Cehenneme Övgü...
İsmi sebebiyle çekinilmesi gereken bir kitap gibi duruyor başta. Ama bilmiyoruz ki bahsedilen cehennem ne, kime ve neye göre bir cehennem? Burada cehennem tabii ki bir sembol. Genel geçer bir iyi-kötü tanımımız var, geçmişten günümüze kadar kabul edilmiş belli normlar var. Herkesçe ya da büyük çoğunlukça kabul edilmiş, bir kısım azınlıkça da kabul ediliyormuş gibi gösterilen ama içten içe kabul edilmeyen normlar. İşte şimdiye kadar cehennem gibi görüp öteledigimiz o şeylere farklı bir taraftan bakıp onların aslında ötelenmek yerine övülmeyi hakettiğini görüyoruz. Bu normları kim belirliyor? Ne kadar doğruluk payları var diye sorgulama şansımız oldu mu yoksa geldiği gibi kabul edip öylece yaşadık mı şimdiye kadar? Misal, bir duyguyu illa ki sözcüklere dökme isteğimizin bir zorbalık olduğunu hiç düşündük mü? Ya da delilere neden herkes aynı gözle bakar, ya sandığımızdan çok başkaysa her şey, hangi güç belirlemiş onları deli diye? Peki neden çocuk sahibi olmak istediğimizi düşündük mü? Seçimlerimizi kimin yaptığını? Bunlar gibi sorularım ve kendimce birkaç cevabım vardı zihnimde kitabı okumadan önce. Kitabı okumak; hem cevapları kendime yakın olan bir başka bakış açısından görmek -böylece tazelenmek- hem de farklı sorularla yeni bakış acıları kazanmak adına güzel bir deneyim oldu. Tekrar ara ara altı çizili yerlerinden okunabilecekler arasına girdi böylece.
Bu kitap bir totalitarizm eleştirisi. Nedir totalitarizm? Kitabı okuyana kadar bu terim siyasal bir olguyu ifade ediyordu benim için. Okuduklarımdan anladığıma göre daha kapsamlı bir anlamı varmış aslında. Buna göre ; bir gücün, bir fikrin, aklımıza gelebilecek herhangi bir şeyin; başka bir şey üstünde tahakküm kurması diyebilirim.
Devlet totaliterdir...
Doğa totaliterdir...
İnsan toliterdir...
Yazar