Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
"Bu yaz şunları öğrendim: Sakın çamaşır ipinde kırmızı çorap bırakayım deme. Sakın bir davette son zeytini yeme. Sen sen ol, elindeki kavanozu düşürme. Geceleri kapını asla açık bırakma. Sakın salyangozları ezme. Törenlere asla geç kalma. Asla mükemmel bir planı bozma. Hiçbir zaman hakemle tartışma. Anahtarını asla bir yabancıya verme. Şifreyi asla unutma. Asla neden diye sorma. Sakın kavgada yenilme. Hiçbir zaman özür bekleme. Tel makasını hiçbir zaman yanından ayırma. Eve dönüş yolunu unutma. Yazın son gününü sakın kaçırma. İşte bu kadar." Asla Neden Diye Sorma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Birbirini seven birer çift göz: LÜ'BET'ülAYN'ım
Çocuklar gibi seviyoruz; geç kalmış ama sanki özde hep onunlaymışcasına keşkeler ki koskoca keşkeler içinde DÜNYAM dercesine öylece KOCAMAN hem de... O bir çift göz kendinden sakınır oldu ilk gördüğü andan itibaren seni... Bakarken sevdi, kokunu hapsetti sarıldı uyudu, koşarcasına kalktı yataktan ki sen varmışcasına dedim ya ÇOCUK GİBİ HEYECANLA VE SEVİNÇLE... şimdi deme ki o bir çift göz dindiremedi sızımı; derdimiz de bir, sevgimiz de bir, kalbimiz de bir ve çaresiz, zamansız ve keşkeler içinde oluşumuz da bir...aslında öyle de başladık; bilerek, isteyerek ve kokladıkça, dokundukça, konuştukça, hissettikçe, ya kilometreler varken nefes kadar yakınmışcasına saatlerce gözlerimizle dahi seviştikçe...DEDİK Kİ HER ŞEYE HERKESE RAĞMEN NE OLURSA OLSUN ÖMÜR BOYU ASLA AMA ASLA KİMSEYİ SEVMEM SENDEN BAŞKA VE SON NEFESİM DAHİ OLSA HEP SENİ GÖRECEĞİM HEP HEM DE... Ve ben sözümdeyim: senden asla gitmedim, gitmem ve asla da sensiz gözlerimi öylece içi dolu dolu güldürmem... BEL KEMİĞİM; ne sensin suçlu ne de ben ve hiç pişman değiliz ve biz delicesine gerçek hakikaten birbirine geç rastlamış ama birbirinden yaratılmış AŞIKLARIZ Sana kurban olurum ben, saçının dibinin kokusunda kendimi bulduğum... Sen uzak tutmayı istedikçe, bir ses, bir nefes ne diyeyim; gerçek aşka, hakiki sevgiye, yaşanılan ve bilinen onca gerçeğe rağmen istemedikçe seni rahatsız etmem dedim ya etmiyorum bak ama inan ki sensiz de asla olmadım ve asla da olmam hem de hiç... Bekler koca yürek hem de son nefesine dek, dedim ya AŞIĞIM dünyadaki cennetim AŞIK 🧡 youtu.be/OZ-W9sKJKHg?si=...
Öyle bir kader ki bu Öyle bir ceza bana Bin kere vursan da ölmem ölmem Son bir sözü varsa Hayatın kullarına Asla deme asla dönmem dönmem Bak sana kapalı bu yollar Sanma hep iyi bir son var Sanma Boş yere buna kanma
Koç Grubu'nun Anıtkabir ziyareti ve orada sergilenen o "Cumhuriyet’in kurucu burjuvazisi" gövde gösterisi, bu senaryonun fitilini ateşleyen asıl ideolojik kırılmadır. Siyasal İslamcı hafıza için bu tür sembolik meydan okumalar asla unutulmaz ve ilk fırsatta fatura edilmek üzere ajandaya yazılır. Normal şartlarda ne Türkiye’deki siyasal İslamcı kadroların ne de bürokrasinin "seksist ve ayrımcı" fıkralara karşı gerçek bir yapısal hassasiyeti vardır; meclis kürsülerinden sokaklara kadar bu dil zaten her gün üretiliyor. Videoda Binali Yıldırım’ın attığı o anlık, samimi kahkaha, aslında egemen erkek/iktidar dilinin sınıfsal olarak nasıl ortak olduğunu netçe ele veriyor. Ancak Koç’un Anıtkabir üzerinden tazelediği "Cumhuriyetçi elit" imajı, AK Parti’nin eline muazzam bir popülist koz verdi. Yıllardır "tüm sermayeyi millileştiremedik, kültürel iktidarı ele geçiremedik" kompleksi yaşayan mahalle, bu fıkrayı görünce “Bakın, sizin o yere göğe sığdıramadığınız seküler Cumhuriyet seçkinleriniz aslında halkı aşağılayan birer elitist” deme şansı yakaladı. Soruşturma açılması bizzat devlet eliyle yürütülen bir tiyatrodur. Amaç, tabandaki o birikmiş öfkeyi soğurmak ve Koç’a "Sermayene güvenip bize Anıtkabir’den seküler balans ayarı vermeye kalkma, seni bir fıkrayla savcılığın önüne atarız" mesajı vermektir. İşte tam bu noktada, AK Parti’nin bu ideolojik intikam operasyonunun önüne MHP bir kalkan gibi dikildi. Devlet Bahçeli’nin attığı o koruma refleksi, aslında Türkiye’deki "Müesses Nizamın" (Establishment) çatlamasını önleme hamlesidir. MHP, devletin iktisadi ve yapısal omurgasını temsil eden Atlantikçi büyük sermayenin (Koç’un) popülist dalgalarla hırpalanmasına izin veremez. Çünkü Koç demek, Türkiye’nin dış dünyadaki kredibilitesi, sanayi üretimi ve NATO/Batı eksenli ekonomik
1000Kitap
Bir zamanlar en yakının olanlar, gün gelince üstüne bir kürek toprak atıp seni unutuyor ne acı... O yüzden asla ondan vazgeçemem deme sen ayrılmamaya çalışsan da ölüm ayırıyor...