sonat şen

10/10
·
Beğendi
İnsanlar, duygular arasında hiç sınır olmadığının kanıtı bu kitap. Her kültürde yaşananlar birbirine benziyor. Büyümek, olgun bir insan olarak var olabilmek, kendin kalabilmek ve mutlu olmak hiç de kolay değil. Çok sade bir anlatımla, iki günün içine sığdırılmış bir hayat, duygular, hayal kırıklıkları ve mutluluklar anlatılmış. Yazarın anlatımı, çevirinin de başarısıyla çok güzel akmış. Hayat, ilişkiler hakkında düşünmekten vazgeçmeyenlere, düşüp düşüp ayağa kalkanlara öneririm.
YetişkinlerMarie Aubert · Yan Pasaj · 2024285 okunma
Reklam
8/10
·472 syf.··
2025 49. kitabı
Sami’ler hakkında okuduğum ilk romandı sanırım. Başından sonuna kadar yaşadıkları ortamı, kışı, soğuğu, güneşi hissettiren, kültürlerini olabildiğince aktarmaya çalışan satırlar arasında kayboldum. Onlar için ren geyiklerinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anladım. Her kültürde öteki olmanın çok zor olduğunu bir kez daha düşündüm. Medeniyetin yalnız bıraktığı insanların acılarını hissettim. Kuzey ülkelerinde hep havanın ya da fazla rutin hayatın sebep olduğunu düşündüğüm intiharların aslında koca bir buzdağının görünen yüzü olmasıyla yüzleştim. Keşke çeviri biraz daha özenli yapılsaymış dedim. Bazı yerleri okurken ne demek istediğini düşündüm. Öylesine zorlayan cümleler vardı. Yazım hatalarıyla da birleşince can sıkıcı oldu. Yine de okuduğum için memnunum. Farklı kültürlere ilgi duyanlara, durağanlıktan sıkılmayanlara öneririm.
ÇalınanAnn-Helén Laestadius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024173 okunma

sonat şen

, bir kitap okudu
8/10
·472 syf.··
2025 49. kitabı
Ann-Helén Laestadius
8/10 · 173 okunma
10/10
·224 syf.··
2025 47. kitabı
Okuduklarımı içime sindirebilmem oldukça güç oldu. Nefis bir kurgu, kusursuz bir anlatım. Üç kardeş Nils, Benjamin, Pierre annelerinin ölümü ile bir araya geldiklerinde geçmişle de yüzleşiyorlar. Anlatıcı Benjamin ortanca kardeş. Romanın içinde bugüne ait bölümler saat saat geriye doğru giderken, bugün yaşadıkları her şey kardeşleri geçmişte bir olaya götürüyor. Geçmiş bölümler anlatılırken olaylar hep ileriye doğru akıyor. Bu zaman geçişleri asla yormuyor ama. Benjamin'in gözünden görüyoruz tüm olan biteni. Çocukluklarının en derin izleri, annelerinin küllerini götürdükleri yaz evinde yaşanmış. Çoğunlukla yaz evinde geçen o son yaz yaşananlar anlatılanlar, anımsananlar. Bölük pörçük anılar içinde hep eksik kalan bir parça hissediliyor ama. Bir aile sırrı, anlatılamayan bir yaşanmışlık var belli ki. Kardeşlerin bildiği ama dillendirmekten çekindiği, susmanın araya duvarlar ördüğü bir gerçek. Olayların anlatılan gibi olmadığını hissediyor okur. Son sayfalara kadar patlayacak bombanın fitili minik minik yanıyor. Anlatım dili çok başarılı. Örneğin Benjamin yaz evine yıllar sonra ilk kez geldiğinde, her yeri çocukluğuna ait sahnelerle dolu bu yerde göle doğru ilerlerken kurduğu şu cümle gibi "Toprağın üzerindeki her bir kökten kaçınıp her keskin kayayı atlıyor, çocukluğundan geçiyor." ya da Nils'in lise mezuniyeti sonrası dışarıda arkadaşları ile geçirdiği bir gecenin sonunda eve geldiği anları anlatırken "Dışarıdaki dünya üzerinde parlıyordu, ışıl ışıldı" nasıl vurucu cümleler... Bir kaç kelimeye sığdırılmış, bir dolu yaşanmışlık. Alex Schulman, okuru nasıl yakalayacağını çok iyi biliyor belli ki. Çok sevdim kitabı. Öneririm.
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,152 okunma