10/10
·308 syf.··
2026 29. kitabı
Uzun zamandır en etkilendiğim kitap oldu. Daha ilk anlatıcıyla başlayan satırlar merak uyandıran bir olay, üç kişinin de olayı kendi hikayesi ile anlatımı daha da merak uyandırıyor ve satırlar da durup kalıyorsun çok çok sevdim.
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,495 okunma
Puan vermedi·720 syf.··
2026 411. kitabı
Sokak Nöbetçileri, son dönem Türk wattpad ve gençlik edebiyatının en popüler, en çok konuşulan gizem ve dram serilerinden biridir. Aslı Arslan tarafından kaleme alınan bu sürükleyici eser, karanlık geçmişlerin, sırların, dostluğun ve aidiyet arayışının gölgesinde şekillenen bir gençlik hikayesini merkezine alır. Roman, yolları bir şekilde kesişen ve kendilerine "Sokak Nöbetçileri" adını veren bir grup gencin hikayesini anlatır. Grubun lideri konumundaki güçlü ve gizemli karakterler ile aralarına sonradan katılan ya da bu tehlikeli dünyanın içine çekilen ana karakterin etrafında dönen olaylar, okuyucuyu sürekli bir merak unsurunun içinde tutar. Her bir karakterin sırtında taşıdığı ağır travmalar, sokakların getirdiği sert kurallar ve birbirlerine duydukları sarsılmaz bağlılık, anlatının temel motorunu oluşturur. Karakterler sadece dış dünyadaki tehlikelerle ve düşmanlarla değil, aynı zamanda kendi içlerindeki karanlıkla ve geçmişin hayaletleriyle de savaşmak zorundadır. Yazarın akıcı, betimlemelerle süslü ve genç okur kitlesinin duygusal dünyasına hitap eden dili, kitaptaki gerilimi ve romantizmi dengeli bir şekilde sunar. Sokak Nöbetçileri, güven, ihanet, aile kavramının ne anlama geldiği ve zorluklar karşısında bir arada durabilmenin gücü üzerine inşa edilmiş, sürükleyici bir macera ve gençlik dramıdır.
Sokak NöbetçileriAslı Arslan · İndigo Kitap · 202116bin okunma
Reklam
Spoiler içerirrr
8/10
·928 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
Çok güzeldii sadece saçma bulduğum bir kısım vardı,marconun timinin (tim veya örgüt ismini unuttum) eftalyanın idamına yetişememesi saçmaydı bu kadar zekice yazılmış bir kitap böyle bi sona olmamış,ama ne yalan söyleyim hak ettikleri sondu o kadar olaydan sonra evli mutlı çocuklu yakışmazdı.
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,874 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:49
Halide Edip Adıvar’ın Tatarcık romanını okurken insanın aklında yalnızca bir kadın karakter kalmıyor. Aynı zamanda bir toplum düşü ve bir insan modeli beliriyor. Roman, ilk bakışta güçlü bir genç kadının öyküsü gibi görünse de, aslında bundan çok daha fazlası var. Halide Edip, Lale yani Tatarcık üzerinden yalnızca bir karakter kurmuyor. Cumhuriyet döneminin “nasıl bir kadın, nasıl bir aydın, nasıl bir toplum” sorularına da kendi cevabını veriyor. Bu yüzden Tatarcık, yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir zihniyeti de temsil ediyor. Romanın merkezinde yer alan Lale, sıradan bir kadın kahraman değildir. O, babasının ölümüyle birlikte yalnızca aile içinde bir boşluğu doldurmaz. Nerdeyse onun yerini alır. Evin yükünü sırtlanır, sorumluluk üstlenir, geçim derdiyle yüzleşir. Fakat Halide Edip’in başarısı, Lale’yi yalnızca fedakar bir "ev kızı" olarak çizmemesinde yatar. Çünkü Lale’nin öyküsü yalnızca “ailesi için kendini feda eden iyi kız” öyküsü değildir. O aynı zamanda kendini yetiştiren, eğitimini sürdüren, yabancı dil öğrenen, ders veren, düşünen, araştıran, hareket eden, balığa çıkan, bisiklet süren, hayatın içine karışan bir kadındır. Yani Halide Edip, Lale’de yalnızca güçlü bir kadın değil, kendi ayakları üzerinde duran, zihinsel ve bedensel olarak özgürleşmiş bir kadın yaratır. Tam da bu noktada Tatarcık’ın kadın sorununa nasıl baktığı belirginleşir. Halide Edip için kadın, korunması gereken kırılgan bir varlık değil; kendini kurması, geliştirmesi, çalışması ve toplum içinde yerini alması gereken bir öznedir. Kadınlık, romanda edilgenlik ile değil; emekle, bilgiyle, iradeyle ve sorumlulukla tanımlanır. Lale’nin güçlü oluşu yalnızca başına buyruk olmasından değil, kendi emeğiyle var olmasından gelir. Onun kişiliği dış görünüşten ya da evlilikten değil,
Edebiyat
TatarcıkHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019688 okunma
9/10
·160 syf.··
2026 1. kitabı
Albert Camus Sisifos Söyleni, yaşamın saçmalığıyla başka bir deyişle absürt ile bizi yüzleştiriyor. Ara sıra durup kendime şunu soruyorum; Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece aynı günü tekrar tekrar mı tüketiyorum? Her sabah kalk, aynı düşünceler, aynı yorgunluk, aynı mücadele. Sanki görünmeyen bir döngünün içindeyim ve çıkışı yok gibi. Labirent misali. Albert Camus tam da bunu anlatıyor aslında. Sisifos'un cezası; kocaman bir kayayı dağın tepesine çıkarmak fakat tam “bitti” diyor ama kaya geri yuvarlanıyor. Ve o tekrar başlıyor. Dışarıdan bakınca çok net bir çıkarım var, boşuna çaba. Anlamsız bir uğraş. İnsanı delirtecek bir döngü. Ama işin aslı öyle değil diyor Camus ve ekliyor, hayat zaten böyle. Biz anlam arıyoruz. Hayat ise hiçbir şey söylemiyor. İşte o çarpışmanın, o hissin adı, absürt. Peki ne yapacağız? “Her şey anlamsızsa bırak gitsin” mi diyeceğiz? Yoksa...Asıl mesele devam etmek mi? Anlamsız olduğunu bile bile devam etmek sanırım başkaldırının en saf hali. Ve Camus en sonunda diyor ki, “Sisifos’u mutlu hayal etmek gerekir.” Çünkü o artık kaçmıyor. Kaderinin farkında. Ve yine de o kayayı itiyor. Belki de mutluluk dediğimiz şey… Her şey yolunda olduğu anlar değil. Belki de düştüğünü bile bile tekrar kalkmaktır mutluluk. Şimdi dürüst olalım… Senin kayan ne? Seni her gün aşağı çeken o şey ne? Ve daha önemlisi, pes mi ediyorsun… yoksa hâlâ itiyor musun? Ben pes ederken bulsam da kendimi bir absürt döngüsünde olmaktan korkmuyorum...
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
6/10
·310 syf.·
2026 7. kitabı
kurgusuyla sizi hemen içine çekse de sonu biraz sancılıydı. akıcılığı bağlayıcılığı nitelikli olsa da sonundan sonunun gelmesinden final parçalarından yana memnun edici değildi.
Cellat MezarlığıAslı Perker · Everest Yayınları · 201752 okunma
Reklam
Reklam