İnsanla ilgili ne varsa hepsi gözümüzün gördüğü kadardır ama bir o kadar da derindir. Yani aşk acısı her zaman aşk acısıdır belki ama her bir insandaki hikayesi başka başkadır. Dolayısıyla anlatılan şey insana dair olduğu için biz onu okuduğumuzda, aslında kendi hayatımızda belki asla tecrübe edemeyeceğimiz ama sırf insan olduğumuz için bir o kadar da tecrübe etme ihtimalimiz olan bir meseleyi görme, anlama ve özümseme imkânına sahip oluruz. Yani bir hayat tecrübesini, insana dair bakış açısını görür; insanı daha iyi tanırız. En çok da aslında kendimizi tanırız. "İnsan neden okur?" sorusunun bendeki yanıtı bu.
Kimse bilmiyor ama sen kendin biliyorsun. Ve sen, kendin için dünyadaki en önemli insansın. Öyle olmalısın! Aksi hâlde yaşadığın hayat senin hayatın olmaz, -mış gibi bir hayat sürersin.