Her şeyi unutmak mı daha kötüydü yoksa hatırlamak mı? Unutmak, belki de bir çeşit kurtuluştu; acının izini silip insanı yeniden doğurabilirdi.
Fakat ben biliyordum ki unutmak aynı zamanda ihanetin en sessiz şekliydi. Kendine, geçmişine, sevdiklerine... Hatırlamaksa bambaşka bir azaptı. Ve belki de en acısı birinin unuttuğunu, diğerinin hâla hatırlıyor olmasıydı.
Bronz’la bizim hikayemiz, işte bu acı dengeden ibaretti.
O hatırlar.
Ben unuturum.
Biri hatırladıkça diğeri asla tam anlamıyla unutamaz.