Oldukça akıllı, yüzen, dans eden anne babası tarafından sevgi ile büyütülen Arminuta, onüç yaşına geldiğinde bir yalanın içinde yaşadığı gerçeği ile yüzleşiyor ve tüm hayatı allak bullak oluyor. Anne baba bildiği insanların onun gerçek ebeveyni olmadığını bir gün öğreniyor ve o gün gerçek ailesine geri veriliyor. Bir bavula sığan eşyasıyla birlikte kasabada bir evin kapısına bırakıldığında, kendini kimsesiz kalmış hissediyor. O güne kadar el bebek gül bebek bakılarak şehirde büyüyen o kız, bir anda yoksulluğun kucağına düşüyor,4 erkek ve bir kız kardeş sahibi oluyor ve varlığını bile bilmediği o kardeşlerini tanıdığı gün onlarla bir odanın içinde yaşamaya başlıyor. Hatta kız kardeşi Adriana ile aynı yatağı paylaşıyor. Adriana Arminuta iki kız kardeş değil, bir elmanın iki yarısı gibi oluyorlar zamanla. Adriana aralarındaki bir iki yaş farka rağmen geceleri altını ıslatan, ama hayat bilgisi Arminuta’ya göre daha gelişmiş birisi. Ev işleri yapabiliyor, kendini ve kardeşini kimseye ezdirmeyecek kadar hazırcevap, herkesle rahat iletişime girebiliyor. Arminuta ise o yaşa kadar ev işleriyle ilgilenmek zorunda kalmadığı için bu konuda acemi, ama olması gerekeni bilecek kadar akıllı. Okula başladığında çalışkanlığı ve zekası ile hemen öne çıkıyor. Bir de erkek kardeşi Vincenzo var Arminuta’ya yakınlık gösteren. Ama o yaşa kadar bilmedikleri kardeşlikleri onları daha farklı duygularla yaklaştırıyor birbirine. Arminuta arafta gibi yaşıyor. Kime anne baba diyeceğini bilemiyor. Onu büyüten anne babasının neden onu bir anda terkedip gittiğine anlam veremiyor ama yaşadığı bu yeni aileyi de içtenlikle sahiplenemiyor. Gencecik bir çocuğun bu terkedilmişlik hali ve kendi ayaklarında durma çabası, olayları algılayışı, duygu durumu çok güzel anlatılmış. Öneririm.