Hani Allah bize yardım edecekti diye soracağız ama kendi içimizde de Allah Teâlâ'ya imanımiz gereği gibi bir iman mıdır, bu yardımı hak ediyor muyuz biz diye de endişelerimiz var.
Onların (kafirlerin) durumu şöyledir:
Duyularıyla algılayamadıklarına inanmıyorlar fakat yaşadıkları hayat kendilerini yalanlıyor!
Şöyle ki yer çekimi kanunlarını görmüyorlar fakat inanmak zorundadırlar. Çünkü tesirlerini görüyorlar. Aklı görmedikleri halde ona da inanıyorlar. Mıknatısın çekim gücüne de inanıyorlar. Çünkü çekim gücünü görmedikleri halde bir demir diğer bir demiri çekmektedir. Elektron ve nötronu görmedikleri halde onların varlığına inanıyorlar. Onların bu türden davranışları duyularıyla algılayamadıkları şeylerin varlığına inandıklarını gösterir. Çünkü onların birtakım eser ve sonuçları varlıklarını söz götürmez bir biçimde ispat etmektedir. Bu da bizzat zatını algılamadan sebeplerini, sonuçlarını ve eserlerini duyumladığımız pek çok şeylerin gerçekten var olduğuna delil teşkil eder.
Herhangi bir şeyi algılamamızı sağlayan duyular değil akıldır. Duyu organları, aklın bir konuda hüküm vermesini sağlayan araçlardır. Eğer akıl olmasaydı yalnızca duyu organlarımızla bilgi edinemezdi.