“Kimdi cesaretimi kıran, üstelik
Yeni serüvenlere hazırlarken kendimi
Sesimi cılız, rüzgarımı yelkensiz
Bulan kimdi, ki şimdi geniş zaman
Kipiyle düşürüyor gölgesini anılarıma”
Asmin Gülçin halamı görür görmez beni üzerinden ittirip doğruldu. Ben ise hâlâ donuk bir şekilde yerde yatıyordum. Asmin dış kapıyı kapatıp yerdeki battaniyeyi benim etrafıma sarınca beni hayatta tutmak için beynime ve kalbime çekilen kan tekrar damarlarımda dolaşmaya başladı. Dişlerimi birbirine çarptırarak titremeye başladım.
"Tövbe estağfurullah! Oğlum kalksana! Bildirim gelince sessize alınmış telefon gibi tir tir titriyorsun " diyen Gülçin halama;
"Dur dur durduramıyorum ken-ken-kendimi hala." diye cevap verdim.
Susun!" diye bağırdım çaresizce. Bir sesle baş edemezken şimdi bir de ikinci ses çıkmıştı başıma.
"Ben kafayı yemeden final yap. Ne olur?" diye yalvardım Yazar Hanım'a.
"Sen önce Asmin'in intikam planından sıyrılmanın yolunu bul da Ezman Ağa final kolay." diye seslendi yazar.
"Ne yapayım? Yine kaçayım mı?" derken gözlerimi pörtleterek gökyüzüne baktım.
"Yazar sen değil misin? Sen bul çaresini."
Üzerindeki çamurumsu görüntü gidince sol göğsümün üzerinde kırmızı harflerle 'âmin' yazdığını gördüm.
Doğru gördüğümden emin olmak için tekrar baktım. Ama bas bayağı âmin yazıyordu göğsümün üzerinde. Bir hışımla banyodan çıkıp Boran'ın karşısına dikildim.
"Bu ne lan!"
"Ne o? " diye cevap verdi Boran yüzüme anlamsızca bakarak.
"Yüzüme değil burama bak!" diye atıldım sol göğsümü işaret ederek. "Ne yazıyor burada?"
"Asmin yazıyor."
"Asmin mi? Asmin mi yazıyor burada iyi bak!" diye atıldım.
Boran yüzünü gõğsüme doğru eğip heceleyerek âmin yazısını okuduğunda püskürerek gülmeye başladı.
"Ne yapayım oğlum kaç defa birisinin göğsüne kına yaktım."
Ayaklarımın ucunda aralıklı olan kapıdan içeriye sızdığımda Asmin'in üzerindekinin bir saree değil ama daha modern görünen lehenga choli (etek bluz) olduğunu gördüm. Bu isimleri nereden bildiğimi sormayın sakın, Angelina` dan önce Hint bir sevgilim olduğunu anlatmak istemiyorum çünkü..