"Yoksa gelmem diye mi korkuyorsun?"
"Gelirsin...Biliyorum..."
"Öyleyse neden bırakmıyorsun?"
"Lüzumu yok! Ne olursa olsun, artık seni hiç bırakmayacağım!"
"Zaten, bir felakete sükun ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür..."