorum.
Nuri Pakdil çatının kenarında dolaşmayı sever. Belki de devrimci bir ruh taşımanın bir özelliğidir bu.
Nuri Pakdil gemileri yakmayı da çok sever.
Sevdi mi tam sever, koptu mu tam kopar.
Aynı evi paylaştığımız günlerde bazen haddimi aşarak "Ağabey, Efendimiz itidali tavsiye ediyor, biraz orta yolda yürüsek olmaz mı?" derdim. "Haklısın Erdemciğim," derdi Güneş yeniden doğarken O da uç noktadaki yerini almış olurdu.
"Ilımlılar. Ilımlılar... Alıp onlara muz yedirmeli" Onun sözüdür.
Ve's-selam!