Tanrı ona zamanın üç ayrı diliminde yaşaması için ikramda bulunmuştu ama üçünü de savaşların ortasında yaşamıştı. Acaba dünyada insanların birbirini öldürmedikleri, cedelleşmedikleri bir zaman var mıydı? Gülümsemek o kadar mı zor, barışmak o kadar mı imkânsızdı? Yapay zekânın her şeyi düzenlediği bir dünyada bile barış ve huzur sağlanamıyorsa siber teknoloji ne işe yarardı? Bunun yegâne panzehiri sevgiydi mutlaka, kalplere hükmeden sevgi. Nasuh Efendi'nin "Yapay zekâ her şeyi ele geçirebilir ama kalbin erdemlerini asla!" sözünü hatırladı.
Düşmanını alt etmenin önemli yollarından biri onların dilini ve inancını değiştirmektir. Önce haklarında araştırma yaparsın, sonra dillerine ve inançlarına yönelik hikâyeler uydurursun, sonra araları na karışıp uydurduklarını yayarsın, herkes öğrendiğinde de bu safsatalar üzerinden din kurgular, politika yapar, top lumun algısını değiştirirsin.
Hiçbir İslâm ülkesinde Tevrat veya İncil Araştırmaları diye bir enstitü biliyor musun sen? Ama bizim sayısız Kur'an araştırmaları yapan bilim insanımız var. İnanç- ları arasına İsrailiyat sokmak ve akidelerini bozmak üzere..."
Şu yaşadığımız Ortadoğu toprakları, evladım, Adem'den bu yana hak dinlerin yurdu olmuştur ve dünya nereye evrilirse evrilsin Hak üzere olmaya devam etmesi gerekir. Burası dünyanın eksenidir, eğer eksen hakikatten kayarsa dünyada düzen tamamen kaybolur. Dijital dünyaya hükmet mek isteyenler çiviyi yerinden çıkarmak, sonra da kendi çivilerini çakmak isiyorlar. Buralarda kazık çürümez; bir çakanın bir sökeni çok olur. Bu yüzyılda da Siyonizm ile Evangelizm burada hakkı bâtıla döndürmek istiyor. Senin görevin bâtıla izin vermemek olsun. Unutma; haktan yana olacak, hakkı ikame edeceksin!