Bayramınız ve Cumanız mübarek sıhhat ve afiyetiniz daim olsun
Tatillerde dedesinin yanında kalan bir çocuk, dedesine başarılı olmanın yollarını sormuş. Dedesi ise ona bu yolu öğreteceğini söylemiş. Çocukla birlikte iki fidan almışlar. Fidanlardan birini evde bir saksıya, diğerini ise dışarıda bahçeye dikmişler. Dedesi torununa: “Sence hangisi daha çok büyüyecek?” diye sormuş. Çocuk: “Evdeki daha çok büyür.” demiş. “Çünkü ne fırtına ne de hayvanlar ona zarar verebilir.” diye cevaplamış. Dedesi bir şey söylememiş. Çocuk dedesinin yanından ayrıldıktan sonra aradan dört yıl geçmiş. Bir yaz tekrar dedesinin yanına gelmiş. Çocuk, sorduğu soruyu unutmamış ve yeniden sormuş. Dedesi onu fidanlara bakmaya götürmüş. Dışarıdaki ağacı gören çocuk çok şaşırmış. Ağaç öylesine büyümüş ki insanlar onun gölgesinde serinliyormuş. Dedesi o an torununa şöyle demiş: “Başarılı olmak istiyorsan, sorunlarla başa çıkmayı öğrenmelisin. Bu ağacın fırtınalara ve hayvanlara direnerek büyüdüğü gibi, sen de hayattaki zorluklara göğüs germelisin. Hayatta karşılaşacağın zorlukları aşman, senin için başarının anahtarı olacaktır.”
Kitap Alıntısı
Nâre Yâre Pâre
Nâre yâre Pâre vîrâne Hâne mânisinde yâne Gönül pervâne Göz gene âbgîne Âsûman yükü ahrârâne Arş nâr ferş bînar Rahmet beyân Zahmetten seyrân Bîhuş olmak için : youtu.be/puDxyi0O5p8?si=... a h s e n
Alıntı
Reklam
Kalp
Neye dalıp gittin öyle? Güneşe. Güneş her zamanki güneş değil mi? Sana böyle hayretle baktıran nedir? Her zamanki güneş değil. Dünkü değil, yarınki de değil. Bugünkü desem, bugün ne, onu da bilmem. Etrafında dönüp duruyor. Deveran ediyor bütün gökyüzü. Yerdekiler de ona muhtaç. Onca alemin ışığını sinesinden çıkarıp veriyor. Ben de nice zamandır toplarım güneşi. Ona her baktığımda gönlümü görürüm. Sevgimi, hasretimi, acziyetimi ışığıyla mühürler. İyi ama, ama her zaman böyle dile getiremem. Her zamanki güneş değil o yüzden. Dile gelmesi için sevginin, önce coş etmesi lazım derler. Kalp barajını yarıp geçip, sel olup bütün vücudu önüne katıp götürmesi lazım derler. Kalp sevgiyle doluysa sel olup akmak için ne bekler? Neden durur? Sevgi oradayken neden oyalanır? Bir vakti olsa gerek. Vaktinin de bir hikmeti olsa gerek. Aşılacak engel, geçilecek sınav vardır kim bilir. Doğru, doğru. Ham yürekle gidilmez sevgiliye. Peki ama insan o vakti nasıl bilir? Artık durulmaz olunca vakit kendini belli eder muhterem. O vakit, yol kolaylanır bazen. Bazende en sarpından bir dağ dikilir önüne. Bazen içindedir aşman gereken engel, bazen dışarıda. O vakit geldiğinde kalp kendini belli eder.
cehennet
Oldu zehr-i aşkın bana dert, Doldu âhımla heft-âsmân. Açtın bu dil-i meste bin rahne sersâm, Oldu istilâ-yı hasretle bu gönlüm darmadağın. Hâlimi her kim görürse rahm eder oldu, Bu hâlimi zanneder oldu mest. Eyleme aşkıma sakın serkeşlik! Sun bana ateş-i aşktan bir câm-ı mey... Kondur lebinden bir buse leb-i huşkıma.
En sert rüzgarlar, en güçlü kökleri olan ağaçları yetiştirir. Hayatın sana sunduğu engeller, aslında aşman gereken birer duvar değil; üzerine basıp yükselebileceğin birer basamaktır. Yorulmak insancadır ama pes etmek, hikayeni yarım bırakmaktır.
#bugünkükelimemiz #âsûmân
Reklam
Reklam