Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evet Bay Gray, tanrılar size iyi davranmış. Ama tanrılar verdiklerini hızla geri de alırlar. Gerçek anlamda kusursuzca ve doyasıya yaşamak için sadece birkaç seneniz var. Gençliğiniz gittiğinde güzelliğiniz de bununla birlikte gider ve bir anda sizin için geriye hiçbir zafer kalmadığını fark edersiniz ya da geçmişi hatırlamanın yenilgilerden de acı kılacağı o adi zaferlerin anılarıyla yetineceksiniz. Her ayın sona erişi, sizi korkunç bir şeye yaklaştıracak. Zaman sizi kıskanıyor ve zambaklarınızla güllerinize savaş açıyor olacak. Solacak, avurtlarınız çö-kecek, bakışlarınız donuklaşacak. Çok acılar çekeceksiniz... Ah! Elinizdeyken gençliğinizi kullanın. Altın günlerinizi sıkıcı insanlara kulak asarak, umut vaat etmeyen geleceği iyileştirmeye çalışarak ya da hayatınızı cahillere, sıradan halka ve kaba saba kişilere adayarak heba etmeyin. Bunlar çağımızın hastalıklı amaçları, sahte idealleridir. Yaşayın! İçinizdeki o harikulade hayatı yaşayın! Hiçbir şeyden eksik kalmayın. Her zaman yeni hisler peşinde koşun. Hiçbir şeyden korkmayın... Yeni bir Hedonizm... Yüzyılımızın istediği şey bu.
İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.
Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var... Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.